CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

2011 seçimlerinin vizyon ve vitrinleri

Eklenme Tarihi 17 Ağustos 2010
12 Eylül referandum çalışmaları,2011 Haziran ayında yapılacak genel seçimlerin provası şeklinde geçerken, 2012 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminin taktiklerinin sergilenmesine de yol açıyor, 13 Eylül sabahından başlarsak, genel seçime dokuz ay kalmış olacak. Referanduma giderken, iktidarı belirleyecek partilerinde oy oranı aşağı yukarı kendini göstermeye başladı.
Ak parti yüzde 38-42 bandına oturdu. CHP yüzde 22-26 bandında seyrediyor. MHP yüzde 15 bandında görünüyor. Çok büyük olaylar olmadığı takdirde, dokuz ay sonraki genel seçimi kimin kazanacağı ortada. Ak parti tek başına iktidar çıkarma pozisyonunda görünüyor. Tek başına iktidar çıkmadığı takdirde, bir koalisyon hükümeti çıkar demektir.Görünen köy kılavuz istemez,''Sonuç, ya tek başına iktidar ya da CHP-MHP koalisyon hükümeti'' 13 Eylül sabahı, Türkiye(evet)'lerle uyandığı zaman, dokuz ay sonranın tek başına hükümet çıkarmanın işaret fişekleri alınacaktır.

2011'in vizyonu

2011 seçimlerinin vizyonu, ''demokrasi, yeni anayasa, değişim ''olacaktır. Ak parti, CHP, MHP liderleri referandum sonrası değişmeyeceği için, kadroları da aynı kalacaktır. 2011 vizyonuna en yakın parti hangisidir ve hangi liderdir? Türk milleti,12 Eylül'de sadece anayasa değişikliklerine değil,2011 yılı genel seçimlerine de bakarak karar verecektir.

Prova

Ak Parti genel başkanı Erdoğan,12 Eylül referandumundan(Evet)çıkardığı takdirde,2012 yılı cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bir büyük provasını yapmış olacaktır.
Yüzde 42 oyu bulunan bir Ak Parti, referandumdan (yüzde elli üstünde) oy çıkardığı taktirde, 2010'da Cumhurbaşkanlığı seçiminde genel başkanı Erdoğan için de (Yüzde elli oyu )çıkarma başarısının anahtarını ele alacaktır.

* * *
ABD'NİN IRAK'TAN ÇEKİLMESİ
ABD Dışişleri Bakanlığı, üst düzey katılımla 'Türkiye' konulu bir toplantı düzenledi. 2)Muharip Amerikan askerleri Irak'tan çekiliyor. Bu çekilme sonrasında Irak'ta 50 bin civarında eğitim desteği verecek asker kalmış olacak''Bu iki konu birbirinden bağımsız gibi görünüyor ama aslında iç içe geçen iki olay ve uzantıları var.İki konuda en önemli ülke tabiidir ki,Türkiye.

Türk-Amerikan ilişkilerini bilenler bu durumların perde arkasında yeni işler çevrildiğini anlar. Normalde, Ortadoğu'da bölgesel güç haline gelen Türkiye hakkında devletlerin dışişleri bakanlıklarında bu tip 'beyin fırtınası toplantıları' yapılır.

Ama, ABD gibi bir ülkede yapılan Türkiye toplantısının da 'ilginç bir şekilde duyurulması' önemli. Çünkü rutin bir toplantıysa duyurulmasına gerek de yoktu. Türkiye'nin izlediği politikanın geçen hafta, okyanus ötesinde masaya yatırılmasını dikkatlice takip etmek gerekiyor.

Irak'tan çekilme ve PKK

ABD'nin geri çekilmesinin tam da Amerikan Kongre seçimleri arifesine gelmesi ve Obama'nın çıkışlar yapması tabii ki tesadüf değil. Obama yönetimi kendisini iktidara taşıyan konulardan biri olan savaşa karşı çıkma kartını tekrar kullanmak istiyor. Irak'ı yakından takip eden Türk stratejistler, muharip askerlerin çekilmesinin asker sayısının azaltılması dışında çok büyük bir değişim getirmediğini söylüyorlar.

Irak askerleri büyük oranda devraldıkları yükümlülükleri sürdürürken, eğitim için Irak'ta kalan ABD askerleri gerekirse müdahalede bulunabilecekleri vurgulanıyor. Dolayısıyla kalan askerlerin eğitim dışında hareket edemeyecekleri yönünde bir kısıtlama söz konusu değil. Ayrıca burada bulunan paralı askerler ve hava güçlerin de operasyonlara destek olabilecekleri biliniyor.

Peki, Irak bu çekilmeye hazır mı?
Irak'ta istikrar ve demokrasiyi kendi ayaklarında durabilecek kadar olgunlaştırabildi mi? Irak yönetimi sorumluluk alıp kendi ayakları üzerinde durmaya başlıyor mu? Kerkük ne olacak?
PKK işinin özüne inildi mi?
Bu soruların cevabı aranıyor.
Irak'ta, Mart'ta yapılan seçimlerinden sonra hala bir hükümet kurulamadı. Henüz emekleyen bir demokraside böyle boşluğun kırılgan bir ortamı beraberinde getirdiği de bir gerçek.
ABD'nin çekilmesinden de cesaret alarak şiddetin artırılarak kaos ortamı oluşturulmaya çalışılması, yabana atılabilecek bir risk değil.
General Odierno tarafından dile getirilen "ABD askeri en son Kerkük'ten çekilecek" sözünün derinliklerine tekrar bakmakta yarar vardır. Çünkü ABD askeri gücü ile Irak'tan çekildikçe, Türkiye yumuşak gücü ile bölgeye girmektedir. Irak her ne kadar askeri olarak kapasitesini artırmışsa da siyasi olarak kırılgan yapı söz konusudur. Bu kırılgan yapı Irak'ta da kontrolün kaybedilmesi kaygısını beraberinde getirmektedir. Türkiye'nin konumu çeşitli açılardan önem kazanmaktadır.