BÜLENT ERANDAÇ

BÜLENT ERANDAÇ

'Stratejik' hamleler

Eklenme Tarihi 21 Temmuz 2011
Geçen hafta iki yazıyla, Kıbrıs'ın geleceğine ilişkin bazı analizleri aktarmış, Başbakan Erdoğan'ın, AB'ye anlayacağı lisandan sesleneceğini, Kıbrıs'ta ezberleri bozacağını vurgulamıştık.
Erdoğan, KKTC kuruluş törenlerinde yaptığı konuşma ile son noktaları koydu, ezberleri bozdu, AB'ye anlayacağı lisanla seslendi.
Ayrıca, Gazze'ye ziyaret sinyali vererek İsrail dengelerini sarsacak stratejik bir hamle yaptı. Stratejik hamlelerle nokta atışlarının hedefinde; AB, dolayısıyla Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy ve Almanya Başbakanı Merkel, Yunanistan, Kıbrıs Rumlar'ı ve İsrail'in olduğu anlaşılıyor.
Erdoğan'ın son çıkışlarının arka planına bakan diplomatik gözlemciler, bu hamlelerle Türkiye'nin tüm kozları eline geçirmesiyle, bölgesel güç ötesinde küresel aktörlüğünü test ettiğini belirttiler. Önce Dışişleri Bakanı Davutoğlu "AB ile ilişkileri dondurma" açıklamasını yapmıştı.
Başbakan Erdoğan, gayet "açık ve net" konuştu, "Şayet Rumlar o koltuğa oturursa, Türkiye'nin AB ile ilişkileri tamamen donacaktır" dedi. Bu restin, çözümü sağlama ve Rumlar'ın AB dönem başkanlığı yapmasına engel olma amacı taşıdığı açık.
Burada önemli şifre:
Başbakan'ın "tamamen" kelimesidir. Bu kelimenin gelecek aylarda anlamı daha iyi anlaşılacaktır.
Başbakan'ın, "Kıbrıs sorununun adil ve kalıcı bir çözümle sona ermesinin sadece Ada'da değil, Doğu Akdeniz'de de güvenlik, istikrar, işbirliği ve refaha katkıda bulunacağından, yeni bir dönemi başlatacağından" söz etmesi de çok önemli bulundu.
Bilindiği gibi, Doğu Akdeniz kaynıyor. Suriye, Mısır, Lübnan ne olacak belli değil. İsrail değişik oyunlar içinde. Bir de Kıbrıs'ta ortalık karışırsa kaynamakta olan Akdeniz'de istikrarın bozulması kaçınılmaz olacak.
Bu açıklama ile Başbakan'ın Kıbrıs'ta çözümü sağlayarak, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz'e yeniden şekil verecek masalara daha güçlü konumda oturmak istediği düşünülüyor.

Gazze hamlesi
İsrail'in bir süreden beri çok sıkıştığını ve Ortadoğu'da yalnızlık çekmeye başladığını gözlemliyorduk. Son olarak ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'un İstanbul'da yaptığı temaslarda, Türkiye ile İsrail'i barıştırma çabalarını görünce, İsrail'in girdiği sıkıntılı dönemi daha iyi anlamak mümkün oldu.
Amerikan Başkanı Obama'nın ve Hillary Clinton'un arayı bulmak için devreye girmeleri bir atasözümüzü akıllara getiriyor: "Eden bulur." Çünkü dünyamız "etme bulma dünyası"dır.
Bu dünya kötülük yapanların kötülük gördüğü bir dünyadır.
Hiçbir ülke, yaptıklarımız yanımıza kalır, gün olur, devran döner, her şey unutulur diye düşünmemelidir. "Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" ama Türkiye'nin İsrail'i affetmesinin üç koşulu belli. "Mavi Marmara için Türkiye'den özür dilemek, öldürdükleri Türk vatandaşlarına tazminat vermek ve Gazze ablukasını kaldırmak."
BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un Mavi Marmara olayını araştırmak için kurduğu "Palmer Paneli" raporunu bazı taktiklerle geciktirdiği biliniyor. İsrail
sıkıştı

Erdoğan'ın Gazze açıklamasının, çok yönlü sonuçları olacak stratejik bir hamle olduğu vurgulandı ve "Başbakan bir taraftan İsrail'i köşeye sıkıştırarak özür dilemeye zorluyor, diğer taraftan İsrail'in tezgâhladığı bir oyunu deşifre ediyor" yorumu yapıldı. İsrail'in bir taraftan Türkiye ile ilişkileri düzeltmek için taktikler içine girdiği, diğer taraftan Türkiye'yi kuşatmaya çalıştığı dikkatlerden kaçmıyor.
Türkiye, Ortadoğu'da derinleşip İsrail'i tecrit ederken, İsrail çevremizde kendince duvarlar inşa etmeye çalışıyor. İsrail Cumhurbaşkanı ve Başbakanı'nın, bir süreden beri, Güney Kıbrıs ve Yunanistan'a acayip el uzattığı, Türkiye'ye karşı bazı köprüler kurduğu ifade ediliyor.
İsrail'in yakın çevremizde güya duvar örme temaslarını tek tek sıralarsak, resmin bütününü görmemiz daha kolay olacaktır:
21 Temmuz 2010: Yunan Başbakanı Yorgo Papandreu İsrail'e gitti. Papandreu, son 30 yıldır bu ülkeyi ziyaret eden ilk Yunan başbakanı oldu.
17 Ağustos 2010: İsrail Başbakanı Netenyahu Yunanistan'a gitti.
10 Temmuz 2011: Yunanistan Cumhurbaşkanı Karolos Papulyas, İsrail'e gitti.
3 Eylül 2010: İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, Kıbrıs Rum kesiminde.
14 Mart 2011: Rum lideri Hristofyas, 11 yıl aradan sonra İsrail'i ziyaret eden ilk Kıbrıs Rum yönetimi lideri oldu.
28 Temmuz 2011: İsrail Cumhurbaşkanı Peres Kıbrıs Rum kesimine gidecek.