Bu konuşmanın hedefi üzerinde "şifre çözücüler'' nedense titizlik gösteremediler. İşte... Bu açıklamanın gereği dün yerine getirildi.
Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesine Suriye'nin cellâtlarından gelen ve 5 vatandaşımızın ölümüne neden olan top mermisinin ardından Diyarbakır'dan kalkan savaş uçakları, Suriye sınırında keşif uçuşu yaptı.
Uçaklar vurulacak hedeflerin koordinatlarını belirledikten sonra bu hedefler anında top atışıyla vuruldu.
Bu vuruştan, Suriye'deki, "Esad'ın katliam çetesi daha iyi anlasın" diye, TBMM Suriye tezkeresini çıkardı.
Suriye'deki katliam çetesi, bunu anlamadığı taktirde ne olur?
Türkiye'nin "Barış harekâtıyla" karşılaşabilir. Yakın tarihimizde bunun çok iyi iki örneği var. Hem hafızaları tazelemek hem de kimi ayrıntıda, kimi esasta bilinmeyenleri öğrenme şansını yakalamak için "Barış harekâtı" sözünü tekrar hatırlamakta yarar var.
1974 yılına dönelim.
Kıbrıs'ta Rum EOKA katliam çetesi dünyaya meydan okuyordu. Türkiye, Kıbrıs Türkleri'nin garantörü olarak uluslararası hukuktan doğan haklarını kullandı.
İngiltere yanımızda değildi. Amerika ayak sürüyordu.
Yunanistan savaşa hazırlanıyordu.
Birleşmiş Milletler seyrediyordu.
Aynı bugün Suriye'de olduğu gibi...
Türkiye egemenlik hakkını kullandı.
Kıbrıs Barış harekâtı yapıldı. Hem Kıbrıs'ta barış sağlandı. Hem de Yunanistan'daki darbeci cunta devrildi.
Bunun adı, "Sabrın taşmasıdır"...
Türkiye'nin yakın tarihinde, 1984 yılında Şemdinli ve Eruh baskınlarıyla başlayan PKK saldırıları, 1998 yılında yeni bir safhaya girmişti.
PKK'nın terörist eylemlerinde artış görülüyordu. Şam'daki Hafız Esad yönetimi Türkiye'ye karşı PKK'yı bir dış politika aracı olarak kullanıyordu. Terörist gruplara sağladığı destek, neredeyse Suriye'nin en büyük dış politika silahı olmuştu.
12 saatte Şam'a:
15 Eylül 1998 'de, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş'in Suriye sınırındaki Hatay'ın Reyhanlı ilçesi yakınlarında konuştu: Türkiye komşularıyla iyi ilişkiler içindedir. Bizim bu iyi niyetimizi Apo eşkıyasını koruyan Suriye istismar etmektedir. Şunu açık söylüyorum ki, artık Türk milleti iyi niyeti konusunda verdiği gayretin sonuna gelmiştir. Sabrımız taşmak üzeredir. Kimsenin toprağında gözümüz yoktur. Hiçbir ülkenin de bizim topraklarımız üzerinde emellerine izin vermeyiz. Bunu komşumuz Suriye'nin çok iyi anlaması lazımdır."
Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı'nın yaptığı konuşmalar, Baba Hafız Esad'a yönelikti. PKK lideri Öcalan'ın uzun yıllardır yaşadığı Suriye'den isteniyordu. Türkiye,Şam'a kadar gidip Öcalan'ı almaya karar vermişti.
Suriye yönetimi hamisi olduğu Abdullah Öcalan'ı Suriye'den gönderdi. Bu gelişmeden sonra tüm dünyada aylar süren bir kovalamaca başladı. Ve Öcalan'ın Kenya'dan 16 Şubat 1999'da Türkiye'ye getirildi.
Bunun adı "sabrın taşmasıdır"...
Oğul Esad, bu iki örnekten ders almalı... Yakın tarihin rafları, halkına ihanet eden liderlerin acı sonları ve kalleş ülkelerin çöküşü ile doludur.
GENİŞ PENCERE
Peki, TBMM'nin kabul ettiği tezkere ne manaya gelmektedir? Olaya daha geniş bir pencereden bakalım.
Suriye tezkeresi bir, "Savaş kararı" değildir. Bölgesel güç Türkiye'nin caydırıcı gücünün dışa yansımasıdır.
Ortadoğu'da gür bir ses tonu ile bölgesel güç olduğunu ilan eden Ankara 'soft power' (yumuşak güç) enstrümanlarını kullanmaktadır.
Bölgesel güç olmanın yolları nereden geçer? Dış politikada etkili, saygın ve sözü dinlenir bir ülke olmanın yolu, ekonomisi, siyaseti, toplumu ile güçlü bir ülke olmaktan geçmektedir. Türkiye, etki alanını Balkanlar, Kafkasya, Afrika ve Ortadoğu ülkelerine yaymak istemektedir. Tarih yeni dönemde Türkiye'nin önüne büyük fırsatlar yaratırken, Batı'dan Doğu'ya kaydığı söylenen güç geçişinin içerisinde bir odak noktası olmak zamanın ruhuna göre hareket etmeyi gerektirir.
SONUÇ:
Tezkerenin (Irak ve Suriye) ruhuna geniş pencereden bakmanın çok büyük yararı olacaktır. Yüzyıl önce, Osmanlı'yı böldüler, cetvellerle harita çizdiler, bizi seyirci durumunda bıraktılar.
Yüzyıl sonra Ortadoğu haritası yeniden çizilirken, ya seyirci olacaksınız ya da oyun kurucu.
Türkiye "büyük" bir ülkedir. Büyüklüğünü, güç ile perçinlemek, "Küresel güç'' pozisyonuna devamlılık kazandırmak zorunda. Oyun kurucu olmanın yolu, caydırıcı gücünü çekinmeden kullanmaktan geçer.