Türkiye'nin yaklaşık 60 yıllık hayali gerçekleşiyor. Defalarca girişimde bulunulan fakat bir türlü yapılamayan nükleer santrale Türkiye ilk kez bu kadar yaklaştı. Mersin-Akkuyu'da kurulacak nükleer santralin yapımı 2013'te hız kazanacak, elektrik üretmeye ise 2019'da başlayacak.
Uranyum, bor ve toryum gibi geleceğin kaderini çizen madenlere sahip Türkiye'nin enerji bağımlılığı konusunda yeni hamleleri gündeme giriyor. Türkiye'nin elinin bir an önce enerji yatırımlarıyla güçlendirilmesi gerekirken, önümüzdeki 30 yıllık projeksiyon ve enerji hesaplamalarında nükleerin de hakkı teslim ediliyor.
Doğalgaz ya da petrol vanasının başındaki ülkelerin inisiyatiflerine bağlı kalmak istemeyen Türkiye'nin doğalgaz krizi, coğrafya ve kaynak bağımlılığı, en az enerji üretme yöntemi olarak bilinen nükleer santralleri acil olarak devreye sokmasından bahsediliyor.
GELECEĞİN TERCİHLERİ
Turquie Diplomatique yönetmeni, uluslararası stratejist Ömer Özkaya, günümüzde petrolcülerle nükleerciler arasında bir mücadele yaşandığını, ABD ve Rusya'nın, dünyayı yönetecek araç olarak nükleeri kullandığına işaret etti, TAKVİM'e bazı analizler yaptı: Nükleer santrallar, iki tür yakıtla çalışır:
1- Doğal uranyum... Bu santrale Kando Tipi Santral denir.
Bu santral tipi dünyada herkese verilmez. Çünkü bu, topraktan çıkarılan doğal uranyumla çalışır ve ülkesine enerjide bağımsızlık getirir.
Lazım olan şey, sadece santralı işletme teknolojisine sahip olmaktır.
2- Zenginleşmiş uranyum...
Dünyada yaygınlaştırılmak istenen santral tipi ise zenginleştirilmiş uranyumla çalışandır. Uranyumu zenginleştirme teknolojisine ise dünyada sadece 4-5 devlet sahiptir. Zenginleştirilmiş uranyumla çalışan nükleer santrallar, ülkelerine gerçek bir bağımsızlık vermez, çünkü yakıt temininde bu 4-5 ülkeye bağımlılık vardır. ABD ve Rusya'nın niyeti, petrolün yerine nükleer ihdas ederek; zenginleştirilmiş uranyumla çalışan nükleer santralları yaygınlaştırarak, bu santralların yakıtı olan zenginleştirilmiş uranyum teknolojisi vasıtasıyla dünyayı kontrollerinde tutmaktır.
Dünya, bugüne kadar petrolle idare edildi, yakın geleceğin dünyasının idaresi ise zenginleştirilmiş uranyumla sağlanacak. Bundan sonra uluslar arası mücadele, Tanzanya ve Moğolistan gibi zengin uranyumun siyasi kontrolü ve uranyumu zenginleştirme teknolojisine sahip olma alanlarında yaşanacak."
Türkiye'nin uranyum, toryum ve bor madenlerine sahip olmasının, gelecek için çok önemli olduğunu vurgulayan Ömer Özkaya, "Şimdi, enerjide dışa bağımlı Türkiye, gelecekte güçlü bir şekilde var olabilmek için, ya doğal uranyumla çalışan Kando santrali seçmeli, ya da uranyumu zenginleştirme teknolojisine sahip olmalıdır. "İpotekli" bağımsızlık, bağımsızlık değildir. Ufukta toryum elementi ile çalışan santraller var. '4. nesil nükleer reaktör' olarak anılan toryumlu santraller, bu elementin özelliklerinden dolayı patlama ve radyasyon konusunda daha güvenli olacak. Toryum özellikle Türkiye için ayrıca umut verici bir gelecek vaat ediyor. Çünkü dünya rezervinin yaklaşık yarısı Anadolu'da. Türkiye toryumla çalışan nükleer santral kurabilirse bir anlamda enerji güvenliğini garanti altına almış olacak.