Körfezin şeffaf küreleri: Okyanusun derinliklerinde zaman algısını sıfırlayan keşif
Japonya kıyılarında keşfedilen bezelye büyüklüğündeki bir denizanası bilinen biyolojik saat anlayışını altüst ediyor. 24 saatlik döngüye uymayan bu canlı zamanı ölçmenin doğada sandığımızdan çok daha farklı yolları olabileceğini gösteriyor.
Hızlı Özet Göster
- Japonya'nın Sendai Körfezi'nde keşfedilen yeni bir hidrozoa denizanası türü alışılmış 24 saatlik sirkadiyen ritmin dışında yaklaşık 20 saatlik bir döngüyle hareket ediyor.
- Bu denizanasının genetik yapısında klasik biyolojik saat genleri bulunmuyor ancak düzenli bir ritim sergileyerek zaman ölçmenin farklı bir biyolojik temele dayanabileceğini gösteriyor.
- Denizanası laboratuvar ortamında ışık düzeni değiştirildiğinde veya sürekli ışık altında bırakıldığında bile her 20 saatte bir yumurtlamaya devam etti.
- Gün doğumuyla başlayan süreçte belirli hormonlar yavaş yavaş birikiyor ve yaklaşık 14 saat sonra kritik seviyeye ulaşarak denizanasını yumurtlamaya hazır hale getiriyor.
- Araştırmacılar bu sistemin genetik ve moleküler temellerini inceleyerek zaman algısının evrimini anlama çalışmalarına devam edecek.
Güneşin doğuşu ve batışı Dünya'daki yaşamın ritmini belirleyen en temel işaretlerden biri. Ancak Japonya kıyılarında keşfedilen küçücük bir denizanası bu yerleşik düzenin dışına çıkarak bilim insanlarını şaşkına çevirdi. Alışılmış 24 saatlik biyolojik döngülere uymayan bu canlı zamanı farklı bir şekilde "ölçüyor" ve doğada sandığımızdan çok daha çeşitli zaman algılama mekanizmalarının var olabileceğine işaret ediyor.
Japonya'nın Sendai Körfezi'nde keşfedilen yeni bir hidrozoa denizanası türü alışılmış 24 saatlik sirkadiyen ritmin dışında yaklaşık 20 saatlik bir döngüyle hareket ediyor. Fotoğraf: Tsuyoshi Momose
Biyolojik saatin bilinen düzeni
Dünya üzerindeki yaşam büyük ölçüde Güneş'in hareketine göre şekillenir. Canlıların çoğu, "sirkadiyen ritim" adı verilen yaklaşık 24 saatlik içsel döngülerle yaşamlarını düzenler. Bu ritimler uyku, hormon üretimi, metabolizma ve hatta hücresel onarım gibi hayati süreçleri kontrol eder.
Fotoğraf AA'dan servis edilmiştir.
Bu sistem genellikle belirli genler ve proteinler tarafından yönetilir ve tek hücreli organizmalardan karmaşık hayvanlara kadar geniş bir canlı grubunda ortaktır. Bu yüzden bilim insanları uzun süre biyolojik saatlerin evrensel bir mekanizmaya dayandığını düşündü.
Bu denizanasının genetik yapısında klasik biyolojik saat genleri bulunmuyor ancak düzenli bir ritim sergileyerek zaman ölçmenin farklı bir biyolojik temele dayanabileceğini gösteriyor.Fotoğraf: Tsuyoshi Momose
Alışılmışın dışında hareket ediyor
Quanta Magazine'de yer alan habere göre Japonya'nın Sendai Körfezi'nde keşfedilen yeni bir hidrozoa denizanası türü bu düşünceyi sorgulatıyor. Henüz resmi adı verilmeyen bu tür yaklaşık 20 saatlik bir döngüyle hareket ediyor.
Fotoğraf Takvim.com.tr grafik servisi tarafından hazırlanmıştır
Daha da ilginci bu canlıların genetik yapısında klasik biyolojik saat genleri bulunmuyor. Buna rağmen düzenli bir ritim sergilemeleri zaman ölçmenin tamamen farklı bir biyolojik temele dayanabileceğini gösteriyor.
Omurgasız üremesi için model bir tür olan Clytia hemisphaerica'nın iki evresi vardır. Fotoğraf: Quanta Magazine
Işığa bağlı olmayan bir zamanlamaya sahip
Araştırmacılar bu denizanasının davranışlarını laboratuvar ortamında inceledi. Normalde gün batımından yaklaşık iki saat sonra yumurtlayan bu canlılar ışık düzeni değiştirildiğinde bile ritimlerini korudu.
Sürekli ışık altında bırakıldıklarında ise şaşırtıcı bir şekilde her 20 saatte bir yumurtlamaya devam ettiler. Bu durum dış çevresel işaretlere ihtiyaç duymayan içsel bir zamanlayıcının varlığını ortaya koydu.
Fotoğraf AA'dan servis edilmiştir.
Belirli hormonlar yavaş yavaş birikiyor
Bilim insanlarına göre bu denizanası yalnızca farklı bir ritme sahip değil aynı zamanda bir tür "geri sayım sistemi" kullanıyor. Gün doğumuyla başlayan bu süreçte belirli hormonlar yavaş yavaş birikiyor.
Yaklaşık 14 saat sonunda bu hormon seviyesi kritik noktaya ulaşıyor ve denizanası yumurtlamaya hazır hale geliyor. Böylece içsel saat ve hormonal geri sayım birlikte çalışarak son derece hassas bir zamanlama oluşturuyor.
Araştırmacılar bu sistemin genetik ve moleküler temellerini inceleyerek zaman algısının evrimini anlama çalışmalarına devam edecek.
Yeni keşiflere kapı açıyor
Bu keşif biyolojik saatlerin düşündüğümüzden çok daha çeşitli olabileceğini gösteriyor. Belki de doğada henüz fark edilmemiş birçok farklı zaman ölçme mekanizması bulunuyor. Araştırmacılar şimdi bu sistemin genetik ve moleküler temellerini daha derinlemesine incelemeyi planlıyor. Bu çalışmalar yalnızca deniz canlılarını değil zaman algısının evrimini anlamamıza da katkı sağlayabilir.
Bu araştırma Japonya Miyagi Eğitim Üniversitesi ve Fransa CNRS bünyesindeki bilim insanlarının ortak çalışmasından kaynak alınmıştır.

