Başbakan Erdoğan, yürekten bir konuşma yaparak, 12 yıldan beri vatan hasreti çeken Fethullah Gülen'e çağrıda bulundu: "Gurbet hasrettir.
Hasretin bedeli çok ağırdır. Biz, gurbette olup, şu vatan topraklarının hasretini duyanları aramızda görmek istiyoruz" dedi.
Erdoğan, bu konuşmasıyla, 7 Şubat'ta özel yetkili mahkeme savcılarının MİT müsteşarını ifadeye çağırmaları ile başlatılmış tartışmalara son noktayı koymuş, Türkiye üzerinde ameliyat yapmak isteyenleri deşifre etmiştir.
Bu çağrı sonrası, Fetullah Gülen hocanın, Türkiye'ye dönmesinin büyük faydası olacağını herkes düşünüyor. Gülen Hocanın dönüşü, Türkiye üzerinde ameliyat yapmak isteyecek yerli ve yabancı derin güçlerin hesabını bozacak, siyasi ve iktisadi istikrarın devamında çimento görevi yapacaktır.
Artık yeni Türkiye var. Bu Türkiye herkesi kucaklayarak, 2023 hedefine yürümek istiyor.
İşler kolaylaşıyor
Anayasa Mahkemesi'nin "2014 yılında cumhurbaşkanlığı seçiminin yapılması" kararı da Türkiye üzerinde ameliyat yapmak isteyenlerin önünü kesmiş, kaos plancılarının ve siyaset mühendislerinin fitne ateşini düşürmüştür. Hukukun modern toplumdaki görevi geleceği görmek, değişim ve gelişimin önünü açacak kararlar vermektir. Dünlere kadar, değişimin önünü kesen kararları ile tanıdığımız Anayasa Mahkemesi, Türkiye'nin değişim dinamiğinin önünü açan bir karar vermiştir. .
Erdoğan, 2014'te ne yapacak?
Başkanlık sistemi nasıl şekillenecek?
2014'ten sonra Abdullah Gül, başbakanlığa nasıl gelecek? 2015 seçimlerini kim kazanacak? Bu soruların yanıtları 2023 hedefindeki Türkiye'nin 10-15 yıllık profilinin çizilmesi anlamına gelecektir.
AYM kararı, yeni anayasanın hazırlanmasına uygun bir zaman yaratacak. Başkanlık sistemi tartışmalarının daha mantıklı şekilde yapılmasını sağlayacak. Demokratik açılımlarla PKK'nın pasifize edilmesi, tarihi bir prangadan kurtulacak Türkiye'nin 2023'e daha rahat yürümesi koşullarını yaratacaktır.
El Cezire projesi
Bu yılın başında, (09.01.2012) Frankfurt'ta yaptığı açıklamada, "Silah Kürtlerin sigortasıdır. Bu sorun var olduğu müddetçe o silahlar Kürtlerin güvencesidir'' diyen Leyla Zana'nın 6 ay sonraki açıklamaları herkesi şaşırttı.
Ne oldu? Nasıl oldu? Neden oldu?
Daha neler olacak? Zana'nın açıklamalarının arka planında ne var?
Altı ay içinde neler olduğunu, başlıklar halinde yazarsak, büyük fotoğrafı daha net görebiliriz:
Hükümetin güvenlik önlemleri çok etkili olmaya başladı. KCK operasyonları PKK'nın direniş hareketini kırdı.
Irak, fiilen üç parçalı oldu. 4 Nisan 2012 günü, Kuzey Irak Kürt yönetimi lideri Mesut Barzani Amerika'ya gitti.Barzani, ABD dönüşü Ankara'ya geldi ve, "PKK silah bıraksın'' dedi.
BDP heyeti, aniden 23 Nisan 2012 tarihinde ABD'ye gitti. "Silahla bir yere gidemezseniz, müzakereye geçin" mesajını aldı. Ve Leyla Zana ortaya çıktı. Zana'nın "Erdoğan'ın yanında durmalıyız" açıklaması sonrası Şerafettin Elçi'nin gelişmeleri desteklemesi, Kürt sorununda bir "ümit" olabileceği inancı yarattı.
SONUÇ: Değişim gerçekleşirse, PKK, müzakere yoluyla tasfiye edilecek. Türkiye ve Irak'ın iki bölgesi ekonomik ve siyasi entegrasyon ile Türkiye'ye bağlanacak. Daha sonra Suriye bu entegrasyona dahil edilecek. El Cezire projesi canlanıyor.