CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ

BÜLENT ERANDAÇ

Darbelerin anası 12 Eylül mü 27 Mayıs mı?

Eklenme Tarihi 09 Ekim 2012
TBMM darbeleri inceleme komisyonuna bilgi veren Gazeteci-Yazar Mehmet Ali Birand, 'Darbelerin anası 12 Eylül'dür' demiş. Ve eklemiş, "12 Eylül darbesi Türkiye'nin modelini değiştirdi, ülkenin nasıl yönetileceğini gösteren en ince yasalara kadar girdi'' Tarihi olaylara günümüzün gözlükleri ile bakarsak, darbelerin "anası'' 12 Eylül değil, 27 Mayıs'tır.
27 Mayıs "gaddar bir aile reisi" ise, 12 Eylül onun "arsız ve ve utanmaz" çocuğudur.
27 Mayıs birçok yönüyle, halkımızda, 12 Eylül'ün travmasının çok ötesinde derin izler bıraktı.
27 Mayıs'ın darbelerin anası olma özelliğini bir tek rezalet bile tescil eder.
Halkın oyları ile gelmiş, üç defa seçim kazanmış Başbakan Adnan Menderes'in, Fatin Rüştü Zorlu'nun ve Hasan Polatkan'ın asılması insanlık suçudur. Rezalettir. Demokrasi şehitlerinin acısının, 52 yıl geçmiş olmasına rağmen milletimizin aziz ruhunda yaşaması, o darbeye "ana" özelliği kazandırır.

27 MAYIS'IN DERİN İZLERİ

27 Mayıs darbesine "ana'' olma parametrelerini yeniden hatırlayalım: "27 Mayıs darbesi, siyasetten ekonomiye hukuktan sosyal yaşantıya kadar, hür millete yeni elbise giydirme ile sonuçlandı.
1950 yılında demokrasiye geçen cumhuriyetimizin ilk darbesidir.
Askeri vesayetin küller arasından çıkmasıdır.
Albaylar düzeyinde yapılmış bir cunta hareketidir. Cuntacılığın hortlamasıdır.
Halkın temsilcilerinin asılmasına
yol açmıştır.
Darbe darbeyi doğurmuş, Talat Aydemir cunta hareketlerini fişeklemiştir.
1950 yılında sandıklardan Cumhurbaşkanı çıkaran Türkiye'de, asker cumhurbaşkanları dönemini başlatmıştır.
Cunta bölünmüş, 14'ler olarak bilinen albay-yarbayları yurtdışında ikamete göndermiştir.
Siyasi ayrımcılık yapmış, Demokrat Parti'yi kapatmış, CHP'nin yolunu açmıştır.
Darbeyi meşru göstermek için, Anayasa Hukukçusu Or. Prof. Dr.
Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Prof. Tarık Zafer Tunaya, Prof. Hüseyin Nail Kubalı, Prof. Sıddık Sami Onar, Prof. Ragıp Sarıca, Naci Şensoy ve Doç.İsmet Giritli Ankara'da askerlerle biraraya gelebilmiştir.
1961 anayasasıyla, Egemenlik salt Meclis'e verilmemeştir.
Atanmışların iktidarı yaratılmıştır.
Statükocu zihniyet iktidar edilmiştir.
Genel Kurmay Başkanı Erdelhun Paşa kendisine teklif edilen darbe liderliğini reddettiği için bütün hakları elinden alınarak idamla yargılanmıştır.
Ve bir darbenin bayramı konmuştur: 27 Mayıs Anayasa ve Hürriyet Bayramı.
Bu nasıl bir bayramsa... Demokrasi aşığı Türk evlatlarının kahır bayramı.
Halkın bölen bir bayram''

EGEMENLİK KİMİN?

Millet iradesinin anayasa ile kayıt ve zincirler altına alındığı 27 Mayıs olmasaydı, diğer darbeler de olmazdı.
Çünkü zincirleme darbelerin önünü 27 Mayıs açtı.
27 Mayıs'ın ürünü olan 1961 Anayasası, resmî ideoloji üzerine bina edilen bir devlet yapısı oluştururken, toplumu da bu yapıya uydurmak için hazırlandı. Bugünkü darbe anayasasında halen yer alan bir ifade var: "Millet, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır'' "Yetkili organ" denilen organ ve kurumlara bu yetkiyi millet değil, darbeciler vermişti ve millete sorulmadan, ona ait olan hâkimiyeti onun adına kullanma garabeti söz konusudur. Halka güvenmiyorlardı, vesayet düzeni, darbeci iradenin yetkili kıldığı organlara bina edilen sistemle kuruldu.

YENİ ANAYASA

Sadece bu madde bile, 12 Eylül darbesinin çöpe atılması için yeterlidir.
Ne yazık ki, 2012 Türkiye'sinde hâlâ 27 Mayıs'ın kurduğu ve 12 Eylül'ün tahkim edip pekiştirdiği bir ara rejim düzeninde yaşıyoruz.
Halkımıza önemli bir görev düşüyor. Bilim, sosyal gerçekler ve çağın gerekleri ışığında, ortak akılla ve objektif bir yaklaşımla yeni anayasayı hazırlamadığı taktirde,2013 yılında bir referandum ile halk kendisi yeni anayasa yapmalıdır.
Halkın anayasası için, TBMM'den referandum için 330 (Evet)diyecek Milletvekili çıkacaktır. Şartlar oluşturulsun, halkın önünden kimse kaçamaz.

SONUÇ:

2013, "Yeni anayasa'' yılı olmalıdır. Türkiye, kangren olmuş sorunlarından kurtulmalıdır. Çünkü Take off (havalanmak, sıçramak, kalkmak, hareket etmek, yola çıkmak) noktasındaki Yeni Türkiye daha fazla bekletilemez.