CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Demirel'in cebindeki

Eklenme Tarihi 06 Haziran 2012
1960 yılından günümüze kadar her olayı bilen, takip eden, iç ve dış bağlantıları en iyi biçimde değerlendiren, Türkiye'nin sisli bulvarlarını, gizli dehlizlerini aydınlatabilecek bir duayen siyasetçi, Süleyman Demirel'dir.
TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu, yarın, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Güniz Sokak'taki evinde görüşecek.
Demirel'in yakın çevresinden aldığım bilgiler ve tecrübelerime göre şu gelişmeler olacak.
Demirel, "Demokrat Parti iktidarının su müdürü idim. 27 Mayıs 1960 darbesiyle Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nden alındım" diye konuşmaya başlayacak. 1963 yılında AP Genel Başkanı seçilmesini, 1965 seçimlerinde tek başına iktidara gelmesini anlatacak. Demirel, 1980 öncesi konuşmalarında, 27 Mayıs 1960 darbesi için "27 Mayıs'ı hiçbir şahsa, zümreye, hiçbir sınıfa karşı olmayan birleştirici bir hareket olarak kabul etmeliyiz" demişti.
12 Mart 1971 darbesinde Demirel Başbakan'dı. Konuşmasını "63 yıllık çok partili hayatımızdaki buhranlardan birine tekabül eder.
Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından MİT Müsteşarı Fuat Doğu aracı yapılarak darbe perdelenerek görevi bırakmaya zorlandık" şeklinde sürdürecek.
11 Mart 1971 günü, MİT'in efsanevi müsteşarı Fuat Doğu'nun, Güniz Sokak'taki evine gelmesini, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'dan önemli bir mesaj getirdiğini anlatacak. Sunay, Demirel'den görevinden ayrılmasını istemekte, bunun sağlık nedenleriyle açıklanmasının daha şık olacağı telkininde bulunmaktadır.
Demirel, "Paşam siz ne diyorsunuz?" der; Doğu o tarihte korgeneraldir. Demirel daha iki gün önce, 9 Mart cuntası açığa çıktığında soluğu Köşk'te almış, kötü şeyler duyduğunu, önüne geçmek için alınacak bir önlem varsa, birlikte almaya hazır olduğunu söylemiştir. Sunay, "Yok bir şey. Merak etme, ben burada oldukça size bir şey olmaz" der.
Demirel, "Hükümet bunu dikkate almazsa, ertesi gün parlamento kapatılacak. Parlamentodan bir tek itiraz sesi çıktı; o da bizim (Adalet Partisi) milletvekilimiz Kadri Erogan. Cumhurbaşkanı 'Beni aştılar' dedi, çekildi. Hükümet yalnız kaldı.
Cumhurbaşkanı yoktu ortada. Emekli edebilseydik muhtemelen ordunun içinden gelen bir hareketle yine 27 Mayıs daha olacaktı" dedi.
Demirel, "1980 darbesinde Başbakandım... 12 Eylül'de elimden Başbakanlık alındı. Halkımız, 12 Eylül idaresinin yaptığı anayasaya yüzde 92 oy verdi. 12 Eylül'le siyasi olarak hesaplaşmak gerekiyordu, ben de bunu yaptım. Nasıl yaptım? Başbakanlık elimden alındı. Siyasi yasak getirildi. 12 Eylül'le meydanlarda hesaplaştım.
Başbakan ve Cumhurbaşkanı oldum.
28 Şubat 1997 post-modern sürecinde Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'di.
Demirel, şık bir siyah takım elbisesinin mendil cebinden bir Anayasa kitapçığı çıkartıp Komisyon'a konuşacak. Cumhurbaşkanı yetkilerini gösteren 105. maddeyi okuyacak ve "Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine Anayasa Mahkemesi dahil, yargı mercilerine başvurulamaz. Cumhurbaşkanı, vatana ihanetten dolayı, TBMM üye tamsayısının en az üçte birinin teklifi üzerine, üye tamsayısının en az dörtte üçünün vereceği kararla suçlandırılır. O gün Cumhurbaşkanıydım.
Ben olmasaydım, darbe olacaktı" diyecek. MGK yetkilerini gösteren Anayasa'yı okuyacak...
SONUÇ: Demirel son olarak, "Bölünmeye yol açılmamalı. Şimdi ben hesaplaşıyorum diye toplumda bölünmeye yol açarsanız bundan bir fayda çıkmaz. Toplum zaten bir kutuplaşmanın içinde. Bugünlerde Türkiye'ye en çok lazım olan şey birlik ve beraberliktir. Türkiye'yi bölmenin, kutuplara ayırmanın manası yoktur" diyecek.