Bu, demokrasi adına büyük bir kayıptır.
21'inci yüzyılın ikinci 10 yılında darbenin varlığı, darbecilerin kendi halkına kurşun sıkması, Mısır halkı ve insanlık adına utanç vericidir.
Kahire'de insanlık suçu işleniyor.
Nerede insanlık?
Nerede Birleşmiş Milletler?
Mısır'da darbe olunca, "En kötü sivil yönetim en iyi askeri yönetimden iyiyidir" felsefesini bilen, dört darbe yaşamış Türkiye'de milyonlar, halkın iradesini silah zoruyla yok saymayı tüm samimiyetiyle kınamıştı.
İkiyüzlü Batı, SİSİ darbesine bir türlü darbe diyememişti.
Çünkü işlerine gelmiyordu.
Hani Batı demokrasiden yanaydı. Batı, Mısır'da samimiyet testinde sınıfta kaldı.
Hatta dünyanın bir numaralı küresel gücü Amerikan'ın Dışişleri Bakanı Kerry, "Mısır'da ordu demokrasiyi inşa ediyor" diyebilecek kadar, insan haklarını göz ardı edebildi.
İkiyüzlü Batı, Kahire'de kanlar akarken, ne yapıyor? Seyrediyor.
Türkiye, Cumhurbaşkanı ile Başbakan'ı ile halkı ile ayağa kalkarken, uluslararası kuruluşları kıpırdanmaya zorlarken, gözler İslam Birliği'ni, Arap Birliği'ni elbette arıyor...
Suriye'de, Irak'ta, Filistin'de, Gazze'de, kan akarken kılını kıpırdatmayan BM için Başbakan Erdoğan'ın, "Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi olayları sadece seyrediyor. Nasihatler veriyor.
Peki, bu kurum niye kuruldu? Dünya barışını tesis için. Dünya huzuruna katkıda bulunmak için. Eğer bunu başaramıyorsa, bunu sağlayamıyorsa, o zaman ne anlamı var'' isyanının ne kadar haklı olduğu, Mısır dramı karşısında da daha iyi anlaşılmaktadır.
Ankara sert çıktı
Mısır'da darbe karşıtlarına yönelik müdahalenin ardından Erdoğan sert bir çıkış yaptı: "Can kayıplarından darbe yolu ile yönetime el koyan mevcut idare sorumludur. BM güvenlik konseyi ve uluslararası camia katliamın durdurulması için harekete geçmeli. Uluslararası toplumun sessiz kalması bugünkü müdahale için mevcut yönetimi cesaretlendirmiştir."
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'da Mısır'da yaşanan katliamla ilgili çıkışı sürdürdü:
"Mısır'da günlerdir şiddet eylemine karışmadan demokratik tepkilerini gösteren kitlelere yapılan müdahale hiç bir şekilde kabul edilemez. Olayların başlamasının bu yana muhataplarımla görüşüyorum.
Uluslararası kamuoyunun küresel vicdanı yaralayan sessizliğine artık bir son vermesi gerekiyor.
Batı ülkelerinin bu sınavda izleyeceği tavır tüm bölge halkları tarafından dikkatle izlenecek.
Uluslararası kamuoyunun küresel vicdanı yaralayan sessizliğine artık bir son vermesi gerekiyor. Mısır'da yaşananların demokrasiye hizmet etmediğini artık herkesin görmesi ve tepki göstermesi gerek. Bugün doğru yerde durmayanlar yarın kimseye demokrasi dersi veremez."
Gazze'ye saldırı
Mısır ordusunun katliama başladığı saatlerde İsrail'in de Gazze'ye saldırması dikkatlerden kaçmadı.
Sisi'nin askerleri meydanlarda halkın üzerine saldırırken, İsrail savaş uçakları Gazze'de iki ayrı hedefe hava saldırısı düzenledi.
Bir tesadüf olabilir mi?
Bu vesile ile hatırlayalım. İHH insani yardım Vakfı ve Özgür Gazze Örgütü'nün organize ettiği Gazze'ye insani yardım taşıyan 6 gemiye; Akdeniz'in uluslararası sahasında İsrail ordusunun 31 Mayıs 2010'da yaptığı saldırı da, 21. yüzyılın bir başka yüzkarası olayıdır.
SONUÇ: Darbeye alkış tutan Batı utansın. Halkına kurşun sıkan darbecileri destekleyen ülkeler utansın.
İnsanlık bu acılardan ders çıkarmalı. Küresel vicdanı, küresel adaleti mutlaka artık devreye sokmalıdır.