"Askeri karargâh" deyince, Orgeneral İlker Başbuğ'un yönetim yeri Genelkurmay Başkanlığı karargâhı akla gelir. Kuvvet komutanları (Kara, Deniz, Hava, Jandarma) ikinci başkan, J-5 denen başkanlar düşünülür.
Önemli ve hassas olaylarda toplumumuz merak eder. Karargâhlarda ne oluyor? Ne düşünülüyor? Demeçlere, konuşmalara, ziyaretlere bakarak analizler yapılır.
Türkiye'nin sivil karargâhını anlamak için, Erdoğan'ın Başdanışmanı, (Erdoğan'ın günlüklerini yazıyor) Yalçın Akdoğan'ın, takma adla Yeni Şafak gazetesinde "Yasin Doğan" imzası ile yazdığı köşe yazılarına dikkatlice bakmak yararlıdır.
Son dönemde yaşanan "eksen kayması", "neo-Osmanlıcılık", "İslam dünyasına yüzünü dönme" gibi tartışmalar yoğunlaştı. Bu konuda Erdoğan karargâhından bazı detaylar Doğan'ın son yazısından anlaşılıyor.
"Anlaşılan birileri Türkiye'nin Suriye ve Libya ile vizeleri kaldırmasından, Rusya ile ekonomik işbirliğini geliştirmesinden, Ermenistan ile ilişkileri normalleştirmesinden, İsrail'in hatalarını yüzüne vurmasından son derece rahatsızlık duymaktadır" yorumu yapılıyor.
Analizler "
Eksen kayması, neo-Osmanlıcılık, İslam dünyasına dönme tartışmaları kasıtlı ve ideolojik önyargılara dayanan tartışmalardır. İsrail'in etkili olduğu lobiler marifetiyle Türkiye aleyhine başlattığı karalama kampanyası var. Neo-Osmanlıcılık tartışmalarının ateşlenmesi sağlanıyor.
Türkiye, İsrail gibi İran'ın nükleer silaha sahip olmamasını isteyebilir, ancak İsrail gibi savaş veya askeri müdahale yönteminin kullanılmasını istemek zorunda değildir. Dünya İsrail'in hak-hukuk tanımayan, gayrı insani dayatmalarına çanak tutmak, onun yanlışlarını görmezden gelmek, onun şımarıklıklarına katlanmak zorunda da değildir."
Eksen
Türkiye içinde AK Parti düşmanlığıyla maruf olan laikçi kesimin "eksen kayması" tartışması başlatması iç siyasete yönelik bir manipülasyondur. Türkiye dışında estirilen "neo- Osmanlıcı" fırtınası da Türkiye'yi mevcut aktif ve onurlu dış politika yerine geçmişin uydu ülkesi haline getirip eksene değil, "yörünge"ye sokma çabasıdır.
Türkiye'yi yörüngelerine oturtamayanlar, eksen kayması tartışması çıkarıyorlar. Evet, Türkiye'nin ekseni, kendi ulusal menfaatleri yönünde kaymıştır.
Ortadoğu
Bugün Ortadoğu'da en fazla söz sahibi olan veya ortalığı karıştıran ülkeler İngiltere, Almanya ve Fransa'dır. Avrupa'nın lider ülkeleri bir yandan İran'ı uyarırken, diğer yandan alttan alta ekonomik işbirliği yapıyorlar.
Türkiye'yi bu tür kampanyalarla köşeye sıkıştırmak isteyenler, aslında kendi inisiyatif alanlarını kaybetmekten, Türkiye'nin etkinlik kazanmasından korkuyorlar.
Bizim yerli tepeden inmeciler de kendi küçük hesapları sebebiyle Türkiye'nin ulusal menfaatlerinin zafiyete uğratılmasına sebep olacak böyle bir yaygara yapabiliyorlar.
Türkiye'nin duruşu
Türkiye'nin dış politikasında ve uluslararası ilişkilerinde Avrupa'nın, Türk ve İslam dünyasının, komşu/civar ülkelerin ve ABD'nin özel bir yeri ve önemi vardır.
Türkiye, Asya'ya ve Türk dünyasına sırtını dönemez. Türkiye İslam dünyasına, Ortadoğu'ya da sırtını dönemez. Türkiye komşularla ilişkilerini gözden çıkaramaz. Türkiye'nin dışpolitik ekseninde AB ve ABD'nin özel bir yeri vardır. Türkiye'nin yüzü batıdan doğuya, laik dünyadan İslam dünyasına dönmemiştir.
Türkiye gibi ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasal bağları tüm bu bölgelere uzanan, menfaatleri tüm bu bölgeleri kuşatan bir ülkenin tek bir bölgeyi tercih edip, diğerlerini yok sayması mümkün değildir.
On yıllar boyunca yanı başında, Ortadoğu'da yaşanan hiçbir olaya tepki gösteremeyen, müdahil olamayan, bırakın süreçlerde yer almayı, gelişmeleri bile yorumlayamayan bir yönetim anlayışının, Türkiye'nin bu bölgeye yönelik aktif bir tutum takınmasını, duyarlı bir tavır geliştirmesini eleştiri konusu yapması mümkün de değildir, doğru da değildir."