CHP için yapılan bir anket, CHP seçmenini en çok Hürriyet Gazetesi'nin etkilediğini ortaya koymuş. CHP seçmeninin etkilendiği ikinci gazete Milliyet onu talip eden gazete Vatan Gazetesi olmuş.CHP seçmeninin "en az etkilendiği gazeteler" Sözcü ve Cumhuriyet imiş. Seçmeni etkileme bazında yedinci sıraya oturan Cumhuriyet'i Sözcü takip ediyormuş.
Anket, yaşanan bazı olayların derinliklerini de ortaya çıkarıyor.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanı seçilmesi, kuşkusuz en çok Doğan Grubu'nu sevindirdi.
Doğan Grubu, ilk günden beri Kılıçdaroğlu propagandası yapıyor.
Örneğin Hürriyet, seçim sonrasında "Büyük Birleşme" manşetiyle çıktı. Hürriyet, Kılıçdaroğlu'nun küskün, eski, yeni her kesimden CHP'liyi bir araya getirdiği propagandasını yaptı.
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun listesinden yazarı Hurşit Güneş'i Parti Meclisi'ne gönderen Milliyet ise, "Hızlı Başladı Heyecan Yarattı" sürmanşetiyle çıkmıştı. Daha ilk anda Baykal'ı istifaya çağıran ve Kılıçdaroğlu'nu aday gösteren Vatan ise, "Halkçı Kemal Dönemi" sürmanşetini atmıştı. Bu medya bir adamı durduk yerde övüp göklere çıkarmaz.
Anlaşılan yeni iktidarı sağlamak için Doğan Medya bütün gücüyle seferber olmuş durumda.
Böyle davranan bir medya grubun etkisinde CHP seçmeninin kaldığını da bir anket ortaya çıkarıyor.
* * *
DERİN PKK AKLININ SİNSİ PLANI
Öncelikle PKK'nın ne olduğu konusunda doğru teşhis koymak gerekir. PKK, ayrılıkçı bir terör örgütüdür. Etnik nitelikli ayrılıkçı terör örgütleri, saklasalar veya değiştirdik deseler de nihai hedeflerinden vazgeçmezler. Dolayısıyla PKK'yı ve siyasal alandaki uzantılarını, "kültürel haklar peşinde" örgütler olarak görmek yanıltıcı olur.
PKK türündeki örgütler, atılacak adımları, "mevzii kazanımlar" olarak görürler. Nihai hedeflerine ulaşma yolunda önemli taktik kazanımlar getirmeyecekse, ara adımlar nedeniyle silah bırakmazlar. Koparabilecekleri kadar siyasal taviz koparmaya çalışırlar.
Bu yaklaşım içinde PKK-BDP çizgisi yeni taktikler izliyor, siyasal tavizler bekliyor. Sözde "demokratik özerklik" gibi başına demokratik kavramını getirmekle PKK, Kürt vatandaşlarımız üzerinden çok ciddi bir oyun oynuyor. PKK siyasi bir taktikle ateşkes kararı aldı. PKK'nın ani ateşkesi taktiksel unsurlara bağlıdır. Güneydoğu'dan çıkacak yüksek 'Evet' oylarına göre tevatürü kurtarma taktiği içine girdiler. Diyarbakır'da sivil toplum harekâtı, örgütü sıkıntıya sokmuştur. Örgütte aynı zamanda bir panik havasının hâkim olduğu da söylenebilir. BDP de, onun iradesi olan PKK'nın derdi, özgürlükler genişlemesin, tabanları kaybolmasın. Şu anda da tüm Kürt vatandaşlarımızı temsil eder havaya bürünüyorlar, oysa çok iyi biliyorlar, hak ve özgürlükler genişledikçe "konuşan Kürt vatandaşlarımız" çıkacak ortaya ve terör örgütü tarafından gasp edilmiş haklarını kullanmaya başlayacaklar.
BDP'liler de çok iyi biliyorlar ki arkalarında terör örgütü olmasa bir daha Meclis'i zor görürler. Belki de 2010 yılını son şans olarak görüyorlar. Eğer bu yıl kaosa oynayıp şantajla devleti masaya oturtamazlarsa, ki böyle bir durum asla olmayacak, özgürleşen ve kalkınan Türkiye'de tasfiye olacaklarının pek ala farkındalar.
* * *
ANKARA- WASHİNGTON İLİŞKİLERİ
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, siyasi istişareler için ABD'ye gitti. Vereceği mesajlardan biri de Riccardone ile ilgili oldu. Ankara bu saatten sonra ismin değiştirilmesine sıcak bakmıyor. Sinirlioğlu'nun Amerika'da hem ikili ilişkiler hem de Irak'tan Afganistan'a, İran'dan Kafkaslara, bölgesel konuları ele aldığı belirtiliyor. Hillary Clinton başkanlığında ABD Dışişleri'nde yapılan Türkiye hakkında beyin fırtınasının sonuçları da bu temaslarda anlaşılacak.