Alarm yok, kahve yok! 5 saat uyuyup dinç uyananların sırrı ne?
Her gece saatlerce uyumadan da güne zinde başlayan insanlar, bilim dünyasının dikkatini çekiyor. Çoğu yetişkin için en az 7 saat uyku önerilirken, bazı kişiler yalnızca 4-6 saatlik uykunun ardından kendiliğinden uyanıyor ve dinç hissediyor. Araştırmacılar, bu kişilerin sırrını genlerinde arıyor. Peki bazı insanların daha az uykuyla dinç hissetmesini sağlayan şey ne? Bilim insanları, beynin uykuda gerçekleştirdiği onarım süreçlerinin bu kişilerde daha hızlı ya da daha verimli çalışıp çalışmadığını araştırıyor. İşte araştırmaya ilişkin çarpıcı detaylar.
Çoğu insan için gecede yedi saatten az uyumak, zamanla ciddi sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. Ancak bazı kişiler, yalnızca dört ila altı saatlik uykunun ardından hiçbir alarm ya da kafein desteğine ihtiyaç duymadan güne dinç başlayabiliyor. Bilim insanları, bu sıra dışı durumun ardındaki genetik mekanizmaları çözmeye çalışıyor.
Bazı insanlar yalnızca 4-6 saat uyuyarak dinç uyanabiliyor. (Foto: Takvim Foto Arşivi)
5 SAATLİK UYKU YETİYOR
Utah'ta yaşayan 70 yaşındaki Brad Johnson, bunun en dikkat çekici örneklerinden biri. Johnson, yaklaşık beş saatlik uykunun ardından kendisini enerjik hissettiğini ve daha uzun uyumakta zorlandığını söylüyor. Üstelik bu durumun yalnızca alışkanlıktan kaynaklanmadığı düşünülüyor. Johnson ve bazı aile üyelerinde, uyku ve uyanıklık düzeninde rol oynayan ADRB1 geninde nadir bir mutasyon tespit edildi.
Bu kişiler bilim dünyasında “doğal kısa uyuyanlar” olarak tanımlanıyor. (Foto: Takvim Foto Arşivi)
UYKU İHTİYACI GENLERDE SAKLI OLABİLİR
Araştırmacıların "doğal olarak kısa süreli uyuyanlar" olarak tanımladığı bu kişiler, çoğu insandan belirgin biçimde daha az uyumalarına rağmen gün içinde normal işlevlerini sürdürebiliyor. Bu özellik çoğunlukla ailelerde görülüyor ve bugüne kadar yalnızca sınırlı sayıda ailede benzer genetik değişiklikler tespit edildi.
California Üniversitesi, San Francisco'dan nöroloji profesörü Ying-Hui Fu ve ekibi, yıllardır bu aileleri inceleyerek beynin uyku ihtiyacını nasıl belirlediğini anlamaya çalışıyor.
Doğal kısa uyuma özelliğinin genetik bağlantıları araştırılıyor. (Foto: Takvim Foto Arşivi)
UYKU SÜRELERİ TATİL GÜNLERİNDE DE DEĞİŞMİYOR
Araştırmalara göre doğal olarak kısa süreli uyuyan kişiler genellikle dört ila altı saatlik uykudan sonra kendiliğinden uyanıyor ve dinlenmiş hissediyor. Tatil günlerinde ya da ertesi gün erken kalkma zorunlulukları olmadığında bile uyku süreleri büyük ölçüde değişmiyor.
İşte bilim insanlarının dikkatini çeken nokta da bu. Çünkü daha az uyumak ile gerçekten daha az uykuya ihtiyaç duymak aynı şey değil. "Az uyuyorum" demek, doğal kısa uyuyan olmak anlamına gelmiyor. Uzmanlara göre toplumda doğal kısa uyuyanlarla, kronik olarak az uyuyan kişileri birbirinden ayırmak oldukça zor.
Birçok insan iş, okul, stres veya günlük yaşam nedeniyle ihtiyacından daha az uyuyor. Üstelik kişi zaman içerisinde bu düzene alıştığında, uyku eksikliğini fark etmeyebiliyor.
ADRB1 ve DEC2 gibi genlerdeki mutasyonlar dikkat çekiyor. (Foto: Takvim Foto Arşivi)
Harvard Tıp Fakültesi'nden uyku araştırmacısı Elizabeth B. Klerman, insanların ne kadar uykuya ihtiyaç duyduklarını değerlendirmekte düşündüklerinden daha başarısız olabildiğini belirtiyor.
Kafein kullanımı da tabloyu daha karmaşık hale getirebiliyor. Kişi kendisini uyanık hissedebilir ancak bu durum beynin ve vücudun gece boyunca ihtiyaç duyduğu tüm onarım süreçlerinin tamamlandığı anlamına gelmeyebilir.
Bu nedenle bilim insanları, "beş saat uyuyorum ve bana yetiyor" diyen herkesin doğal kısa süreli uyuyan kişiler olduğu sonucuna varılmaması gerektiğini vurguluyor.
Uzmanlar, az uyumak ile az uykuya ihtiyaç duymanın farklı olduğunu vurguluyor. (Foto: AA)
BİLİM İNSANLARI GENETİK İZLERİN PEŞİNDE
Doğal kısa uyku özelliğinin altında genetik faktörlerin bulunabileceğine ilişkin önemli ipuçları yıllar içinde ortaya çıktı. 2009'da araştırmacılar, insanlarda DEC2 genindeki bir mutasyon ile doğal kısa uyku arasında bağlantı tespit etti. Sonraki çalışmalar ise ADRB1'in yanı sıra NPSR1, GRM1 ve SIK3 gibi farklı genlerdeki nadir değişiklikleri de bu özellik ile ilişkilendirdi.
Bu genlerin her biri uyku ve uyanıklığın farklı biyolojik mekanizmalarıyla bağlantılı. Araştırmacılar böylece tek bir "kısa uyku geni" aramaktan ziyade, beynin uyku ihtiyacını belirleyen çok daha karmaşık bir sistemi anlamaya çalışıyor.
PEKİ BEYİN KISA SÜREDE NASIL DİNLENİYOR?
Bilimin henüz kesin bir cevabı yok. Uyku sırasında beynin ve vücudun birçok kritik işlem gerçekleştirdiği biliniyor. Bunlar arasında sinirsel süreçlerin düzenlenmesi, metabolik faaliyetler, bağışıklık sisteminin desteklenmesi ve beynin atık maddelerden temizlenmesine yardımcı olan süreçler bulunuyor. Bilim insanlarının temel sorusu ise şu:
Doğal kısa süreli uyuyanların beyni aynı işleri daha kısa sürede mi tamamlıyor, yoksa bu kişilerin ihtiyaç duyduğu onarım miktarı mı daha az?
Wisconsin-Madison Üniversitesi'nden uyku araştırmacısı Chiara Cirelli'nin çalışmaları, bu sorunun önemini ortaya koyuyor. Hayvan deneylerinde de uyku süresiyle genetik yapı arasında bağlantılar bulundu. Ancak daha az uyuyan bir canlının daha az uykuya ihtiyaç duyduğu anlamına gelmediği özellikle vurgulanıyor.
Çoğu yetişkin için gecede en az 7 saat uyku öneriliyor. (Foto: AA)
DERİN UYKU ÖNEMLİ BİR İPUCU OLABİLİR
National Geographic'te yer alan habere göre araştırmacıların üzerinde durduğu ihtimallerden biri, doğal kısa uyuyanların daha kısa süre uyusalar bile derin, yavaş dalga uykusunu koruyabilmeleri. Bu durumda beynin daha kısa sürede daha yoğun bir onarım süreci gerçekleştirmesi mümkün olabilir. Ancak bu henüz kanıtlanmış bir açıklama değil. Başka bir ihtimal ise doğal kısa uyuyanların bazı biyolojik süreçleri daha verimli gerçekleştirmesi.
Dolayısıyla bilim insanları henüz "neden?" sorusunun kesin yanıtını vermiş değil. Fakat genetik araştırmalar, bu gizemin çözülmesi için önemli ipuçları sağlıyor.
UYKUDA İKİ SİSTEM BİRLİKTE ÇALIŞIYOR
Araştırmacılara göre uyku ihtiyacını anlamanın bir başka yolu da beynin iki temel mekanizmasına bakmak. Bunlardan ilki sirkadiyen sistem. Vücudun biyolojik saati, günün hangi saatlerinde uyanıklığın ve uykunun daha güçlü olması gerektiğini belirlemeye yardımcı oluyor. İkincisi ise homeostatik uyku baskısı. İnsan ne kadar uzun süre uyanık kalırsa uyuma ihtiyacı da o kadar artıyor.
Ancak sabah saatlerinde sirkadiyen uyanıklık sinyali yükseldiğinde kişi kendisini yeniden daha dinç hissedebiliyor. Bu noktada önemli bir ayrım ortaya çıkıyor: Uyanık hissetmek, beynin ihtiyaç duyduğu tüm onarım süreçlerini tamamladığı anlamına gelmiyor. Bu nedenle yalnızca "kendimi yorgun hissetmiyorum" demek, kişinin yeterince uyuduğunu kesin olarak göstermiyor.
Uyku sırasında beynin ve vücudun önemli onarım süreçleri gerçekleşiyor. (Foto: Takvim Foto Arşivi)
GERÇEK UYKU İHTİYACINIZI NASIL ANLAYABİLİRSİNİZ?
Uyku araştırmacısı Thomas E. Scammell, kişinin kendi doğal uyku ihtiyacına ilişkin fikir edinmesi için birkaç gün boyunca alarm kullanmadan uyumasını öneriyor.
Örneğin normalde her gün altı saat uyuyan bir kişi, birkaç gün boyunca alarm kurmadan uyuduğunda düzenli olarak sekiz saate yakın uyuyorsa, bu süre gerçek ihtiyacına daha yakın olabilir.
Ancak bu yöntem, herkes için kesin bir ölçüm anlamına gelmiyor. Uyku ihtiyacı yaş, genetik özellikler, yaşam koşulları ve çevresel faktörlere göre değişebiliyor. Dolayısıyla herkes için tek bir ideal uyku süresi bulunmuyor.
BİLİM İNSANLARININ ASIL HEDEFİ DAHA AZ UYUMAK DEĞİL
Doğal kısa uyuyanların araştırılmasının amacı insanları daha az uyumaya teşvik etmek değil. Araştırmacılar, bu nadir kişilerin beyninin uykuda hangi süreçleri daha verimli gerçekleştirdiğini anlamaya çalışıyor. Eğer bu mekanizmalar ortaya çıkarılabilirse, gelecekte uyku kalitesini artırmaya veya uyku bozukluklarının tedavisine yönelik yeni yaklaşımlar geliştirilebilir.
Bugün için ise uzmanların mesajı oldukça net: Doğal kısa uyuyan kişiler son derece nadir ve genetik olarak farklı bir grubu oluşturuyor. Çoğu insanın daha az uykuya alışması, vücudunun daha az uykuya ihtiyaç duyduğu anlamına gelmiyor.
Johnson için ise yıllarca süren endişenin yerini farklı bir anlayış almış durumda. Kısa uyku düzeninin kendisine zarar verip vermediğinden korkarken, araştırmacıların bunun doğal kısa uyuyanlarda görülebilen bir özellik olduğunu söylemesi onun için önemli bir dönüm noktası olmuş.
Bilim insanları şimdi bu sıra dışı insanların genetik kodunda, beynin neden ve ne kadar uykuya ihtiyaç duyduğuna dair daha büyük bir sırrın anahtarını arıyor.
