CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Asayiş berkemal, ama...

Eklenme Tarihi 23 Eylül 2016
7 Şubat, Gezi, 17-25 Aralık, 15 Temmuz...
Bunların öncesinde ve aralarında niyetlenilen bir sürü şer girişimi de cabası... Cenab-ı Hakk'ın bir lütfu olarak bütün bunların üstesinden gelindi ve Türkiye yolculuğunu sürdürüyor.
Asayiş berkemal yani.
Ancak hepimiz biliyoruz ki, yolculuğun bundan sonraki aşamaları da öyle pek güllük gülistanlık olmayacak. Yani birileri bizimle uğraşmayı hep sürdürecek...
Çünkü varlığımız ve belki ondan da çok ülkeyi yönetenlerin kararlı tavrı, o birilerinin canlarını çok sıkıyor.
15 Temmuz darbe girişimi sırasında silah zoruyla TRT'de okutulan korsan bildiride 'Türkiye'yi uluslararası sistemin söz dinleyen uyumlu bir üyesi yapmak'tan bahsedenler, darbeyi teşvik eden ve destekleyenlerin beklentilerine nasıl karşılık verirlerdi acaba?.. Ya da sistemin egemenleri zaten emirlerinden olacak olanlardan ne gibi şeyler talep ederlerdi?..
Filmi biraz geriye sarıp, soruyu 7 Şubat, Gezi Olayları ve 17-25 Aralık darbe girişimi için de sorabiliriz aslında.
Önceki girişimler başarılı olabilseydi, Yavuz Sultan Selim ve Yeni Havalimanı hayal olur, Kanal İstanbul'un adı bile edilmezdi herhalde.
Üç-beş ağaç diye yola çıkan Gezicilerin ve 'yolsuzluk' sloganıyla darbeye kalkışanların hedefinde bu yatırımlar vardı, malum.
Bunları geçtik. 15 Temmuz başarılı olsaydı Yeni Havalimanı'nın, Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nün durumu ne olur, Kanal İstanbul niyeti sürdürülebilir miydi mesela?.. Sadece bunlar değil, başta milli savunma ile ilgili olanlar olmak üzere Türkiye'yi daha ileriye taşıyacak birçok projenin başına neler gelirdi?
Yüzde 30'u tamamlanmış Yeni Havalimanı ve hatta artık hizmete açılmış Yavuz sultan Selim Köprüsü konusunda halen hazımsızlık çekenler olması, meselenin ehemmiyetini gösteriyor.
Serbestiyet.com'da yayımlanan iki makale de (Akın Özçer; 3. Hava Limanı'na muhalefet artıyor mu? ve Halil Berktay; Öküzün (pardon, üçüncü köprünün) altında buzağı aramak), bahsini ettiğimiz hazımsızlığın öyle maden sodası içmekle filan geçmeyeceğini gösteriyor.

Su uyur düşman uyumaz!..

Bulunduğumuz konumun günümüzün ve geleceğin dünyasında nelere karşılık geldiği üzerinde kafa yormak, yaşamak zorunda kaldıklarımız ve kalacaklarımız hususunda fikir yürütme açısından faydalı olabilir.
İstesek de istemesek de, çok önemli bir konumumuz var. Enerji üretilen havza üzerindeki potansiyel etkilerimiz, enerjinin nakledilmesi ile ilgili benzersiz imkanlarımız ve başka birçok husus, birileri açısından söz dinleyen ve uyumlu davranacak bir Türkiye'yi gerekli kılıyor.
Bu, bir yandan iştihası dizginlenemeyen vahşi kapitalizmle, diğer yandan da bölgemizi ve onun üzerinden dünyayı dizayn etme arzusu duyan güçlerle alakalı bir durum. Hakkı olandan çok daha azına razı olacak ya da böyle bir şeyi gündeme bile getirmeyecek bir Türkiye, birileri açısından tadından yenmeyecek bir hedef.
Ve onlar, bu hedefe ulaşabilme hayalinden hiç ama hiç vazgeçmeyecekler. Evet, 7 Şubat'ı, Gezi Olayları'nı, 17-25 Aralık'ı ve 15 Temmuz darbe girişimini atlattık, şükür. Ancak şimdiki halde asayişin berkemal olmasının, bunun hep böyle süreceği manasına gelmediğini de hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla oynanabilecek bütün oyunlara karşı hepimiz dikkatli ve duyarlı olmak durumundayız.
Malum: Su uyur düşman uyumaz!..