Aslında, referandumun kendine değil de, referanduma sunulacak konuya itiraz ediyorlarmış gibi görünüyorlar; ancak dış algılama sandığa gitmekten çekiyorlarmış şeklinde.
Neden? Muhalefet neden korkuyor?
Bu işin ne kadar riskli olduğunu iktidar biliyor, riski göze alıyor.
Bırakın referandumu kaybetmeyi, çıkacak oy oranındaki bir düşme dahi iktidarı sıkıntıya sokabilir. Hele genel seçimlere giderken, böyle bir yol kazasına uğramak AK Parti açısından riskli değil mi?
Kimler Cumhuriyetçi? Kimler Halkçı?
CUMHURİYET'çiyiz diyenler, Cumhur'a karşılar, cumhuri idareye muhalifler. HALK'çıyız diyenler halk ile adeta savaşıyorlar.
TÜRK MİLLETİ'nin tercihinden korkup REFERANDUM istemiyorlar.
Nereye gömecekmişiz?
Hepimiz Karadenizliler kadar özgüvenli olsak, hani ne anayasa değişikliğinden korkacağız, ne demokratik açılımdan ama nerde Temel'ler nerede diğerleri?
Temel'i çok düşünceli gören dostları nedenini sormuşlar... "Duymuyor musun?" demiş, "Çin'le savaşacakmışız..." "Eee. N'olacak savaşırsak, korkuyor musun?" "Yok, canum, ne korkmasi uşağum" diye yanıtlamış Temel... "O kadar insani nereye gömeceğuz diye düşüneyrum"
Türkiye'de kuvvetler mücadelesi var. Bunu herkes görüyor.
Bugünlerde gerek anayasa gerekse gündemdeki anayasa değişiklik teklifi vesilesiyle kuvvetler ayrılığı meselesini tartışıyoruz.
Tarihin yaprakları arasında gezelim. 'tevhid-i kuvva' (kuvvetler birliği). 'Tefrik-i kuvva' (kuvvetler ayrılığı).
Demokrasi, demokratikleşme tartışmaları bugünün meselesi değil.
Tanzimatla girilen yolda en büyük adımlardan biri Sultan Abdülaziz zamanında atıldı. O zamana kadar mutlakiyet idaresi manasına gelen kuvvetler birliği prensibine göre yönetilen Osmanlı'nın idaresi 1 Nisan 1868'den itibaren 'tefrik-i kuvva' yani kuvvetler ayrılığı esasına dayandırıldı...
1960 darbesine kadar, kuvvetler birliği sistemi yürütüldü. Sonra kuvvetler ayrılığı prensibi işlemeye başlatıldı. Anayasa'nın üzerine şal örtüldü.1961 Anayasası 12 Mart darbe ortamında olağanüstü dönemin Başbakanı rahmetli Nihat Erim'in tabiriyle bir süre 'Anayasa'nın üzerine şal örtüldükten' sonra yapılan değişikliklerle 1982'ye kadar yürürlükte kaldı.
Kuvvetler ayrılığı, kuvvetlerin birbiri ile mücadele etmesi değildir. Milli iradenin tecelli etmesini sağlamak mücadeleden değil, işbirliğinden geçer. Kuvvetler güçlerini milletten aldıklarını hiçbir zaman unutmamalıdır
* * *
Günün sözü
Kendi evin camdan ise komşuna taş atma.