Bazı istisnalar olsa bile bunlar da Anayasa ve kanunlarda belirtilmiştir.
Ancak bazı hakimlerin mevcut mevzuat yerine mensubu bulundukları FETÖ/PDY'den aldıkları emir ve talimatlara göre kararlar verdiklerini öğrendik.
Bunlardan iyice çizgiden çıkan birisinin FETÖ'nün başındaki kişiyi mahkeme kararıyla Mehdi ilan ettiğini de...
Hakimlik yerine bir tür katiplik yapan yani kendilerine dikte edildiği şekilde kararlar alanlardan Yargı'yı temizleme çalışmaları 17-25 Aralık 2013 Darbe Girişimi sonrası başlamış, ancak fazla bir yol alınamamıştı.
15 Temmuz bu açıdan da milat oldu ve darbe girişimi sonrası hemen her alanda olduğu gibi Yargı'da da ciddi bir temizlik başladı.
Binlerce hakim ve savcının açığa alınması, meslekten atılması şeklinde yürütülen temizlik çalışmalarının, Yargı'da arzu edileni tam olarak sağlayamadığı ve arada mutlaka kriptoların bulunduğu, herkesin ortak kanaati.
Yani kendilerini kamufle etmeyi çok iyi bilen bu örgüt mensuplarından bazılarının halen hakimlik ve savcılık görevinde bulundukları, malum. Bunların ancak bütün araştırmalar tamamlandıktan sonra ortaya çıkarılabilecekleri ve belki de bazılarının saklanmayı başarabilecekleri de...
Hangi bakanlar kurulu?..
15 Temmuz'la ilgili yürütülen adli süreç, zaman zaman bunlardan bazılarının kendilerini ele vermeleri için bir fırsat oluşturuyor. Ve bizler, 17-25 Aralık sonrası 'Türkiye'yi gözden çıkarabiliriz' sözünü sarf edenlerin oluşturduğu FETÖ'ye mensup hakimlerin, ülkemiz kanunları ile yetinmeyip, karar verebilmek için mesela BM Güvenlik Konseyi kararları istediklerine şahit oluyoruz.
Ferhat Ünlü'nün 3 Ekim 2016 tarihli Sabah'taki ('Kamikaze hâkim'in skandal FETÖ kararı) başlıklı haberi; konu için mükemmel bir örnek. İki hafta önce Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ahmet Turan Oral, üyeler Burhan Akbiber ve Nedime İskenderoğlu Güllü'nün imzaları ile alınan kararda şöyle denilmiş: "FETÖ'nün terör örgütü olması için BM Güvenlik Konseyi ve Bakanlar Kurulu kararı gereklidir." İlgili hakimlerin, FETÖ'nün Milli Güvenlik Kurulu tarafından 'Terör Örgütü' olarak ilan edilmesinin hemen ardından, bu hususun Bakanlar Kurulu kararı haline getirildiğini bilmiyor olmaları imkansız.
Dolayısıyla BM Güvenlik Konseyi (kararda 'BM Daimi Konseyi' denilmiş!) kararına ek olarak istedikleri Bakanlar Kurulu kararının hangi ülkeyle ilgili olduğu, belirsiz. Kim bilir, belki de liderlerinin 'otorite' kabul ettiği ülkeyi kast etmişlerdir.
FETÖ'nün başındaki kişiye 'Kainat İmamı' yakıştırmasının boşa yapılmadığı ve adamların Türkiye'yi çoktan gözden çıkardıkları, böylelikle daha iyi anlaşılıyor.
Bundan sonra da bu tür kamikaze davranışlar yaşanacağı ve kriptoların kendilerine ele verecekleri, kesin.
Ancak bu şekilde davranacak kişilere kamikaze denilse bile hakim denilmemesi gerek.
Hakimler, kanunlara göre karar verirler, bir terör örgütünden aldığı emir ve talimatlara göre değil...