Asil Nadir ile Kıbrıs politikasının ve KKTC siyasetinin derin ilişkileri vardır. Kıbrıs üzerinde tarihi planları olan İngilizler'in de Asil Nadir ile uğraşmalarının elbette bir sebebi vardır.
İngiliz Times gazetesinin, Asil Nadir haberini boşu boşuna verdiği düşünülemez. İngiltere, Kıbrıs için yeni hazırlıklar yapıyor demektir.
Times, İngiliz ağır suçlar maması hakimi ile Asil Nadir arasında varılan uzlaşmanın koşullarını şöyle sıraladı: "Nadir'in 250 bin sterlin teminat yatırması, bileğine kaçmasını engelleyecek bir elektronik cihaz takılması, her hafta karakola bildirimde bulunması, üzerinde uzlaşılacak bir adreste yaşaması, herhangi bir liman ya da havaalanına üç kilometreden fazla yaklaşmaması.
Ayrıca İngiltere'ye vardıktan en geç 8 saat sonra yeni pasaportunu görevlilere teslim etmesi."
Polly Peck 80'li yılların gözde şirketlerindendi. Kıbrıslı iş adamı Asil Nadir'in sahibi olduğu ve gıda, elektronik ve hizmet sektörlerinde de faaliyet gösteren Polly Peck Holding 1980'li yıllarda Londra Borsası'nda hızla büyümüş, şirketin bazı hissedarları yatırımlarının bin katı para kazanmıştı.
Asil Nadir, 1990 yılında Sunday Times gazetesinin İngiltere'nin en zenginleri listesinde 36. sıradaydı.
Ancak İngiltere Ağır Dolandırıcılık Masası'nın Asil Nadir'le bağlantılı bir şirketi basmasının ardından Polly Peck hisseleri hızla düşmüş, şirket de 1991'de iflas etmişti. Asil Nadir'de KKTC'ye kaçmış, bir daha Kıbrıs'tan çıkamamıştı.
Nadir haberlerine dikkat.
ERGENEKON DAVASINI BAŞLATAN ÜMRANİYE BOMBALARI
Özel Kuvvetler Komutanlığı'na mühimmat taşıyan sivil plakalı kamyondan çıkan el bombaları ile Ergenekon soruşturmasında ele geçen bombaların kardeşliği yeni bir tartışmaya yol açtı. Bu bombaların Ergenekon kapsamındaki 59 olayla bağlantılı çıkması yeni gelişmelere yol açacak gibi görünüyor.
Buradan hareket edersek, konu özel kuvvetlerin yeniden değerlendirmeye alınmasını, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a yönelik takip operasyonunu ve kozmik büroda yapılan aramaların halen açıklanmayan sonuçlarına kadar bizi götürecektir.
Bombalar ve Ergenekon operasyonları arasında nasıl bir ilişki olduğunu anlamak için, 2007 yılına dönmeliyiz. Ergenekon soruşturmaları, Ümraniye'de 27 adet el bombası ve TNT kalıplarının ele geçirilmesiyle başlamıştı. Aslında Ümraniye'de bulunan bombalar ilk başta çok önemsenmedi.
Ancak bombaların kimlere ait olduğu ve ucunun nerelere kadar dayandığı fark edilir edilmez hemen devreye girildi. Savcı Zekeriya Öz, buradan sonra Türkiye gündemine, bir demokrasi mücahidi olarak girdi. Öz, yoluna devam etmekte kararlıydı. Dosya açıldı ve soruşturma devam etti.
25 Haziran'da emekli Binbaşı Fikret Emek Eskişehir'de gözaltına alındı. Emek ile Ergenekon'un ikinci cephaneliği ele geçirildi. Bu cephanenin gücü korkunçtu. Bombalardan birinin hem fünye hem de kafile numarası da Cumhuriyet'e atılan bombaların numarasıyla bire bir aynıydı. Zir Vadisi'nde bulunan bombalar ile bazı örgütlerin 33 farklı olayda kullandığı bombalar aynı seri ve kafileden çıkmıştı.
Ergenekon sanığı Yarbay Dönmez'in evinde ve Zir'de bulunan bombalar ile bazı örgütlerin 33 olayda kullandığı bombalar aynı seri ve kafileden çıktı... Bu 33 olay failinin Ergenekon'da yargılananlarla bağlantısını ortaya koyuyordu.