CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR
BEKİR HAZAR

Potada patada kütede

Eklenme Tarihi 10 Eylül 2010
Basketbol milli takımımız destan yazıyor. Namağlup önüne geleni ezerek buldozer gibi gidiyor.
Televizyonlarda son zafer sonrası yorumları izliyorum. Rakibin Sırbistan olduğunu hatırlatıp "Yenmek zorundayız, final oynamak zorundayız. Yok Amerika dördüncü takımı ile geldi, yok efendim İspanya'da Pau Gasol, Fransa'da Tony Parker yok, böyle bir atmosferde yürüyüp gitmeliyiz" diyerek aksinin başarısızlık olacağını ima etmeye çalışanlar çıkıyor. Adamın asabı bozulup o stüdyoyu basası geliyor.
Bu başarı küçültücü tellara bir araba sopa atası noktasına taşınıyor insan... Futbolda da aynısını yaşamıştık bu ruh bozucular yüzünden.
Tarihinde ilk kez dünya üçüncüsü olan A Milli Futbol Takımımız'a daldılar kroşelerle, Şenol Güneş'i de yorumlarla tekme tokat dövdüler...
Son Avrupa Şampiyonası'nda da Fatih Terim'le yine 3. olduk. Hem de sakatlıklar ve cezalardan dolayı son maçımıza 14 kişi çıkmamıza rağmen.
3-2 yenildik, Almanya yedeksiz kadromuzun elinden zor kurtularak finale çıktı.
Sonra milliler yurda döndü.
Bu sinir bozucu çamurcular oklarını çıkarıp Fatih Terim'e fırlattılar. Yerden yere vurdukları bir süreç Fatih Terim'in kovulmasıyla sonuçlandı..
Arsenal'ın yıllanmış Fransız Teknik Direktörü Arsene Wenger son dünya kupasını seyretmeye gittiği Güney Afrika'da Türk gazetecisinin sorusuna şöyle cevap verdi; "Gerçekten yahu!...
Son Avrupa Şampiyonası'nın en haşmetli teknik direktörü Fatih Terim'e siz ne yaptınız? Nerede bu adam"...
Wenger "Manyak mısınız siz" demek istiyordu... Acaba o mu Fransız...
Yoksa biz mi olaylara Fransızız...
Birleşmiş Milletlere kayıtlı dünyada 192 ülke var. Kardeşim öyle veya böyle...
Bardağın diğer yarısına bakma ihtiyacı niye hissetmiyoruz? Neden dünyada 188 ülkeyi geride bırakıp son dörde kaldığımızla gururla övünmüyoruz?
Belki bu akşam son ikiye kalıp yarın da dünya şampiyonu olacağız. Olmasak da dünya basketboluna ilk dörtle damga vurmak manavdan domates almak mıdır?...
Yorumcuların yüzde doksan dokuzu federasyon başkanı Turgay Demirel'i "Aziz Yıldırım'ın adamı" olmakla suçlayıp yerden yere vuruyor. FIBA "Muhteşem organizasyon" diyerek federasyonumuza alkış tutup baş tacı ediyor. Turgay Demirel ve arkadaşları döneminde ilk defa müthiş bir başarıya ulaşıyoruz.
Ancak başarıları çamura bulamak, lekelemek, küçümsemek için popomuzu yırtıyoruz. İnsanın yuh diyesi geliyor... Yıllar önce kullandığım bir başlığı bir kez daha yazmak geliyor içimden... Bu felaket tellallarını toplayacaksın bir basket sahasına... Potada patada kütede yapacaksın


* * *
DENİZ SAV'DI, ÖNDER BAY KAL'DI!
Baykal ve Kılıçdaroğlu uçakta yanyana oturuyor.
Önder Sav uçağa girdiğinda eski ve yeni başkanlarına başıyla selam veriyor. Kılıçdaroğlu bu selama görüyor ve alıyor. Baykal ise başını çeviriyor. Kemal Kılıçdaroğlu ile Deniz Baykal bir masada oturuyor. Deniz Baykal'ı yemekle suçlanan Önder Sav geliyor, eski başkanının arkasından geçip tam karşısına oturuyor. Baykal dönüp bakmıyor bile. Önder Sav birçok insanın yaptığı gibi telefonuna sarılıp sanki çok meşgulmüş havası veriyor kameralar önünde.
Hiç konuşmuyorlar.
Merhaba bile yok
. "Naber, nasılsın" hiç yok. Bir cümle, bir kelime hatta bir hece bile yok. Birbirlerine verecek bir harfleri bile yok.
Gözgöze bakacak mecalleri yok... Yağmurlu havada su vermeyecek noktada iki dava adamı. İşte bu masa ayağa kalkınca Fox muhabiri yanlarına geliyor.
Can alıcı bir soru yöneltiyor ayrı ayrı ikisine de. "Buzlar eridi mi" diye... İkisinden de "Buz yokki" cevabı geliyor.
Buz malum donarak katı hale gelmiş suya denir. Baktığım zaman bence de buz yoktu. Daha da ötesi... Buz bacaları vardı. Yani ok biçiminde buz tomrukları...
Hem de 6 oklu buz tomrukları.
Eğer birbirlerine bir kelime etseler o ok şeklindeki buz tomrukları belki de kafalarına düşecekti. Benim hissettiğim bu... Ve o masada tuzla buz olmuş iki arkadaş görüntüsü vardı. Gazeteci arkadaş iyi sordu. İşte bu dedim. Deniz Bey tıpkı Sav gibi suali başından Sav'dı.
Önder bey zaten haftalar önca partide Bay Kal'dı......