CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Bu kadarı da olmaz ki!..

Eklenme Tarihi 14 Eylül 2015
Dumanlı havadayız. Kurtlar gibi çakallar da bu havayı seviyorlar anlaşılan. Ancak kurtlar avlanmak için, çakallar ortalığı karıştırabilmek için seviyorlar dumanlı havayı belli ki.
Beklenen oldu ve Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırları içerisinde bir ilçe olan Cizre'deki gayri tabii hale bir son verilerek, normal hayata geçiş sağlandı... Benzer girişimlerde hep olduğu ve bundan sonra da hep olması gerektiği gibi.
Silah ve patlayıcı depolanan, cadde ve sokaklarına hendekler açılan, insanların günlük hayatını sürdürebilmesi için gereken her şey engellenen bir ilçeden bahsediyoruz. Silahlı birileri, burada güya özerklik ilan ettiklerini söylüyorlar. Yaptıkları şeyin, gerçek dünyada bir karşılığı yok oysa; özerklik içinde bulunulan bütünün rızasıyla ve ona bağlı olarak söz konusu edilebilecek bir şey. Cizre örneği ise, ellerinde silah olan birilerinin görmeye çalıştıkları bir hayal sadece.
Cizre'de HDP ve PKK'nın yapmaya çalıştığı şeyin başarıya ulaşma şansı olduğuna inanan tek bir kişi bile var mıydı acaba?..
Cizre ya da bir başka ilçe; ülke sınırları içerisinde bir yerde; özerklik, özyönetim ya da hangi ad altında olursa olsun birilerinin kafalarına göre bir yapı oluşturmaya kalkışmasının neticesinin ne olacağı konusunda şüphe duyulabilir mi?.. Suriye'nin kuzeyinde bir PKK/ PYD devleti kurulabileceğine inanan ve hatta bunun için Türkiye'nin de yardımcı olması için çağrıda bulunabilecek kadar kafası sulanmış olanlar hariç, böyle bir şeyin değil yapılmaya kalkışılması, akıldan bile geçirilmemesi gerektiğini herkes bilir. 'Bu kadarı da olmaz ki' denilebilecek türden şeyler yapmaya kalkışıyor birileri ve başka birileri aynı türden fikir ve görüşler döktürüyorlar. Olmayacağını çünkü olmaması gerektiğini bildikleri halde...

Yalandan kim ölmüş!..

Şimdi yapmaya çalıştıkları da, Cizre'de olanlar için devleti suçlamaya kalkışmak.
Meselenin esasına değinemeyecekleri için, ilçede sokağa çıkma yasağı ilan edilen süre içerisinde yaşandığını iddia ettikleri birtakım hadiseler uyduruyorlar. Bunlara delil(!) olarak da, için internetten indirilen ve tamamının yalan olduğunu artık herkesin bildiği görüntüleri kullanıyorlar.
Hemen tamamının yalan olduğu bilinen şu sözler, Seçim Hükümeti'nde bakanlık yapan HDP'li bir isme ait: "Cizre'de büyük bir tahribat olduğu. 20'yi aşkın ölü, 50'ye yakın yaralı ve birçok evin tahrip olduğu ortaya çıktı.
Savaş koşulları sırasında bile ölülerin defnedilmesi, yaralıların hastaneye sevk edilmesi kesinlikle sağlanan bir durumdur.
Cizre'de bunu sağlayamadık... Küçük çocukların bedenlerinin soğutucularda çürümemesi için saklanması bu ülkenin görülecek manzaraları değildir."
Ölü ve yaralı sayısı, ölülerin defni, yaralıların hastaneye sevki, soğutucularda bekletilen küçük çocuk bedeni gibi yalanları bir kenara bırakalım.
Ancak Cizre'de sokağa çıkma yasağı ilan edilmesine, ilçedeki tahribata ve eğer varsa bazı mahrumiyetlere sebebiyet verenin esasında kim ya da kimler olduğuna değinmemiş, Bakan...
Yalanlarını sürdürürse mesele yok, ancak doğruyu söylerse örgüt tarafından hizaya getirileceğini biliyor çünkü...
Malum; yalandan kim ölmüş ki...