CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş

EKREM KIZILTAŞ

O kadar yalanı nereden bulacaklar?

Eklenme Tarihi 22 Ekim 2015
HDP'liler, artık her ne düşünüyorlarsa, ana akım medyada gereği kadar yer bulamadıklarından şikayetçi. Bu partiyi temsilen ana akım medyanın televizyonlarında konuşan her bir HDP'li arada bir bu durumu vurgulamaya dikkat ediyor.
Tabii bunu yaparken, aslında tehdit manasına gelebilecek sözler sarfetmekten de geri durmuyorlar. İktidarı rüyasında görse hayra yormayacak bir partiye mensup kişilerin, "Yayın konusunda adil davranmamanın hesabı sorulur" şeklinde cümleler kurması, akla tehdidi getiriyor çünkü.
Ana akım medyanın HDP'lileri ağırlayan mensupları da, 'her siyasi oluşuma eşit uzaklıkta olup, her partinin görüş ve düşüncelerini halka aktarma konusunda da kararlı olduklarını...' ifade ederek, bundan sonra HDP'den daha çok kişiyi ağırlamaktan memnuniyet duyacaklarını belirtiyorlar. Bundan sonra bu partiden daha fazla kişiyi çağıracaklarını ve bunun garip karşılanmaması konusunda bizleri hazırlamaya çalıştıklarını anlıyoruz böylelikle. Kimsenin onlara 'bunları neden çıkarıyorsunuz kardeşim?' dediği yok. Dahası aralarındaki zoraki ittifakın da farkındayız zaten. Konu ile alakalı temel problem, ana akım medyanın televizyonlarında boy gösteren HDP'lilerin, daha çok programa çıktıklarında söyleyebilecek daha fazla yalanı nereden bulacakları ile ilgili. Çünkü bu zevatın katıldıkları programlarda söylediklerinin hemen tamamı yalan. Doğrusunu söyledikleri takdirde başta Kürt kardeşlerimiz olmak üzere kendilerine kimsenin oy vermeyeceğini biliyorlar çünkü.

BİZ SALDIRALIM SİZ SEYREDİN!..

Programlarda konu kaçınılmaz olarak Barış Süreci'nin neden sona erdiği ya da erdirildiği konusuna gelince, HDP'lilerin hemen tamamı, sürecin 7 Haziran'dan sonra doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından bitirildiği yalanına sarılıyor hemen. Söz biraz sonra da yalanın devamına, iddiaları ispatlayacak tek bir delil bile olmasa da, saldırıları devletin başlattığı ve hatta vahşet uyguladığı noktasına kadar geliyor.
Ancak herkesin bildiği gibi, Barış Süreci denildiğinde akla gelen tek aktör olan AK Parti ile köprüleri atan HDP idi. Sürece karşıtlıkları ile bilinen iki partiyle blok kuracakmış gibi takılan HDP'nin bu tavrı, akla Barış Süreci karşıtlığını getiriyordu. Temmuz ayı başında da, 'üst akıl' KCK'nın çatışmasızlığın bittiğini açıklamasını müteakiben PKK'nın terör saldırıları başladı.
Süreci 7 Haziran'la bağlantılı kılma çabası anlamsız. Çatışmasız günlerde bile, PKK'nın binlerle ifade edilen ve can kaybı olmadığı için Barış Süreci'nin hatırına fazla önem verilmeyen saldırıları vardı çünkü. Ortada tuhaf bir hal var, terör örgütü saldırıyor, güvenlik güçleri karşılık veriyor. Ama televizyonlarda boy gösteren HDP'liler, barış için devletin saldırıları durdurması gerektiğinden bahsediyorlar. 'Yalan söyleyin ve bunları o kadar çok tekrarlayın ki, millet bunlara inansın' mantığı ile hareket ediyor HDP'liler. Ana akım medya temsilcileri, emir 'yukarıdan' olduğundan gerekeni soramıyorlar. Ama milletimiz, kimin ne olduğunu ve ne yapmaya çalıştığını biliyor, şükür. Belli ki ana akım medya televizyonlarına HDP'liler daha çok çıkacaklar... Da, o kadar yalanı nereden bulacaklar?