DÜNYANIN en zengin Yahudi ailelerinden Rockefeller, laboratuvarlar kurup bilim adamlarını çalıştırdı. Bedeninin her yerine yama yaptırdı. "200'ü göreceğim" dedi. 100 yaşında öldü. Kaçış yoktu. Rockefeller ailesi 20. yüzyılın ilk yarısında ırk ıslahı akımını finanse eden en büyük bağışçıydı. İnsan genetiğini "İyileştirme" iddiasıyla kurulan çeşitli araştırma enstitülerini milyonlarca dolarla destekledi.
Nüfus planlaması adı altında dünyaya saplantılı bir şekilde para saçtı. Türkiye'de bile nüfusu kontrol çalışmalarına Rockefeller aşkına temsilci olarak katılan da bizim en zengin ailemizdi. Rockefeller Vakfı, 1930'larda Almanya'daki Kaiser Wilhelm Enstitüleri dahil olmak üzere pek çok üstün ırk ve genetik araştırmaya büyük fonlar sağladı. Bu enstitüler, daha sonra Nazi rejimi döneminde ırksal hijyen ve toplama kamplarındaki insan deneylerinin altyapısını oluşturdu. Hitler'in "Üstün ırk" projesinin finansmanı Rockefeller ailesinden geldi.
Bu kafalar aynıydı. Dünyada seçilmişler ve elitler yaşamalıydı. Filistinlileri öldürmek, tüm mallarına, topraklarına el koymak, hatta hayvanlarını bile öldürmek ve bunu günümüzde açıkça ifade etmek Siyonizmin bir gerçeği artık. Seçilmemişlerin tamamı yok edilebilirdi. Onlara göre bu meşruydu. Hatta "Tanrı'nın isteği" diyecek kadar hastalıklı ruh taşıyorlardı.
Aynı kafaların işi nereye götüreceğine son örnek de Epstein'di. Reşit olmayan küçük kızlarla elitleri, siyasileri, hatta başkanları bile fuhuşta buluşturup görüntülerini çeken Epistein'di. O, şantaj görüntülerini İsrail'e gönderen MOSSAD ajanı bir Yahudi'ydi. Ancak onun pek konuşulmayan bir başka operasyonu daha vardı. Parayla gücü elinde tutanların kendisini Tanrı yerine koyma zehirlenmesine gideceğini gösteren bir organizasyona imza attı. New Mexico'da dağlık bölgede binlerce dönüm arazi alıp bir çiftlik kurdu.
Burada yaşı küçük kızları fuhuşa zorluyor, hatta tanıkların ifadesine göre boğarak öldürtüyordu. Bazı toplantılarda ve konferanslarda da "Gençlik havuzu" ve "Bebek çiftliği" projesinden bahsediyordu. "Seçilmiş insan ırkı ıslahı ve teknoloji genetik mühendisliği yoluyla insanlığı geliştirme" projesiydi bu. Kendi DNA'sını "Üstün ve özel" olarak görüyordu. Bu genetik mirası çiftliğinden dünyaya yayarak insan ırkına öncülük etmek saplantısına girmişti. Seçilmişler kendi soyundan gelecekti.
Çiftliğinde 20 genç kızı aynı anda hamile bırakacak laboratuvar ortamında bir sistem kurdu. Çocuklarını doğuracak bu kızların sayısı daha sonra artırılarak seri bebek üretimine geçilecekti. Epstein bu fikrini gizli tutmuyor, sohbetlerde veya konferanslarda açıkça dile getiriyordu. Dünyanın dört bir yanından fizikçileri, biyologları ve teknoloji liderlerini etrafında topluyordu. Çok ilginçtir, önceki gün ABD'de bindiği özel jet füze gibi yere çakılan ve ailesiyle birlikte ölen Adam Robinson da teknoloji ve yazılım şirketleri sahibi bir milyarderdi. Parçalara ayrılan jet, Epstein davasında adı tam 108 kez geçen bir şirkete kayıtlıydı.
Harvardlı profesörlerden tutun avukatına kadar çok sayıda kişi Epstein davasında saplantılı "Seçilmiş bebekler çiftliği" projesini MOSSAD ajanından bizzat dinlediklerini açıklıyordu. "Ölünce bedenimi dondurun. Başımı saklayın. Gelecekte başka bir bedene monte edilerek tekrar yaşayabileceğim. Bu tekonoloji, yeniden dirilme, hatta ölümsüzlük geliyor" diyordu. Etrafındaki zengin ve akademik çevrelere kendisinin entelektüel üstünlük miti olduğunu aşılıyordu.
DNA'sının, özellikle de zekasının ve genetik yapısının dünyadaki insan havuzunu "iyileştirip ileri taşıyabilecek" kadar kusursuz olduğunu vurguluyordu. Ona göre kendi soyunu çoğaltmak, insanlık için bir "Lütuf, gelecek nesillere yapılmış bir hizmetti". Bunların hepsi mahkeme kayıtlarına geçti. Bilim adamları ile malikanesinde buluştuğu yemeklerde "İnsan üremesi rastgele bırakılmamalı. Zeki ve zengin elitler genetik havuzunu domine etmeli. Medeniyetin gelişimi ve yaşanabilir dünya için bu şart" diyordu.
Ardından sözü daima "Bebek çifliği"ne ve kendi DNA'sının üstünlüğüne getiriyordu. O bir MOSSAD ajanıydı. Güç ve kontrol hastasıydı. Aynı zamanda da Yahudilerin seçilmiş, diğerlerinin böcek olduğuna yürekten inanan bir Siyonist'ti. Netanyahu soykırımını, bebeklere kadar önüne geleni öldürmeyi anlamak için onun istihbaratçısı Epstein'ın "Benim Genimi Dünyaya Tohumlama" dediği projesine bakmak gerekir. Çünkü hepsi aynı hastalıklı kafayı yaşıyor. Tüm fitneler, savaşlar ve ölümler onlar için seçilmeyenlerin tasfiyesi anlamına geliyor. Rockefeller'dan tutun, Epstein'e kadar bu projeleri ellerine tutuşturan Siyonizm'dir.