Ters girdiği otobanda, trafik radyosunun
'bir aracın otobanda ters yönde ilerlemekte olduğu' şeklindeki anonsunu duyan adam:
'Ne birisi, hepsi ters geliyor' demiş... HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın,
"Trafikte ters yolda giden tek araç AKP'nin aracı" sözü de. Örnekte olduğu gibi.
TBMM'de temsil edilen bir siyasi partinin eş genel başkanı Demirtaş. Ama, meselelerin çözümünü parlamento içinde aramak aklının ucundan bile geçmiyor. Herkesin kendisini ifade ettiğine inanabileceği yeni bir anayasa yapılması yönündeki talepler zirve yapmışken, destek olmak yerine, çatışma ve direnmeden bahsetmeyi tercih ediyor nedense. Bunu yaparken de
saldırganları değil, müdafaa pozisyonunda olanları suçlamaktan da kaçınmıyor.
Müzakere masasını tekmelemeleri ve sebepsiz yere başlatılan terör sebebiyle sürecin rafa kaldırılmasına sebep olduklarını belli ki unutmuş Demirtaş. Herkesin de unuttuğunu zannediyor olmalı ki, "Dünyanın tamamına yakını Türkiye'de müzakere isterken AKP savaş istiyor" diyor. Delili de Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun: "O hendekleri kazanları hendeklere gömene kadar devam edeceğiz" şeklindeki sözleri...
Başbakan'ın yönettiği ülkede huzursuzluk çıkaranlara karşı ne yapması gerektiğini düşünüyor, bilinmez. Ama Devlet'in savaş değil barış istediğini; 'müzakerelerin başlayabilmesi için silahlı eylemlerin bitmesi gerek' diyen dünya ülkelerinin bildiğini de unutuyor. Demirtaş'a göre, ilçelerde insanları yaşadıkları yerleri terk etmeye mecbur bırakacak şekilde barikatlar kurulması, hendekler kazılması, teröristlerin devlet içinde devlet olmaya soyunmaları normal; ama egemen devletin güvenlik güçlerinin bunlarla mücadele etmesi yanlış...
Bizimki normal, Devletinki yanlış...
Aynı şekilde,
güvenlik güçlerinin güya özyönetim denemeleri yapılan yerlere girdiklerinde teröristlerin ateş açmalarını da normal karşılıyor Demirtaş. Hizmet etmek için alınan araçları partisine mensup belediyelerin, halkın hayatını zorlaştırmak için kullanıyor olduğu gerçeğine hiç değinmiyor ve: "Sokağa çıkma yasağı gibi faşizan uygulamalarda biz halkın tarafındayız. Hükümet savaş yanlısı, biz barış yanlısıyız" diyebiliyor, yüzü bile kızarmadan. Tabii bahsi geçen ilçelerde yapılanların özyönetimle alakası olmadığını ve Devletin bu türden girişimlere kesinlikle müsaade etmeyeceğini de iyi biliyor Demirtaş. Ancak, bu konuda
PKK'yı yani Kandil'i ikna edebilmesi mümkün olmadığı için, akla en uzak ihtimale başvuruyor ve kendilerinin yaptıklarının doğru, devletin yaptıklarının yanlış olduğuna inandırmaya çalışıyor insanları.
Selahattin Demirtaş'ın -öncesi ve sonrasını saymazsak-, tek bir cümlesi doğru:
"Yeniden müzakere masasına dönülmesi lazım." Ama bu masanın artık eskisi gibi olmayacağını da bildiği için canı sıkkın. Demirtaş, belli ki zamana oynuyor ve dünyanın nerdeyse bütün ülkelerinin müdahil oldukları ya da olmaya hazırlandıkları Suriye denkleminden hoşlarına gidebilecek bir netice çıkmasını umuyor...
Sanki büyük devletler menfaatleri için değil, Demirtaş ve benzerlerinin kara kaşları, kara gözleri için yanıp tutuşuyorlarmış gibi... Demirtaş karşıdan gelen araçlarda suç aramayı bırakmalı;
trafikte ters yönde olan, kendisi çünkü...