Almanya Başbakanı Ankara ziyareti elbette önemli ve görüşmelerde hangi konular dile getirilirse getirilsin ana tema, Türkiye'nin AB'ye üyeliği oldu.Şu gerçek ortaya çıktı. Türkiye'nin AB'ye ilişkin jeopolitik sabrı azalıyor. Artık bu böyle gidemez.
AB'nin yapılandırmak istediği yeni ekonomik düzen sabır kavramına tezat oluşturacak gibi. Merkel ve Sarkozy'inin oynadığı kozlar, doyurulması imkânsız bir açlık hissi gibi görünüyor.
Türkiye-AB İlişkileri, kaplumbağa ile tavşanın hikâyesine benziyor.
Bu hikâye neydi?
''Tavşanın birisi çok övünüyormuş.
- Bu ormanda benden hızlı koşan yoktur. Varsa gelsin yarışalım diye söyleyip geziyormuş. Kaplumbağa bir gün:
- O kadar böbürlenme kendine de o kadar güvenme. Ben senden daha hızlı koşarım. İstersen yarışalım, demiş.
Tavşan kaplumbağanın bu sözlerine kahkahalarla gülerek:
- Sen mi benimle yarışacaksın. Diyerek alay etmiş. Ama yinede yarışı kabul etmiş.
Yarışın başlangıç ve bitiş yerlerini belirlemişler, yarış başlamış.
Tavşan çok hızlı başlamış. Ama biraz ileriye gidince geri dönüp bakmış ki tavşan, kaplumbağa hiç görünmüyor. Yatmış bir ağacın dibine uyumuş. Uyandığında. , bakmış ki kaplumbağa yarışı bitirmek üzere.
Tavşan koşmuş fakat kaplumbağa varış yerine ondan önce ulaşmış.
Kaplumbağa tavşana:
" Hiçbir zaman kendini başkalarından üstün görme.
Sen, uyudun, ben çalışarak seni geçtim"demiş...
Merkel ve Sarkozy'in anlatılan olaydan alması gereken dersler yok mu?
Ekonomik gücü gerileyen AB'nin başta Ortadoğu olmak üzere pek çok yerde politik olarak da güç kaybetmeye başlamış ve yaşanan fiyaskolarla dünya genelinde negatif eleştirilerin de odağı haline gelmiştir.
Türkiye yepyeni ufuklara açılmaya başlamıştır.
Türkiye'nin sabrı tükenirse, kaybeden AB olacaktır.