Cumhurbaşkanı seçimine yönelik, farklı fotoğrafları yan yana koyarak, bir analiz yapalım.
Referandum öncesi
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal 21 Ekim'de yapılacak referandum öncesinde Anayasa değişikliği metninden 11. Cumhurbaşkanı ile ilgili düzenlemenin çıkarılmasını ya da referandumdan tümüyle vazgeçilmesini önerdi. "Türkiye hazırlanan anayasa değişikliği paketiyle maalesef bir hukuk krizi, bir cumhurbaşkanlığı sorunu sıkıntısı içine sürüklenmektedir. Yol yakınken bu konuda bir düzenleme yapılsın. Meclis'te bu karmaşayı düzeltmek için atılacak bir adıma destek veririz" demişti.
Baykal, 2007'de Köşk seçimi için bir taktik yapmıştı. Amacı, "Erdoğan, Gül ve Arınç olmasın, başkası olabilir, mesela Abdüllatif Şener olsun" şeklinde idi. Erdoğan, Baykal'ın kendisini hangi zemine çekmek istediğini anlamıştı.
Referandum sonrası
30 Eylül 2009 günü, Baykal, TBMM'de bir uzlaşma sağlanırsa Cumhurbaşkanı'nın Parlamento tarafından seçilmesi sistemine yeniden dönülmesine yönelik düzenlemeye destek vereceklerini söyledi. Bu ani çıkış merak uyandırdı.
Baykal'ın sözleri, "masum bir teklif" gibi görünse de "altında yatan sebepleri" çok iyi tahlil etmek gerekir. Baykal, niçin "Halk seçmesin, meclis seçsin" demektedir.
Baykal diyor ki "Halk tarafından seçilmiş bir cumhurbaşkanı, başkanlık ya da yarı başkanlık sisteminde olur. Meclisin seçmesi daha uygun olur. Biz de bir anayasa değişikliğine destek verir ve o eski yola dönebiliriz."
Sorulmalı
Cumhurbaşkanı'nı "halkın seçmesi" ne karşı çıkıp, "Meclis seçsin" diyenlere sormak lazım. "2007'de Meclis'e niye seçtirmediniz?"
Cumhurbaşkanlığı seçimi "Meclis'teki tıkanma" sebebiyle "referandum" a götürülmüş ve halk, "Cumhurbaşkanı'nı ben seçeceğim" demiştir. Niye demiştir? Çünkü görmüştür ki; "367 oyunları" ile "Meclis'in iradesine ipotek" konulmuştur. "Meclis ne derse desin, yargının dediği olmaktadır. Madem, Meclis seçecekti; Meclis'in iradesine 2007'de niye ipotek konuldu? O halde, bu ısrar niye?
Gazetelerde "kafes" operasyonu haberleri yayınlanıyor.
AK Parti'nin 2011 seçimlerinde iktidardan düşürülmesinin hedeflendiği ve cumhurbaşkanını halkın seçmesinin engellenmesinin planlandığı söyleniyor. 2012'deki seçimde cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçeceğine dikkat çekilerek, bunun değiştirilmesi için 2011 seçimlerinde AK Parti dışındaki partilerin Anayasa'yı değiştirecek nitelikli çoğunluğu sağlaması üzerinde duruluyor.
Kanadoğlu
367 krizinin mimarı Yargıtay Onursal Başkanı Sabih Kanadoğlu, "Erdoğan'ın 2012 yılında cumhurbaşkanı olmasını tam bir rüya olarak görüyorum" diyor.
Sonuç, Cumhurbaşkanını halka seçtirmemek için planlar yapılıyor, senaryolar hazırlanıyor. Tarihi gerçekler asla unutulmasın, halkla mücadeleden kimse başarılı çıkamamıştır.