CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

'Ne olacak bu CHP'nin hali?..'

Eklenme Tarihi 13 Kasım 2015
Yenilen pehlivanın güreşe doymaması, sürekli yenilmek arzusundan değil, yapılacak güreşlerin birisinde belki galip gelebileceği ümidinden kaynaklanır. Bunun için de her defasında mümkün olduğu kadar değişik oyunlar deneyerek, rakibini alt etmeye çalışır. Türkiye'deki muhalefetin, özellikle CHP'nin durumunu da 'yenilen pehlivan' yaklaşımı ile izah etmek mümkün. Her güreşe bildik oyunlarıyla çıkma konusunda ısrar ettikleri için yenilecekleri baştan belli. Ard arda aldıkları yenilgiler sebebiyle Yeni Türkiye'yi engelleme konusunda bekleneni veremedikleri için, kendilerinden ümitli olan kesimlerin, 'ne olacak bu CHP'nin hali' muhabbetlerini sıklıkla yaptıkları bir dönemdeyiz. Ancak asıl muhabbetin daha çok 'ne olacak Türkiye'deki bu Sol'un hali' çerçevesinde yapıldığının altını da çizmek gerek. Her ne kadar artık pek esamesi okunmuyor olsa da, Sol'un dünyanın bütün ülkeleri ve bu arada Türkiye için mutlaka gerekli olduğuna inanmış bir kesim var. Bunların nispeten ılımlılarının CHP'de olduklarını söyleyebiliriz. Kendilerine 'gerçek sol' diyenler, yani kalkışma denilebilecek girişimler de dahil, başvurulabilecek her türlü yolla solu hakim kılmak gerektiğini düşünenler, meşreplerine göre değişik partiler ve STK'lara dağılmış durumdalar. İstisnaları müstesna olmak kaydıyla; Toplumu anlamaya kesinlikle yanaşmayan Sol'da, insanların kendilerini bir türlü anlamadığı kanaati halen devam ediyor. İlgi çekici olan bu kanaatin sadece marjinal olanlarda değil, nispeten ılımlı olanlar arasında da yaygın olması. Yani halkı okumak, değerlendirmek ve buradan hareketle yeni politikalar oluşturmak gibi bir niyetleri olmadığından, oldukları yerde duruyor ve toplumun değişmesini bekliyorlar. Bir tür 'armut piş, ağzıma düş!' hali yani.

DEĞİŞMEK Mİ DEĞİŞTİRMEK Mİ?..

Kendileri için 'aşırı' sıfatını kullanabileceğimiz solcular, ütopik dünyalarına ulaşabilmek için halkı tümüyle dışlayan ve dahası doğrudan karşılarına alacakları türden hayaller peşinde. Yakın tarihte çeşitli yolların denenmesi sırasında destek verdikten sonra, iktidarın değişebilmesi için artık sandıktan başka yol kalmadığını nihayet anlayan CHP'de ise bir çare arayışı gözleniyor. Ancak siyasetin tabiatı gereği, gerekirse parti politikalarının bile değişmesi gibisinden ciddi bir arayışları yok. Ilımlı olsalar da Sol'un genel tavrı gereği, halka nasıl yaklaşabilecekleri ve teveccühünü hangi yollarla kazanabilecekleri hakkında değil, onlara parti zihniyetinin nasıl kabul ettirilebilecekleri konusunda kafa yoruyorlar. Rize'nin köylerinden birisinde, yardım için su bidonunu taşıyan kişinin CHP adayı olduğunu öğrenen yaşlı teyzenin, "Ay oğlum, baştan söyleseydin ya CHP'den olduğunu. Şimdi dökmek zorunda kalacağım bu suyu, ben onunla abdest alacaktım" sözünü biliyorlardır oysa. Bu sözün Türkiye'de yaşayan insanların kahir ekseriyetinin CHP'ye olan yaklaşımını aksettirdiğinin de farkındadırlar. Kurultayın olağan mı olağanüstü mü olacağı, genel başkanın değişip değişmeyeceği, yönetimin kimlerden oluşacağı gibi konular tali meseleler. Esas mesele, CHP'nin zihniyetinin değişip değişmeyeceği... CHP'nin 'değiştirme'yi değil, 'değişme'yi düşünmesi gerek...