CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol

Eklenme Tarihi 21 Temmuz 2010
Bankaların soyulması dizisi bir bütün halinde devam etmektedir. "Etibank dosyası" yayınlanırken, Zafer Mutlu ile ilgili bölümler gündeme girmiştir. Vatan Gazetesi Yazarı Reha Muhtar, bu olaylara isyan etmesi beklenirken, gazetemizde çıkan bankalar soygunlarını ele alan yazıların sadece bir bölümüne karşılık vermek isteyen bir yazı yazmıştır. Takvim Gazetesi'ndeki dizimiz,"Etibank dosyası" bölümünde, sadece olayları dile getirmiştir. Bu bir kampanya değildir. Vatan Gazetesi'ne birileri "Vur" diyecekse bana demez. Etibank dosyasını yazarken, bankanın yönetim kurulu üyesi olan Zafer Mutlu'nun ismini yazmasak daha mı iyi olurdu? Hapisten çıkan Dinç Bilgin'in Sabah Gazetesi'nin çekirdek kadrosunu alarak ayrılan Mutlu'nun Vatan'ı neden kurduğunu, kimden destek aldığını yazmasak yazıyı eksik bırakmaz mıydı? Batırılan bankalar olayında rol alanların ismini vermek, yaptıklarını anlatmak, başka olaylarla bağlantısını kurmak ne zamandan beri bir kampanya oluyor? Birilerinin "vur" demesi olarak değerlendiriliyor? Dizi, Vatan ile uğraşmıyor. Bankalar dünyasında ismi geçen bazı isimlerin daha sonra şu veya bu gazete yöneticisi olması, o gazete ile uğraşmak olarak yorumlanamaz. Siz kendi adınıza doğru olanlara açıklık getireceğiniz yerde, neden "sahibinin sesi" gibi, başka isimleri gündeme sokma ihtiyacı duyuyorsunuz? Erol Aksoy'un söyledikleri , Gazeteci-Yazar Nuriye Akman'ın röportajından alınmıştır.
Dumanlı'nın cevabı

Reha Muhtar, Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı, 16 Nisan 2007 tarihli Zaman Gazetesi'nde senin için bir yazı yazdı. Tekrar okumanız için, buraya alıyorum: "Erol Aksoy röportajından sonra ilginç polemikler yapıldı. Tartışmanın önemli bir kısmı gereksiz söz yarışından ibaretti. Konuştuğunu unutup, teyp kayıtlarını inkâr eden birini muhatap almak doğru olmaz. Bu arada bir yazarın tenkit okları da Akman'a çevrildi. İddiaları kendine sormama binaen Nuriye Akman'ın verdiği cevabı buraya kaydediyorum: Herkes bilir ki ben teypte olmayan hiçbir şeyi yazmam. Erol Bey ile röportaj sonrasında bir telefon görüşmesi yaptık. Birinci sayfadaki "batık bankacı" ifadesinden duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Kendisine söyleşi metninde bir eksiklik ya da yanlışlık olup olmadığını sordum. Olmadığını söyledi; ama batık bankacı ifadesi onu öfkelendirmişti. Telefonda, daha önce röportajda söylediği "Show'u Reha Muhtar yüzünden sattım" cümlesini çıkarmamı istedi. Bunu kabul etmedim, ama söyleyeceği yeni cümleleri metne monte edebileceğimi söyledim ve yaptığı eklemeleri olduğu gibi kullandım. Böylece, daha önce Show'u satmasının ana sebebi Reha Muhtar iken, bu kez, Reha Muhtar sebeplerden biri haline geldi. Nitekim bölüm başlığında bu anlamı koruduk. Bu telefon görüşmesi de kayıt altındadır. Dolayısıyla Erol Aksoy, o sözleri söylediğini, Reha Muhtar da bu sözlerin söylendiğini gayet tabii ki biliyorlar. Ayrıca Erol Bey Show'u Reha Muhtar yüzünden sattığını daha önce Fatih Altaylı'ya da söylemiş. Altaylı ile 2002'de yaptığım söyleşide bu bilgi var. Komik olan bir şey daha var. İlk yazısında "Erol Bey bunları söylemediğini söyledi" diyen Reha Muhtar, ertesi günkü yazısında Erol Bey'in ağzından laf alınmaya çalışıldığının farkına varmadığını yazarak kendini yalanladı. Yani Erol Aksoy bunları söylemiş; ama ne söylediğinin farkında değilmiş. Reha Muhtar'ın Vatan'daki köşesinde kullandığı "kızımlı", "yavrumlu" üslubun düzeyi ile ilgili söyleyeceğim tek şey; herkesin kendine yakışanı yapacağıdır''

* * *
DOĞRULARDAN ŞAŞMAYIN
Reha Muhtar, "Bu yazı dizisini yazanlar yalan haber yazdıkları gerekçesiyle işten atıldılar"demişsiniz. Bunu nereden biliyorsun? Yoksa sana birisi mi söyledi? Kim söylemişse yalan söylemiş. Reha Muhtar, 1980 yılının Şubat ayında Ulusal Basın Ajansı'nda stajyer muhabir olarak görev başı yaptınız. Diziyi yazan gazeteci, o sırada Hürriyet Gazetesi Ankara Bürosu'nda, kadrolu, basın kartını almış bir gazeteciydi. Basının güzel özelliklerinden birisi de, bir gün önce gazeteciliğe başlayan insana, "ağabey" denir. Demek ki, sizden önce gazeteciliğe başlamış, kişi de "ağabey" durumunda bulunuyordu. Diziyi yazan gazeteci, yalan haber yazdığı için değil, Ankara Temsilcisi ile ters düşmeleri sonucu "ekip hareketi yapıyor" diye, 10 kişilik çekirdek kadronun, altı arkadaşıyla beraber işten çıkarılmış bir kişidir. Rahmetli Çetin Emeç, bir süre sonra, Ankara Temsilcisini de işten çıkarmak zorunda kaldı. İşten çıkarılma sırasında rahmetli Çetin Emeç'in arkadaşlarımıza söylediği güzel sözler, güzel bir anı olarak kalacaktır. Sen UBA' da işe girerken, rahmetli Ufuk Güldemir, diziyi yazan gazetecinin çok yakın arkadaşı idi. Sen, Milliyet Atina muhabiri olurken, gazetenin Ankara Temsilcisi Orhan Tokatlı'nın konuştuğu bir gazeteciydi. Diziyi yazan gazeteci neden ayrılmış, benim de yakından tanıdığım arkadaşlarına bir daha sor, sonra doğruyu yaz. Orhan Veli'nin dediği gibi arkadaş;" Yazık oldu, Süleyman Efendi'ye!