Peki, Nancy Pelosi neden emeline ulaşamadı?
Tarihi bir kuraldır: "Ekonomik ve siyasi olarak kuvvetli isen, dünya geleceğini iyi okuyorsan, karşında hangi lobi olursa olsun başarılı olamaz." İşte Türkiye'nin geldiği yeri gösteren bu gerçek karşısında en büyük kayba uğrayan, şüphesiz Madam Pelosi ve Ermeni diasporası (Bir ulusun anavatanından çıkarak başka ülkelerde dağılmış olarak yaşayan topluluklarını ifade eder) olmuştur.
Türkiye'nin 'One minute'çıkışı ve Mavi Marmara'ya yapılan insanlık dışı saldırı sonrasında batı basınında başlayan ve bir kısım Türk medyasına yansıtılan bütün o "kriz senaryolarına" ne oldu?
Yahudi lobisini kaybeden Türkiye, Kongre'den ağır darbe yiyecekti?
Ermeni lobisi, İran olayından ve İsrail karşıtlığından Amerika yönetimini etki altına alarak, hani Türkiye'yi köşeye sıkıştıracaktı? "Eksen kayma" lafları çıkarıldı ne oldu?
Amerika ile Türkiye'nin arasını açma çabaları ne oldu?
Bakmayın siz, Yahudi lobisinin kontrolündeki uluslararası yayın organları ve İsrail basınından kaynaklanan feryatlara.
Bunların taktik ve oyun olduğu görülmüştür. Önemli olan, nerede durduğun ve bu duruşta sergilediğin politika önemlidir.
Dünyanın ekseni değişirken, Türkiye yerinde durmamış, küresel gelişmeleri anında okumuş, ona göre davranmaya başlamış. Önemli olan budur. Şu artık iyice anlaşılsın, Türkiye attığı her bağımsız adımdan sonra bir "hesap verme" ve "cezalandırılma" paniği yaşamayacaktır. Küresel aktör olmanın imkânlarını sonuna kadar değerlendirecektir.
Bu noktaya kolay gelmedik. Türkiye'yi bu noktaya getiren, Türk milletinin şaşmaz hafızası ve milli iradeyi arkasına alan iktidarın uluslararası arenadaki makul ve mantıklı politikasıdır.
* * *
DEŞİFRE OLAN TEZGAHLAR
PKK terör örgütünün sözde başı Abdullah Öcalan'ın yazdığı taslak üzerinden Türkiye'ye demokrasi geleceğini iddia edenlerin söylediklerini dinliyoruz günlerdir. Öcalan'ın talepleri karşılanırsa Türkiye'nin demokratik bir ülke olacağı sanki beyinlere sokulmak isteniyor.
Türkiye'de, etnik kökeni ne olursa olsun her vatandaş terörün bitmesini, annelerin gözyaşının dinmesini, askerin sağ salim evine dönmesini, güvenlik elemanlarının ölmemesini, demokrasinin kökleşmesini istiyor. Ama kimse bunlar olsun diye, Türkiye'nin adım adım bölünmesi tezgâhlarına sessiz kalmaya, susmaya razı olmayacaktır. Asla taviz vermeyecektir.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan son noktayı koydu, "Tek devlet, tek millet, tek bayrak" çerçevesi içinde Türkiye'nin demokratikleşmesine paralel Türk-Kürt kim olursa olsun bütün vatandaşlarımızın meseleleri çözülecektir.
Yapılan gizli ve açık tüm araştırmalarda, Kürt vatandaşlarımızın önemli bir çoğunluğu özerklik, bağımsızlık veya konfederasyon talebinde bulunmuyor.
Ama şu gerçek ortadadır, bölücü PKK terörü, Kürt vatandaşlarımızın meselesinin çözümünde artık en önemli engel haline gelmiştir. Deşifre olan bölücü Kürtçülük yapanlar, Türkiye'nin demokratikleşmesi ile Kürt vatandaşlarımızın çoğunluğunun önünün açılmasına en büyük engeldir.