Ateş Kuşları’nda Necip Fazıl Kısakürek rüzgarı: 44. bölüme Kaldırımlar şiiri damga vurdu

ATV'nin sevilen dizisi Ateş Kuşları'nın 44. bölümüne Türk Edebiyatı ve düşünce dünyasının usta isimlerinden Necip Fazıl Kısarük'ün Kaldırımlar şiiri damga vurdu.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Ateş Kuşları’nda Necip Fazıl Kısakürek rüzgarı: 44. bölüme Kaldırımlar şiiri damga vurdu

Ateş Kuşları'nın 44. bölümünde Çelik Komutan, mahallenin kıraathanesine uğrayıp Hacı Hafızları ziyaret etti. Hafız'ın kitapları raflara yerleştirdiğini gören Çelik, eline Türk Edebiyatı'nın usta ismi Necip Fazıl Kısakürek'in kitabını alıp okumaya başladı.

Ateş Kuşları’nda Necip Fazıl Kısakürek rüzgarı!

Necip Fazıl'dan'Kaldırımlar Şairi'olarak bahseden Çelik, en sevdiği şiiri okudu: "Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında, yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa karışan noktasında. Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık, evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. Bu gece yarısında iki kişi uyanık: Biri benim, biri de uzayan kaldırımlar…"

Ateş Kuşları’nda Necip Fazıl Kısakürek rüzgarı: 44. bölüme Kaldırımlar şiiri damga vurdu-2

Çelik Komutan Necip Fazıl'ın şiirini okurken Köksüzler'in önceki bölümlerden oluşan görüntülerinin ekrana gelmesi dizinin izleyicilerini duygusal bir yolculuğa çıkardı.

KALDIRIMLAR ŞİİRİ

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler