İsrail ile Kıbrıs Rumları'nın ( ve Yunanistan) Doğu Akdeniz'de petrol-gaz arama platformunun çalışma günü yaklaşırken, Türkiye'nin askeri ve diplomatik silahları hazır hale getiriliyor. Askeri silahlarımızdan, Türk donanması ve Hava kuvvetlerine bağlı sistemlerin, İsrail, Lübnan, Suriye, Kıbrıs ve Mısır'ın 12 millik denizalanı dışında cirit atacağı belirtiliyor.
Diplomatik silahlarımızın da, Doğu Akdeniz'de 200 deniz miline kadar Türkiye'nin münhasır ekonomik bölge ilanı, Kıbrıs Rum Kesimi başkenti Larnaka'nın 12 deniz mili dışında petrol arama ve gaz platformu kurmaya kadar bir seri seçeneği içerdiği vurgulanıyor.
YİNE NEO-CON'LAR
Uyuşmazlık konusu sahanın büyüklüğü ve bu sahada varlığı ileri sürülen büyük petrol yataklarının İsrail ve arkasına Yahudi sermayesini alan Neo-Con'ların enerji şirketlerinin iştahını kabarttığı gözleniyor. İsrail'in Delek Energy ve Amerikan Noble Energy firmaları petrol arama çalışmalarına başlıyor.
TÜRKİYE'NİN ALANI
Türkiye MEB'e (Münhasır Ekonomik Bölge)konusuna girmede, Doğu Akdeniz'deki bazı parametrelere bakalım. Mersin'den bazı ülkelere uzaklıklar şöyle: (Bir deniz mili 1852 kilometre) Mersin (Türkiye)-Lazkiye (Suriye) 262 deniz mili Mersin-Beyrut (Lübnan) 298 deniz mili Mersin-Hayfa (İsrail) 319 deniz mili Mersin-Telaviv (İsrail) 348 deniz mili Mersin-Port-Said(Mısır) 345 deniz mili Mersin-İskenderiye (Mısır)337 deniz mili Mersin-Magosa (KKTC) 250 deniz mili Mersin-Meis (Yunanistan) 79 deniz mili Mersin-Rodos (Yunanistan) 191 deniz mili
SIKINTILI BÖLGE
Türkiye, Doğu Akdeniz'de 200 deniz miline kadar MEB ilan edecek. Bu durumda, İsrail ve Rumlar'ın,(bizim) dediği bölgeler de Türkiye MEB'i içine girmiş olacak.
Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de ilan edeceği MEB'inin yüz ölçümü yaklaşık 145 bin km2'dir ve tüm kıta sahanlığı alanlarımızın yaklaşık üçte birini oluşturmaktadır. Ege Denizi'nde sahip olabileceğimiz kıta sahanlığından büyük olan bu alan, Marmara Denizi ve Kıbrıs Adası'nın her birinin 10 katından fazla ve Karadeniz'in tamamındaki Kıta Sahanlığımıza denk büyüklüktedir.
Rumlar, Kıbrıs Adası'nın güneyinde, İsrail, Mısır ve Lübnan ile çizdiği sınırların içerisinde 13 adet petrol arama ruhsat sahası ilan etmiştir.
Rumlar'ın ilan ettiği 13 adet ruhsat sahasının toplam yüzölçümü 70 bin km2'dir. Bunlardan 1, 4, 5, 6 ve 7 numaralı sahalar, Türkiye'nin haklarını saklı tuttuğu Doğu Akdeniz'deki kıta sahanlığı alanlarının 7 bin km2'lik kısmına tecavüz etmiştir. Rumlar'ın yutmaya çalıştığı bu lokma, Kıbrıs Adası'nda hükmettiği alandan büyüktür.
Rumlar, Türkiye'nin haklarına tecavüz eden alanlar da dâhil olmak üzere, geriye kalan 11 sahada ruhsat vermek için ihale açmıştır. Rumlar'ın mevcut uygulamaları Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) haklarını da ihlal etmektedir.
Rumlar'ın ihaleye açtığı alanların yüz ölçümü 55 bin km2'ye ulaşmaktadır. Türkiye'nin haklarına tecavüz eden 7 bin km2'lik alan çıktıktan sonra geriye kalan 48 bin km2'lik sahanın her bir santimetre karesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin de hakları vardır.
Eğer Yunanistan ve Rumlar'ın sürmekte olan çabaları sonuç verir ise, Türkiye bölgedeki bu 145 bin km2'lik kıta sahanlığı alanının 71 bin km2'sini Yunanistan'a, 33 bin km2'sini GKRY'ye kaptıracak, kendisine de sadece 41 bin km2'lik bir alan kalacaktır.
Açıkçası Doğu Akdeniz'deki 145 bin km2;'lik bu kıta sahanlığı parçasına sahip olup olamamak, Türkiye'nin denizlerinin üçte birine sahip olup olamamak anlamına gelmektedir.
Yunanistan'ın Girit, Kaşot, Kerpe ve Meis adalarını birleştiren hattı esas alarak Mısır ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırı çizme çabaları, diğer taraftan da Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ortak hatları esas alarak, bunları hakkaniyete uygun hale getirmeye dahi gerek görmeden MEB sınırları oluşturma politikaları sürmektedir.
Türkiye'nin kıta sahanlığına tecavüz eden bölgelerde arama ruhsatı verilmesi, hukuk dışı uygulamadan başka hiç bir şey değildir. Bu yönüyle hukuki sonuç doğurması da beklenemez.