CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Neden Myanmar?

Eklenme Tarihi 13 Ağustos 2012
Myanmar'da Müslümanlar öldürülüyor. Türkiye el uzatıyor. Dış odakları bıraktık, içimizden RUHSUZ birileri, "Ne işimiz var orada" diyebiliyor.
Somali'de aç insanlara Türkiye el uzatıyor, aynı güruhlar aynı teranede. Gazze'ye İsrail bomba yağdırıyor, dünya sessiz, Türkiye ayağa kalkıyor. Aynı odaklar utanmadan, "Bize ne Gazze'den" diyebiliyor.
Afganistan'a, Lübnan'a, Pakistan'a, Kosova'ya askerlerimizi gönderiyoruz. Ruhsuz çevreler, çekinmeden-utanmadan hemen eleştrilere başlıyor. "Neden her yere askerimiz gidiyormuş..."
Bir ruhsuzluk. Bir kansızlık. Bir heyecan yokluluk.
Ne yaparlarsa yapsınlar, bazıları kalemlerinden kan damlatsın, dünyanın her yerine askerimiz barış için, insanlık için gidecek. Nerede emperyalistlerin zalimliği varsa, sesimizi duyacaklar. Bunlar yapılacak bu sayede, ruhsuzları, kansızları da yakından tanıma fırsatı bulacağız.

Büyük devlet-millet

Büyük devlet olmanın özellikleri vardır. Büyük devlet, tarihi şuura sahip bir millete sahip olmaktan geçer.
Coğrafya, nüfus, milli kültür gibi üç temel unsur, milletlerin büyüklüğünün, potansiyelinin ölçüsüdür. İlim-teknoloji, zenginlik, milletleri güçlü yapan ana faktörlerdir.
Büyük devlet, her siyasal ve sosyal gelişmeye karşı "akıllı devlet" olmalıdır. Akıllı devletlerin birden fazla çözüm planı vardır. Bu planları sade iktidar partileri yapmaz; muhalefet de sorunlara alternatif çözümler üretir.
Klişeleşmiş tek söylemle sorunlara çözüm üretebileceğinizi düşünürseniz, başınızı kuma gömmekten başka bir şey yapmış olmazsınız. Ama bazı toplumlarda aklın yolunu bazen akılsızlık ve bağnazlıklar ne yazık ki kesmeye çalışmaktadır.
Büyük devlet, bir iddia sahibi olmaktan geçer. Dünya hakimiyetinde, medeniyetinde, kültüründe iddiası olan, bunu tarihte ispat etmiş olan bir geçmişimiz var.
Tarihe, dünya siyasetine hem "büyük" (nüfus, coğrafya, millî kültür) hem de "güçlü" (ilim, teknoloji-zenginlik) olan milletler yön vermiş, dünya bunlar arasında paylaşılmış, medeniyetleri, kültürleri bunlar etkilemiştir.
Osmanlı Devleti ve devamında bu gerçeğe göre kafasını kaldırmış, Türkiye, İslam dünyasının temsilcisi durumuna gelmiştir. Bunun gereğini çekinmeden yapacaktır. Suriye, Libya, Yemen halkına uzanan BEYNİMİZDE-ellerimizde, şevkat, heyecan, ruh, tarihi şuur vardır.
Dünya küçüktür. Bu küçük dünyada heyecan duymak gerekir.
İşte bunun için dünyanın neresinde Müslüman varsa, Türk devletleri varsa, Türkiye orada olmalıdır.

Dünya tarihi siyaseti

Bu küçük dünyanın neresinde Müslüman varsa, oraya el uzatmanın, gitmenin, onlarla beraber olmanın dünya tarihi-siyaseti açısından da çok önemi vardır.
Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra İslam ve Türk Dünyası, büyük güç olmaktan çıkmış ve kendi kabuğuna çekilmiş, parçalanmıştır. Şimdi, üzerimizdeki ölü toprağını silkeliyorsak, içine kapanmış, duvarların arkasında heyecansız ve ruhsuz bırakılmış bir ülkenin evlatları olmaktan çıkıyorsak, dünyanın neresinde Türk devletleri varsa, Müslümanlar varsa, onların yanına gitmemizden neden birileri korkmaktadır?
Türkiye
'nin dünya hakimiyetinde hâlâ var olduğunu ve büyük millet rolünü oynamaya devam ettiğini göstermek çabaları, neden ruhsuz ve kansız çevreleri rahatsız ediyor?
İslâm dünyasının Türkiye'yi temsil etmesinden ve İslam'ın üstünlüğünü ispat etmeye çalışmasından, neden bazı çevreler gocunuyor?
Emperyalizmin tarihini yazan Hıristiyan güçlerin
, gerektiğinde karşılarında Türkiye'yi görmelerinden birileri neden rahatsız olmaktadır?
Suriye'ye bakınız. Ölen de öldüren de Müslüman halk. Emperyalist çevrelerin kılı kıpırdamıyor olabilir ama Türkiye'nin atak olmasından neden rahatsız oluyorsunuz?
Bırakın emperyalist ülkeleri, Müslüman İran'ın açık desteğini görünce sukut-u hayale uğruyoruz.
Adında İslam olan bir İran Cumhuriyeti'nin, Müslümanlar'ın, hedef gözetmeksizin çocukları, kadınları öldürmesi vahşetine sessiz kalmasını onlar kabulleniyorsa, biz kabullenmiyoruz.

Mezarlıklarımıza dikkat
Türkler'
in yaşadığı, Türk'ün ayağı nereye değmişse, 3 kıtada Afrika'da, Asya'da, Avrupa'da, Yemen şehitleri, Balkanlar'ın şehitleri, Asya şehitleri her yerde şehit mezarlıklarımız vardır. Ve bin yılların şehit anıları vardır. Bu şehitlerin üzerine destanlar yazılmış, şiirler yazılmış, şarkılar söylenmiş, aziz ruhumuzun en zarif noktası şehit anılarıyla bağlıdır.
Dünyadaki Türk Devletleri coğrafyasına giden insanlarımızın çoğu, hayatının baharında, gençliğini yaşamadan gittiler. Onlar bir ideal için, bir ruh için gittiler.
Türkiye; bugünlerde yine çok zor bir sınavdan geçiyor. Türkiye'ye, İslam dünyasına karşı saldırılar sürüyor. Çünkü bu saldırıların merkezi Asya, Hazar ve Kafkaslar, bu dünyanın beynidir, bel kemiğidir.
Çünkü dünyanın en büyük servetleri buradadır. Dünyanın en güzel insan potansiyeli buradadır. Tarih burada.
Bu bizim dünyamızdır. Bu bizim dünyamızı parçalamak için, Türk ve İslam dünyasını parçalamak için, dünyanın küresel devletleri emperyal düşüncelerle ayaktadır.
Yapılanlar, petrol için, altın için, pamuk içindir. Afganistan'a demokrasi adına gittiler. Irak'a demokrasi adına gidip 1 milyon insanı öldürdüler. Libya'da petrol için, Suriye'de stratejik hedefler için varlar. Bunların hepsi oyundur. Bu oyunların hedefi bellidir.
Ve Türkiye kafasını kaldırmış, "Ne yapıyorsun, durun bakalım" deyince, yıpratılmanın hedefine konmuştur. İçteki ve dıştaki ruhsuz ve kansız çevrelerde görevlerini yerine getirmeye başlamışlardır.

SONUÇ
Yüzyıllarca büyük devlet olmuş, yeniden bu özelliğini göstermeye başlayan ülkemizin, dünyanın neresinde bir vahşet varsa sahip çıkması, el uzatması, uzaklıklara bakmadan gitmesi bizim tarihi görevimizdir.