CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Dimyat'a pirince giderken...

Eklenme Tarihi 12 Ocak 2016
Güneydoğu'daki bazı İlçelerde belediyeye ait iş makinaları kullanılarak kazılan hendek ve oluşturulan barikatlar, çıkan yangınlara müdahale etmemekte direnen itfaiye ve benzeri akıl dışı gelişmelerden sonra beklenen olacak gibi.
Fütursuz davranışlarda bulunan başkanların görevden alınmaları ve iş makinalarını terör örgütünün emrine veren belediyelerin elinden bu tür aletlerin alınması ilk adımlar.
Halka hizmet etmek üzere kurulmuş belediyelerin kamu imkanlarını teröre yardım ve yataklık yapmak üzere kullanmalarının önüne geçilebilmesi amacıyla Büyükşehir Belediye Yasası'nda değişiklikler yapılacağına yönelik sinyaller de artıyor.
Güneydoğu'da 100 civarında belediyesi olan ve bunlardan bazılarının bulunduğu ilçelerde 'öz yönetim' merakına kapılan HDP, yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması yerine bunlardan çoğunun tırpanlanmasına sebebiyet veren adımlar atıyor.
Bu durum ister istemez meşhur 'Dimyat'a pirince giderken, evdeki bulgurdan olma' hikayesini hatırlatıyor. Hikaye, Mısır'da Nil üzerinde bulunan Dimyat'a pirinç almaya giden ve yolda soyulan bir tüccarın, nasıl olsa pirinç gelecek diye satılmış olduğundan bulgursuz kalmış olması ile ilgili.
Görünürde yerel yönetimlerin yetkilerinin daha da artırılmasını savunan bir zihniyet, elindeki yetkileri kullanmadığı ya da kötüye kullandığı için, var olanların eksiltilmesine sebep olduğu gibi, daha ileri gelişmeleri de böylelikle engellemiş oluyor yani. Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, Afyon'daki Ak Parti İstişare Toplantısı'nda yaptığı değerlendirmelerle, meselenin gerek ülkemiz ama özellikle de bölgede yaşayan insanlarla ilgili önemine dikkat çekti.

Tuzu kuru(!) belediye...

Davutoğlu'nun bir örnek olarak Mardin Büyükşehir Belediyesi ile ilgili söyledikleri, HDP (BDP) zihniyetinin belediyecilik yaklaşımının ne kadar tuhaf olduğunu net olarak ortaya koyuyor. Gelirlerinin yüzde 96.7'sinin merkezi yönetimden gönderilen paralardan oluşan Mardin Büyükşehir Belediyesi, bunun yarısından fazlasını harcamıyormuş mesela. İlk bakışta, bütün hizmetleri sağlıklı bir şekilde yerine getirilen ve dolayısıyla zengin bir belediye ile karşı karşıya bulunulduğu akla gelse de, olayın aslı başka. Gelirinin yüzde 50'sinden fazlasını -nedensebekleten ve insanların ihtiyaç duyduğu sahalarda yatırıma yönlendirmeyen Mardin Büyükşehir Belediyesi, hizmet de üretmiyor tabii. Başbakan Davutoğlu, söz konusu belediyenin gelirinin harcandığı kadarının da personel maaşlarına ayrıldığını vurgulayarak şunları söylüyor: "Eğer bu gelir fazlası, harcamalara aktarılmış olsaydı, bu zamana kadar yapılan yatırımın 17 kat daha fazlası Mardin'e yapılabilirdi." İmkanlar yerli yerinde kullanılabilseydi Nusaybin, Ömerli gibi ilçelerin kanalizasyon ihtiyacı ve içme suyu probleminin giderilmiş olacağını ifade eden Davutoğlu, bu zihniyetin belediyelerinde hakim olduğu diğer bütün yerlerde de durumun Mardin'in aynısı olduğunu belirtmiş.
Durum 'Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olma meselesini hatırlatıyor. Ancak, fark şurada: Tüccarın niyeti pirinç almaktı. HDP'lilerin dertlerinin yerel yönetimlerde daha fazla yetki olduğu tartışmalı. Bir yandan öz yönetim talebinde bulunurken diğer yandan teröre destek çıkarak belediyelerin yetkilerinin budanmasına sebebiyet vermek, akıl işi değil çünkü.