CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Terör ve kalkınma

Eklenme Tarihi 02 Kasım 2010
Türkiye, geçmişte olduğu gibi günümüzde de üzerinde ve yakın çevresinde dünya güç dengesini etkileyebilecek tarzda, sürekli ve çok yönlü olarak çıkar-güç çatışmalarına sahne olan, hassas bir bölgede bulunmaktadır.
Bu nedenle Türkiye üzerinde "değişik isimlerle" çeşitli oyunlar oynanmış ve oynanmaya devam edilmektedir. Türkiye'nin kalkınmasını istemeyen güçler, sürekli olarak onu siyasi, ekonomik, sosyal, politik ve kültürel yönlerden baskı altında tutmanın yollarını aramaktadırlar.
PKK'yı yaşatan, lojistik destek sağlayan oyunların temelinde kalkınmış, modern Türkiye'nin engellenmesi yatıyor. Dışarıda büyük olan Türkiye'nin, içerde büyümeden böyle kalamayacağını açıkça görmeliyiz.
Her olay, PKK'nın bölgesel çekişmelerde araç olarak kullanıldığını gösteriyor. PKK'nın arkasındaki ülkelerin, Türkiye'nin büyümesinden rahatsız olduklarını hepimiz biliyoruz.
Dünyadaki terör hareketleri incelendiğinde, periyodik olarak ve dalgalar halinde ortaya çıktığı, bazen önemini yitirmiş gibi görünse de bilahare yeniden hız kazandığı görülmektedir. Terörün hız kazandığı dönemlerde terörizmle uluslararası siyasal ilişkiler, bölgesel ve ülke düzeyindeki siyasi ve toplumsal sorunlar arasında yakın bir ilişkinin bulunduğunu söylemek mümkündür Oynanan oyunların altında ne yattığını Başbakan Erdoğan anlamlı biçimde yorumluyor: "Terörist saldırılar Türkiye'nin bütün bu reformlarını, kalkınmasını, ilerlemesini hazmedemeyenlerin son çırpınışlarıdır.
Bölgenin kalkınmasını istemeyenler terör saldırılarına yöneliyor. Yoksulluğun bitmesini istemiyorlar. Doğulu güneydoğulu vatandaşlarımın makûs talihinin bitmesini istemiyorlar. Yatırımları, hastaneleri, okulları barajları içlerine sindiremiyorlar.
İşsizliğin bu bölgenin kaderi olarak kalmasını istiyorlar.
İşsizliğin azalmasını kabullenemiyorlar.
Demokratikleşmeden ciddi bir şekilde rahatsızlık duyuyorlar.
Bölge yoksul kalsın, işsiz kalsın, bölgenin insanını istismar edelim diyorlar. Bu alçakça plana, insanlık dışı saldırılara asla ve asla boyun eğilmeyecek."


KURTULMUŞ'UN PARTİSİNDE ÜÇ ESKİ LİDERİN İZLERİ
Numan Kurtulmuş yeni partisini kurdu.
Partinin Kurucular Kurulu'nda eski DP'li Çağrı Erhan, Beyhan Aslan gibi isimlerin yanı sıra siyasete yeni atılacak olan Maliye Bakanlığı eski Müsteşarı Hasan Basri Aktan yer alıyor.
Hasan Basri Aktan'ı, eski başbakan Tansu Çiller, seçim hükümetinde bağımsız ulaştırma bakanı olarak görevlendirmişti.
Şimdi, Çiller'in izleri takip edilecek. Çağrı Erhan'ın DP'deki en büyük destekçisi Mehmet Ağar'dı. Erhan'ın Kurtulmuş'un yanında yer almasıyla yeni partinin içinde Ağar'ın izlerini görmek mümkün olacak. Beyhan Aslan da, Mesut Yılmaz'a yakınlığıyla biliniyor. Mesut Yılmaz'ın da izlerini daha dikkatli takip etme imkânı doğacak.

BÜROKRAT TAMPONLARI
Egemenlik kayıtsız şartsız milletin midir? Yoksa "yetkili organlar"ın mıdır?
Mevcut anayasada, yetkili organların hegemonyası bulunmaktadır. Sabah Gazetesi yazarı Engin Ardıç, bu durumu çok güzel bir yazıyla gündeme getirirken, "Meclisin gücünü yani halkın iradesini frenlemek, törpülemek için icat edilmiş 'bürokrat tamponları' olmasınlar bunlar?" diye yazıyor. 'Bürokrat tamponları' rejim bekçileri olduklarını sanıyorlardı, anayasal organların kendilerine meşru olarak biçilmeyen rollere soyunmaktan çekinmiyorlardı, hukuken varlıklarını sürdürüyorlar ama artık eski güçlerini kaybediyorlar. Şu asla unutulmamalı, Değişime, sivilleşmeye tamponculuk yapmak için en küçük fırsatı değerlendirmek için kenarda bekliyorlar.
Halkımız, yeni Türkiye'nin kodlarını, daha fazla özgürlük, sivilleşme, kültürel zenginlik ve refah talep ederek, bazı anayasal organları, kaynağını Anayasa'dan almayan, konjonktürden kaynaklanan ve adeta imtiyaza dönüştürdüğü yetkileri terk etme sürecine sokmuştur.
Türk demokrasisi ve rejim bekçiliği, esas sahibine dönmektedir.
Yani milletin kendisine...