Çınar Kültür ve Sanat Merkezi'nde açılan "Vahyin Mübarek Kıldığı Özgür Belde Kudüs" sergisi 6 Mart'a kadar ziyaretçilerini bekliyor
Çınar Kültür ve Sanat Merkezi'nde açılan "Vahyin Mübarek Kıldığı Özgür Belde Kudüs" sergisi 6 Mart'a kadar ziyarete açık olacak. Müminlerin ortak davası Kudüs ve Filistin davasını eserlerinde işleyen sanatçı Muhammed Hamdi Kasapoğlu, "2023 yılında çalışmam bitti. 35 parça eser oldu: Filistin'in bağımsızlığının 35. yılı. Bu yıl 36 yıl oldu ve biz bir eser daha ilave ettik. Böylece 36 eser oldu. Gönlümüzde hep bu iştiyak, ateş, yangın, heyecan duracak. Filistin'de, bu toprakların gerçek sahiplerinin çocukları Kudüs'ün, Mescid-i Aksa'nın bahçesinde, Gazze'nin sokaklarında ellerinde uçurtmalarla, güllerle koşup oynadıklarını görünceye kadar bizim de Kudüs için ter akıtmamız, mesai harcamamız bitmeyecek. Bugün 36 eserle Kudüs davasını; Filistin Devleti'nin bağımsızlık ilanının 36. yıl dönümünde burada, Çınar Kültür Eğitim Vakfı'nda anlatmaya gayret ediyoruz" dedi.
Çınar Kültür ve Sanat Merkezi'nde açılan "Vahyin Mübarek Kıldığı Özgür Belde Kudüs" sergisinde sanatçı Muhammed Hamdi Kasapoğlu'nun, Filistin devletinin bağımsızlık ilanının 36. yılında 36 ebru resim ve minyatürle 5 yılda tamamladığı birbirinden değerli eserleri yer alıyor. Allah Resulü'nün (SAV) emaneti olan, müminlerin ortak davası Kudüs ve Filistin davasını eserlerinde işleyen sanatçı, vicdan sahibi tüm insanları bu davaya yürek vermeye davet ediyor. Sergi 6 Mart'a kadar ziyarete açık olacak.

Sanatçı Muhammed Hamdi Kasapoğlu'nun altı yıl (2018) süren emekler neticesinde yaptığı eserlerinden oluşan "Vahyin Mübarek Kıldığı Özgür Belde Kudüs" sergisi bugün itibariyle vatandaşların ilgisine sunuldu.
Sergiye ev sahipliği yapan Çınar Kültür ve Sanat Merkezi'nde konuşan sanatçı Hamdi Kasapoğlu, Filistin'deki zulüm ve insan hakları ihlalleri sona erene kadar çabasının devam edeceğini belirtti.
Altı yıldır bir amaç uğruna eserlerini yapma gayretinde olduğunu vurgulayan Kasapoğlu, çalışmanın nasıl ortaya çıktığını şu sözlerle anlattı:
"Sergimizin ismi Vahyin Mübarek Kıldığı Özgür Belde Kudüs. Fıtratım gereği çocukluğumdan itibaren oyuncaklarımı yapmaktan başlayıp, kitaplarımı kaplayıp ciltlemekten, hep içimde var olan bir sanatı yaşadım, yaşattım. Yaş ilerleyince geleneksel sanatlarla, Türk İslam Sanatları ile de tanışmak nasip oldu. Sanat eserleri üretmeye başlayınca 2016 yılında gördüğüm bir rüya üzerine "19 Harfe Sırlanmış İlahi Parola Besmele" adıyla, Besmele'de bulunan her bir harf için kufi besmeleler tasarlayıp ilk proje bazlı sanat eserimi 19 Besmele ile yapmış oldum.
Sonrasında ondan büyük bir duygu büyük bir hissiyat alınca kendime şöyle bir soru sorma ihtiyacı hissettim: Kısacık bir ömrüm olsaydı, bu kalan ömrümde sanat adına, değer adına ne üretip ardımda miras bırakmak isterdim?
Çok fazla düşünmeden ilk aklıma gelen cevap, Kudüs davası, Filistin davası, Mescid-i Aksa davası oldu. Bu cevabı verdikten sonra 2018 yılında Bismillah deyip, Besmele projesinin ardından kolları sıvayarak Kudüs ve Mescid-i Aksa davası üzerine daha fazla okuyarak, düşünerek bu eserleri üretmeye başladım.
Tabi zaman nasıl geçti bilmiyorum. Eserlerin tamamlanması dört buçuk yıl sürdü, bu bir aşka, iştiyaka dönüştü. Bunu yaparken başka bir motivasyonum olduğunu fark ettim. Filistin Devleti ve Filistin halkı 15 Kasım 1988 tarihinde bağımsızlık ilan etti. 100'e yakın devlet, bağımsızlığını tanımış olmasına rağmen Filistinlilere bir bağımsız devlet hakkı verilmedi. Orada insanlara hürriyet içinde bir hayat sürme hakkı tanınmadı. Ben bu eserleri yapmaya başladığımda Filistin Devleti'nin bağımsızlık ilanının 32. yıl dönümü idi. Bu eserleri ne zaman bitirirsem Filistin Devleti'nin bağımsızlık ilanının o yılına armağan edeceğim diye niyetlendim."
Filistin davasına eserleri ile bir farkındalık oluşturmak isteyen, hisli yürekleri bu konuya odaklanmaya davet eden Muhammed Kasapoğlu, Filistin davasının ehemmiyetine şu sözler ile dikkat çekti:
"2023 yılında çalışmam bitti. 35 parça eser oldu: Filistin'in bağımsızlığının 35. yılı. Bu yıl 36 yıl oldu ve biz bir eser daha ilave ettik. Böylece 36 eser oldu. Gönlümüzde hep bu iştiyak, ateş, yangın, heyecan duracak. Filistin'de, bu toprakların gerçek sahiplerinin çocukları Kudüs'ün, Mescid-i Aksa'nın bahçesinde, Gazze'nin sokaklarında ellerinde uçurtmalarla, güllerle koşup oynadıklarını görünceye kadar bizim de Kudüs için ter akıtmamız, mesai harcamamız bitmeyecek. Bugün 36 eserle Kudüs davasını; Filistin Devleti'nin bağımsızlık ilanının 36. yıl dönümünde burada, Çınar Kültür Eğitim Vakfı'nda anlatmaya gayret ediyoruz. Ömrüm vefa ettikçe, yaşadığım müddetçe, Filistin Devleti'nde yaşayan dindaşlarımız, kardeşlerimiz, masum insanlar hürriyet içerisinde hayat sürecekleri güne kadar benim de Kudüs'ü anlatmam, bu eserlere ilave yapmam devam edecek."

Serginin 36. ve son eserini Resulullah'ın (SAV) bir hadis-i şerifi üzerinden yaptığını anlatan sanatçı, Kudüs'ün Müslümanların ortak davası olduğu hakikatini dile getirdi ve son eserin hikayesini şöyle anlattı:
"Efendimiz Aleyhisselatü Vesselam'ın bir hadis-i şerifi var. 'Eğer oraya gidemez ve içinde namaz kılamazsanız kandillerinde yakılmak üzere zeytinyağı gönderin' diyor. Bu mesajı ben şöyle okudum; "Kudüs size emanettir, kıyamet saatine kadar Ümmet-i Muhammed'in ve insanlığın emanetidir. Yani oraya, kandillerine yağ gönderin. Kudüs'ün kandillerini kıyamet saatine kadar söndürmeyin. Kudüs; barış şehri, Kudüs huzurun şehri, Kudüs insanlığın huzur duyduğu başkenti olarak yaşasın."
"Bu çalışmanın içerisinde böyle bir esere yer vermemiştik. Bu vesile ile onu da tamamlamış olduk. Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam'ın bu vasiyetini de önce Ümmet-i Muhammed'e, biz inanan insanlara, daha sonra da kalbinde vicdan olan bütün insanlara, bu vesileyle duyurma imkanına kavuştuk."
MUHAMMED HAMDİ KASAPOĞLU
Her bir eseri belli duygular çerçevesinde icra ettiğini vurgulayan sanatçı Kasapoğlu, "en yoğun duygular içerisinde olduğunuz eseriniz" sorusuna şöyle cevap verdi:
"Çok zor bir soru sordunuz. Her birinin bir hissiyatla oluştuğu muhakkak ama gözüme ilk ilişen eserlerden bir tanesini anlatayım. Filistinli gelinlik çağına gelmiş bir kız evladımız, Filistin haritasına sarılmış. Üzerinde Kubbet-üs Sahra'nın yer aldığı bir görsel. Şunu ifade ettik; Gazze'de, Filistin'de, Mescid-i Aksa'nın yurdunda, o barış yurdunda kız çocukları kaderleri ile nikahlandılar. Yani Kudüs'ü müdafaa etmekle nikahlandılar. Anne olduklarında, çocuklarını dünyaya getirirken, onlara dünyalık bir hayat vaat etmek için değil; Kudüs'ü müdafaa etme şuuruyla yuvalar kurdular. Bu, benim çok duygulandığım ve esere de göz yaşı olarak ilave ettiğim bir çalışmaydı."

Sanatçı Hamdi Kasapoğlu, bir başka duygu yüklü eserine ise şöyle değindi:
"Filistin devletinin bağımsızlığını temsil eden, bayraklarının renkleri ile oluşturduğumuz bir zemin üzerinde aynı zamanda kırmızı kana boğulmuş Kudüs'ün, Mescid-i Aksa'nın, Gazze'nin sokaklarında imdat dileyen ama kalplerinde o ölüm halinde bile Kudüs'ü, Mescid-i Aksa'yı, Kubbet'üs Sahra'yı hayatta tutmak için yaşayan insanları resmettiğimiz bir çalışma var. Orada güneşin doğuşunu temsil ettiğimiz, Filistin haritasını parçalanmamış, bütün haliyle ışıkların süzdüğü bir çalışma... Yani her bir detayında bizi duyguya boğan hislere boğan hikayeler var. Tabi bunu uzun uzun anlatmak mümkün değil. Gönül arzu eder ki bu işin meraklıları, sanatın meraklıları, Kudüs'ün merakları burada bu sergide bu eserleri kendileri bakıp, gördüklerinde o manaları belki de başka bir terennümünde kendileri okumuş, görmüş olacaklar."
Muhammed Kasapoğlu kendisine yöneltilen "Filistin davası ile ilgili vermek istediğiniz bir mesaj var mı?" sorusuna;
"Filistin davası dediğimiz dava yalnızca Filistin davası ile ilgili değil insanlık davası ile de ilgilidir. Gazze'de Filistin'de yaşananlar; vicdanların sorunu, insanlığın sorunudur. O yüzden bu mesele bir kimlik meselesi, bir dini aidiyet meselesinin ötesindedir." sözleriyle cevap vererek, konuşmasını şu şekilde devam ettirdi:
"Baktığımızda Avrupa'nın en ücra köşelerinde, Afrika'da, dünyanın nice farklı coğrafyalarında, Filistin bayrakları ile Filistin'deki mazlum ve masum annelerin, bebeklerin, çocukların yaşadığı bu insanlık dışı zulme itiraz etmek üzere insanlar; sokaklardalar, stadyumdalar, sanat sahnelerindeler. Bunların dini aidiyetleri, kimlikleri, dünyaya bakışları bu coğrafyada yaşayan insanlardan çok daha farklıdır. Bu bize şunu gösterdi; artık biz, dini aidiyetlerimizin ötesinde vicdanlarımızın sesini duyarak vicdan sahibi insanlarla el ele verip bu dünyanın herhangi bir coğrafyasında artık sadece mazlum oldukları için insanların ezilmesine razı gelemeyiz, sessiz kalamayız. Burada sanatçılar olarak, toplumun mihmandarları olarak yahut da normal, sıradan insanlar olarak eline Filistin bayrağını almış, diline Filistin davasını almış, kalemine, fırçasına, sözüne yani gücü neye yetiyorsa onunla Filistin'i müdafaa eden, mücadeleye destek veren bütün dünya insanlarına, dünya vatandaşlarına bir Müslüman olarak, bir din adamı olarak, bir sanatçı olarak canı gönülden teşekkür ediyorum. Onları en kalbi duygularla tebrik ediyorum, kutluyorum. Onlarla mücadelemiz birdir. Hep birlikte vicdan sahibi insanlar olarak Filistin'deki akan kanı ancak biz durdurabiliriz"
AYŞE NUR KAPUSUZ
Çınar Kültür ve Sanat Merkezi Koordinatörü Vaizi Ayşe Nur Kapusuz hem merkezin faaliyetlerini izah etti hem de sergi ile alakalı bilgi verdi.
"Çınar Uluslararası Kültür ve Sanat Derneği 3 yıldır faaliyetlerine devam ediyor. Sanat ağırlıklı çalışmalar yapıyoruz ama bu arada kültürel çalışmalarımız ve seminerlerimiz de yapılmakta. Derneğimizin "sanatın huzurunun adresi" olmak gibi bir mottosu var. Burada birçok sanat alanında çalışmalar, atölyeler var; resim, ebru, çini, porselen... Bunun yanı sıra geleneksel el sanatlarımız; mefruşat, nakış gibi alanlarda atölyelerimiz var. Yine müzik alanında da atölyeler ve çalışmalar devam ediyor. İçinde bulunduğumuz sanat galerimizde hem hocalarımızın ve öğrencilerimizin eserlerini sergilediğimiz gibi başka sanatçıların eserlerine de ev sahipliği yapabiliyoruz.
Gündemimizde Gazze var, hepimizin gündeminde, hepimizin kalbinde bir yara... Çünkü insanlığın büyük bir sınavdan geçtiğini ve hepimizin gözleri önünde bir soykırımın gerçekleştirildiğini görüyoruz. Biz de dernek olarak bu konuda duyarlılığımızı göstermek istedik. Sanatçımız, Hamdi Kasapoğlu hocamızın bu projesini biliyoruz. Projesine burada ev sahipliği yapacağız. 15 gün boyunca hem sanatseverlere hem de bu konuda duyarlılığı olan herkese açık olacak sergimiz."

Ziyarete açılmasının ardından ziyaretçiler, eserleri uzun uzun incelediler.
Sergi ziyaretçilerinden Ufuk Adalı,"Hepimizin kalbini acıtan Filistin davası, Kudüs davası... Bir resimle binlerce şey anlatabilen, çok güzel tasvirler yapabilen bir insan. Müthiş bir sergi, çok hoşuma gitti ve çok etkilendim. Yani bir resimde birçok şeyi görebiliyorsunuz." cümleleri ile serginin kendisinde uyandırdığı duyguları anlattı.
Bir diğer sergi ziyaretçisi Handan Adalı ise serginin kendisinde oluşturduğu duyguları,"Hepimizin yüreğindeki fırtınaları çok güzel resme dökmüş. Bir çerçevenin içinde bu kadar duygunun bir arada anlatılabilmesi gerçekten çok etkileyici. Gerçekten çok güzel. Tebrik ediyorum." cümleleri ile izah etti.

Sergide bulunan ziyaretçilerden Emin Baykırkık, serginin hemen açılışından önce yapılan seminer ve bu bağlamda eserler hakkında şu ifadelerde bulundu:
"Kendimi Gazze'de, Kudüs'te hissettim. Yani Kudüs'ün bizim için kutsi bir yer olduğunu daha çok anlamış olduk. Aylardır devam eden katliamda, yürekleriniz parça parça oluyor. Dayanılmaz bir acı ama o çocuklar annelerini babalarını kaybetmişler fakat burası bizim vatanımız diyorlar. Biz burada kalacağız, Filistin'i bırakmayacağız, Filistin davası bizim davamız, hiçbir zaman için bırakmayacağız, diyorlar. Bu sergiye gelince sergide de ressam arkadaşımız o kadar güzel anlatmış ki birkaç tanesini çektim, eşime de götüreceğim onları. O çocukların çırpınışları, isyanları, duaları içimizi parçalıyor ve sanatçımız bunları çok güzel aksettirmiş. Biraz önce Muhammed Hamdi Kasapoğlu'nun da konuşmasında da söylediği gibi, "bunları resim gibi görmeyin" diyor, yaşanmışlıklar bunlar ama o kadar güzel anlatmış ki onun yüreğine sağlık diyorum."

Sergi açılışının öncesinde bir konuşma gerçekleştiren Süleyman Gündüz, Kudüs'ün tüm insanlık için sınav olduğunu şu cümlelerle anlattı:
"İnsanlık karar verecek. Herkes karar verecek. Bütün insanlık, yeryüzünde yaşayan her insan, karar verecek. Barış mı savaş mı? Adalet mi zulüm mü? Kudüs, farklılıklarımızı bir zenginlik görüp birlikte yaşama umudunun adıdır. Kudüs farklılıklarımızı, yani farklı inançların farklı etnik kimliklerin farklı dillerin farklı renklerin farklı cinsiyetlerin bir zenginlik olarak kabul edilip birlikte yaşama umudunun adıdır. İnsanlık karar verecektir. Ya tekle ifade edilen bir dünyaya doğru ya da farklılıklarımızı bir zenginlik görüp yani Rabbin bütün insanları farklı olarak yarattığını inanç, renk, cinsiyet, millet olarak farklı yaratılmış olduğunu kabul edecek ve onu bir zenginlik olarak göreceğiz. Bunun için de sınav yeri Kudüs'tür."
6 Mart tarihine kadar sürecek olan sergi Çınar Kültür ve Sanat Merkezi'nde Kudüs davasına, Filistin davasına yürek veren tüm hassas kalpli ziyaretçileri bekliyor.
MUHAMMED HAMDİ KASAPOĞLU
MUHAMMED HAMDİ KASAPOĞLU KİMDİR?
1978 tarihinde Terme'de dünyaya gelen Muhammed Hamdi Kasapoğlu, Beşiktaş Barbaros Camii'nde İmam Hatip olarak görev yapıyor. Sanatçı aynı zamanda uzun yıllardır ebru, minyatür ve hat sanatıyla ilgileniyor ve eserler icra ediyor.