Obama'nın gelişi mücadelenin süreceği İslam dünyası ve Afrika'ya bir mesajdı ve ABD'nin bunlara düşman olmadığı mesajını veriyordu. Şu anda Afrika'nın birçok yerinde Obama'nın resimleri afiş halinde asılı duruyor ve İslam dünyasında onun Müslüman olduğu söyleniyor. Gelişmeler misyonunun bittiğini gösteriyor."
Prof. Dr. Kaynak'ı bu yorumlara götüren gelişmelerin arka planında, aralarında İsrail'deki aşırı sağ gruplara destek veren Musevi lobileriyle silah ve petrol lobilerinin de bulunduğu sertlik yanlılarının, Obama'ya yönelik büyük bir yıpratma kampanyası başlatmalarının yattığını görüyoruz.
Obama'nın söndüğüne ilişkin yorumları kuvvetlendiren gelişmeler şöyle sıralanıyor: "Silah ve petrol lobileri ile içli dışlı olan derin devlet unsurlarının, 2012 başkanlık seçimlerinde Obama'yı yenilgiye uğratmak için bir dizi komplo uyguladığı iddia ediliyor.
Amerikan Başkanı'nın, İsrail Başbakanı Netanyahu ile görüşmesinden hemen önce Yahudi yerleşim birimlerine ilişkin eleştirileri, ertesinde de Filistin'in Birleşmiş Milletler'de tanınmasına sıcak bakması, İsrail aşırı sağına destek veren Yahudi lobileri rahatsız etti.
Debkafile, Besa Center gibi İsrail gizli servisi MOSSAD'la yakın bağları olan düşünce kuruluşları, Obama'yı İsrail-Amerika Birleşik Devletleri ilişkilerine darbe vurmakla suçladı.
Washington yönetiminin, tam da borç tavanı tartışmaları nedeniyle sıkıntılı günler geçirdiği bir dönemde kredi derecelendirme kuruluşu Standard and Poors'un ABD tarihinde ilk kez notunu düşürmesi bu kapsamda değerlendiriliyor.
Muhafakazar eğilimli Çay Partisi'ne destek veren sertlik yanlısı grupların da, Usame bin Ladin'in öldürülmesi sonrasında Obama'nın popülaritesinin yükselmesinden rahatsızlık duyduğu haber veriliyor."
Tam da bu iklimde, Bin Ladin operasyonunu gerçekleştiren özel time mensup 30 askerin bulunduğu helikopterin, başkent Kabil'e çok yakın bir noktada, Vardak'ta Taliban militanlarınca düşürülmesi kafalarda soru işaretlerine yol açıyor. Özel timdeki bütün askerlerin ölümüne sebep olan saldırının, Amerikan askerlerinin çekilme takviminin açıklandığı sırada yaşanması komplo teorisyenlerinin elini güçlendiriyor.
TARİH NE DİYOR?
Yıllar önce, İsrail'e yakınlık göstermeyen Kennedy, öldürülmüştü.
Yerine İsrail dostu Başkan yardımcısı Johnson getirilmişti. Yine güçlü Yahudi lobilerinin ve onların kontrolü altında olan Amerikan derin devletinin, Obama'nın sonu nu getirme olasılığını yabana atmamak gerek.
Hatırlayalım, Kennedy suikastında MOSSAD'ın rolü ile ilgili en detaylı çalışma, Amerikalı Michael Collins Piper'in Final Judgement (Son Hüküm) adlı kitabında ortaya kondu: İsrail Başbakanı Ben Gurion, Kennedy'nin varlığının İsrail için bir tehdit oluşturduğunu söyleyerek istifa etmişti. Bu, Başkan'ın ortadan kaldırılması için yeterliydi.
Suikasttaki "İsrail Hipotezi"ni güçlendiren bir başka nokta, Kennedy'nin ardından Başkan olan Johnson'ın İsrail'e olan büyük yakınlığıdır. O tarihe kadar görev yapan Amerikan Başkanları içinde "En İsrail yanlısı" sayılan Johnson, ilk kez Yahudi Devleti'ne büyük miktarlarda silah yardımı yapmış, 1967 savaşı sırasında İsrail'e gizli yollardan askeri araç ve deneyimli personel göndermişti.
Piper, öncelikle Kennedy ile İsrail yönetimi arasındaki çatışmanın detaylarını inceliyordu. Bu çatışma o kadar keskindi ki, İsrail Başbakanı Ben Gurion, Nisan 1963'te Kennedy'nin varlığının İsrail'i tehdit ettiğini öne sürerek istifa etmişti.
Kennedy, İsrail yönetimini, basta Yahudi Devleti'nin nükleer programına yaptığı engellemeler olmak üzere, çok rahatsız etmişti.
Suikastın ayrıntılarında çok sayıda Mossad bağlantısı vardı.
Delil yetersizliği ile davadan beraat eden, ancak suikastla ilgisi olduğu aşikâr olan Shaw, MOSSAD'ın paravan şirketi olarak işlev gören bir firmanın yönetim kuruluşunda çalışıyordu.
Piper'in kitabında konuyla ilgili önemli bilgiler aktaran eski bir Fransız istihbaratçı vardır. Bu kişi, MOSSAD'ın suikastçılarıyla bağlantı kurarken, Fransız istihbaratındaki bir ajandan yararlandığını söyler.
MOSSAD'la suikastçılar arasında aracılık yapan bu Fransız ajan, Cezayir yanlısı tutumundan dolayı Kennedy'den nefret etmektedir.
Piper, suikasttaki MOSSAD bağlantısının hasıraltı edilmesine de değinir. Belli kişiler, suçu mümkün olduğunca uzak adreslere atmaya çalışmışlardır. Suikastı inceleyen Warren Komisyonu'na, sorumlunun KGB olduğu konusunda en çok telkinde bulunan kişi, CIA eski şefi James J. Angleton'dır.
Angleton'ın en önemli özelliği ise İsrail ve MOSSAD'a olan ünlü yakınlığıdır; CIA şefi olduğu dönemde "MOSSAD'ın manevi babası" unvanını kazanmıştır.