CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş

EKREM KIZILTAŞ

Yaşananlar ve yaşanacaklar...

Eklenme Tarihi 23 Aralık 2015
Mahiyeti farklı olsa da, Irak'ın Kuveyt'i işgali (Ağustos, 1990) sonrası başlayan 'Körfez Savaşı' (17 Ocak-28 Şubat 1991), bölgede halen yaşanmakta olanlar açısından ders alınacak bir hadisedir. BM kararlarını da arkasına alan ABD savaş makinesi öncülüğündeki koalisyon güçleri, 40 günlük bir sürede uçaklarıyla Kuveyt ve Irak'a 100 bin sorti yapmışlar ve 88 bin 500 ton bomba atmışlardı.
Saddam Hüseyin'in Kuveyt'i işgal kararı almasından başlayıp ardından yaşananlarla ilgili olarak zikredilen birçok iddia vardır. Saddam'ın Kuveyt işgaline ABD tarafından teşvik edilmesi ve Körfez Savaşı sonunda Körfez ülkelerine daha çok silah satışı için iş başında bırakılması, bunlardan sadece ikisi.
İddiaların çoğu komplo teorisi olarak yaftalanıp itibarsızlaştırmaya çalışılsa da; netice olarak Irak ve bu arada kurtarılmaya çalışılan Kuveyt de büyük zarar görmüştü. Savaş bittiğinde bölge ülkelerinin ödedikleri yüz milyarlarca dolarlık 'masraf faturası', işin bir başka yönü...
Bu arada ABD enerji merkezleri ve tabii enerji yolları üzerindeki denetimlerini de sağlamlaştırmıştı...
Suriye ile ilgili olarak önümüzdeki Ocak itibariyle başlayacak olan sürecin neler getireceği kocaman bir meçhul.
İlgili 17 ülkenin Viyana'da aldıkları kararlar; ateşkes görüşmelerini, bir geçiş sürecini ve sonrasında seçimi öngörüyor olsa da; bunun nasıl yapılabileceği, masaya oturacakların kimler olacağı, Esad'ın durumunun ne olacağı gibi birçok önemli husus, belirsiz. 'Kervan yolda düzülür' mantığının bize ait olduğunu zannederdik, ama anlaşılan birçok ülke açısından geçerli bir söz.
Belirsizlik çok, belirli olan ise emperyalist ülkelerin kendi menfaatlerine uygun adımlar atabilmek için şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da her şeyi yapacakları.

Kesin olan 'tahsilat'...

Suriye'nin geleceğinin nasıl olacağı ile ilgili hesaplar, öncesi ve sonrası ile bölge ülkelerinin tamamını yakından ilgilendiren bir mesele.
Çünkü askeri güçlerini bölgeye gönderen ülkelerin, bedelini kendilerinin takdir edeceği faturalar kesecekleri ve bunu müstakbel Suriye yönetiminden tahsil edecekleri açık. Bu şimdiye kadar hep böyle oldu çünkü.
Öncelikle ülkeler arasına fitne sokarak ortalığı karıştıran ve sonrasında güya insan hakları ve demokrasi için bölgeye müdahale eden güçlerin, her defasında züccaciye dükkanına giren bir fil gibi davrandıkları da, bilinen hususlardan.
Ülkeleri çarpıştırarak taraflara silah satmak, işin başlangıç kısmını oluşturur her zaman.
Satışlar sonrası, güya taraflardan birisine yardım için müdahale sıradadır.
Bu da, yeni silahların sahada denenmesi amacına hizmet eder genellikle.
Böylelikle kendisine yardım edilen ülke de yıkımdan nasibini alır.
Bu, yardım eden(!) ülkenin inşaat sektörüne sağlamayı hesapladığı iş imkanları ile alakalıdır...
Hülasa: Komşu ülkeler arasında problemler çıkaran ve sonra güya o problemlerin çözümü için devreye giren ülkeler, esas olarak menfaatlerinin peşindedirler. Pay alabilme ümidi ile bu ülkelerin dümen suyuna girenlerse avuçlarını yalarlar...
Yakın tarihte yaşananlar üzerine düşünüp dersler çıkarmakta fayda var...