Ebola virüsü nasıl bulaşır? Kongo'da kontrolden çıkan ebola salgınında vaka sayısı 750’ye ulaştı!
Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nde hızla yayılan Ebola salgını, tarihin en büyük üçüncü dalgasına dönüştü. Dünya Sağlık Örgütü, geciken tespitler nedeniyle ulusal risk seviyesini en üst noktaya taşıdı.
Hızlı Özet Göster
- Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin Ituri eyaletinde devam eden Ebola salgınında vaka sayısı 750'ye yaklaşırken 177 kişi hayatını kaybetti.
- Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri, salgının 15 Mayıs'ta resmi olarak bildirilmesine rağmen virüsün haftalar öncesinden sessizce yayıldığını ve geç fark edildiğini açıkladı.
- Salgına Bundibugyo virüsü yol açıyor ve bu türe karşı yerleşik aşı ve tedavi seçenekleri bulunmuyor.
- Bölgedeki silahlı çatışmalar, zayıf sağlık altyapısı ve USAID'in dağıtılması gibi faktörler salgın kontrolünü zorlaştırıyor.
- ABD yönetimi Kongo'da 50'ye kadar tedavi kliniği kuracağını duyurdu ancak Uganda böyle bir plandan haberdar olmadığını bildirdi.
Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin Ituri eyaletinde ortaya çıkan Ebola salgınında vaka sayısı hızla artıyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün paylaştığı son verilere göre vaka sayısı 750'ye yaklaşırken 177 kişi hayatını kaybetti. Yetkililer, salgının hala hızla yayıldığını belirtiyor.
Arstechnica'nın aktardığına göre, DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, salgının ilk bildiriminin 15 Mayıs'ta yapıldığını ancak virüsün bundan önce haftalar boyunca sessiz şekilde yayılmış olabileceğini söyledi. Şu anda yaklaşık 1.400 temaslı takip ediliyor.
Kongo’da sağlık çalışanları, Ebola şüphesi taşıyan kişiler üzerinde sahada tarama yapıyor. (Haberde yer alan görseller AA ve takvim.com.tr grafik servisine aittir)
EBOLA NASIL BULAŞIR?
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre Ebola, enfekte kişinin kanı ve diğer vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşıyor. Bu nedenle hastalara bakan aile üyeleri, sağlık çalışanları ve cenazeler sırasında naaşla temas eden yakınlar en büyük risk grubunda yer alıyor.
Virüs günlük sosyal temasla yayılmıyor. Ancak hasta ya da hayatını kaybetmiş bir kişinin vücut sıvılarıyla kirlenmiş yüzeyler ve eşyalar da bulaşma riski taşıyabiliyor. DSÖ, Ebola'nın belirtiler başlamadan bulaşmadığını, ancak semptom gösteren kişilerin ve cenazelerin temas açısından yüksek risk oluşturduğunu vurguluyor.
Salgının güncel bilançosu: 750 vaka, 177 can kaybı
SALGIN DUYURULDUĞUNDA VİRÜS ÇOKTAN YAYILMIŞTI
DSÖ yetkilileri, en büyük sorunun salgının geç fark edilmesi olduğunu açıkça kabul ediyor. Kurumun Kongo'daki temsilcilerinden Dr. Anne Ancia, ekipler bölgeye ulaştığında virüsün haftalardır sessiz şekilde yayılmış durumda olduğunu anlattı.
Soruşturmada bilinen en erken şüpheli vakanın, Ituri'nin başkenti Bunia'da 24 Nisan'da belirti göstermeye başlayan bir sağlık çalışanı olduğu belirtildi. DSÖ ise olası salgın bilgisini 5 Mayıs'ta aldı. Bu ilk uyarı, dört sağlık çalışanının ölümüne yol açan tanımlanamayan enfeksiyon kümeleri sonrası geldi.
Kurumun bölgeye ulaştığı sırada vaka sayısı 80'e çıkmıştı. Şimdi ise tablo çok daha ağır. Salgın, resmi olarak duyurulmasının üzerinden yalnızca bir hafta geçmesine rağmen kayıtlardaki en büyük üçüncü Ebola dalgasına dönüştü.
Sağlık ekipleri, salgın bölgelerinde izolasyon ve müdahale çalışmalarını sürdürüyor.
AŞI YOK, TEDAVİ SINIRLI: MÜCADELE NEDEN YAVAŞ İLERLİYOR?
Dr. Anne Ancia'ya göre müdahale ekipleri şu anda virüsün önünü kesmekten çok, onun açtığı alanı kapatmaya çalışıyor. Kontrol mekanizmaları tam olarak kurulana kadar vaka sayısının artmaya devam etmesi bekleniyor.
Sahadaki mücadeleyi zorlaştıran bir başka unsur da virüsün tipi. Bu salgına, Ebola'nın daha az görülen türlerinden Bundibugyo virüsü yol açıyor. Bu türe karşı yerleşik aşı ve tedavi seçeneklerinin bulunmaması, sağlık ekiplerinin elini zayıflatıyor.
Bu nedenle mücadele büyük ölçüde üç başlığa dayanıyor: yeni vakaları hızla bulmak, hastaları izole etmek ve temaslıları tek tek takip etmek.
ABD'NİN ÇEKİLDİĞİ YERDE BOŞLUK BÜYÜDÜ
Arstechnica'nın haberine göre, kamu sağlığı uzmanları salgının büyümesinde uluslararası destek kaybının da etkili olduğunu düşünüyor. Eleştirilerin odağında ise Trump yönetiminin küresel sağlık politikaları var.
Uzmanlar, USAID'in dağıtılması, CDC'de yapılan kesintiler, boş bırakılan halk sağlığı görevleri ve DSÖ'den çekilme kararının, Ebola gibi krizlere verilen yanıtı zayıflattığını savunuyor.
New York Times'ta görüş yazısı kaleme alan acil tıp uzmanı Craig Spencer da ABD'nin küresel sağlık ve insani yardım alanındaki geleneksel liderlik rolünden uzaklaştığını söyledi. Spencer, 2014 yılında Gine'de Ebola hastalarını tedavi ederken virüse yakalanmıştı.

ÇATIŞMA, GÖÇ VE AÇLIK SALGININ ÖNÜNÜ AÇIYOR
Virüsün yayıldığı bölgelerde yalnızca sağlık krizi yaşanmıyor. Silahlı çatışmalar, yoğun nüfus hareketliliği, zayıf sağlık altyapısı ve milyonlarca insanın insani yardıma ihtiyaç duyması, salgının kontrolünü daha da güçleştiriyor.
Bu tablo, yalnızca tıbbi müdahaleyi değil lojistik operasyonları da zorlaştırıyor. Sağlık ekiplerinin sahaya ulaşması, hastaların izlenmesi ve koruyucu önlemlerin uygulanması bu şartlarda çok daha yavaş ilerliyor.

NUMUNELER YANLIŞ TAŞINDI, KORUYUCU EKİPMAN HAFTALARCA ULAŞMADI
Haberde yer verilen değerlendirmelere göre, salgının geç fark edilmesinde laboratuvar sürecindeki aksaklıklar da etkili oldu. Enfekte hastalardan alınan örneklerin, Kongo'nun başkenti Kinşasa'daki ulusal laboratuvara yanlış sıcaklıkta taşındığı aktarıldı. Bu lojistik görevin daha önce USAID tarafından yürütüldüğü belirtildi.
Aynı dönemde sahadaki sağlık çalışanlarının temel koruyucu ekipmanlara da haftalar boyunca ulaşamadığı ifade edildi. Yüz siperi, solunum maskesi, geçirimsiz tulum ve cerrahi başlık gibi malzemelerde yaşanan eksiklik, özellikle ilk günlerde riski daha da artırdı.
Daha önce USAID'de bulaşıcı hastalıklar alanında görev yapan Megan Fotheringham, sağlık çalışanlarının yeterince korunmadan görev yaptığını söyledi. Fotheringham'a göre kurum çalışmalarını sürdürüyor olsaydı koruyucu ekipman stokları saatler içinde bölgeye ulaştırılabilirdi.

DSÖ: ASIL İHTİYAÇ KRİZ BÜTÇESİ DEĞİL, SÜREKLİ ÖNLEM YATIRIMI
Epidemiyologlar Katelyn Jetelina ve Emily Smith ise bu salgının yalnızca bir hastalık yayılımı olmadığını, aynı zamanda "küresel şefkatin geri çekilmesiyle" büyüdüğünü söyledi.
CDC, ABD'nin sahaya daha fazla personel ve kaynak göndermeye başladığını açıkladı. Trump yönetimi ayrıca Kongo ve Uganda'daki Ebola bölgelerinde 50'ye kadar tedavi kliniği kurulacağını duyurdu. Ancak Uganda tarafı, böyle bir plandan haberdar olmadığını bildirdi.
DSÖ ise bir yandan artan müdahale ihtiyacıyla, diğer yandan finansman baskısıyla karşı karşıya. Kurumun salgın ve pandemi yönetimi direktörü Maria Van Kerkhove, asıl sorunun yalnızca salgın başladığında para bulmak olmadığını vurguladı.
Van Kerkhove'a göre ihtiyaç duyulan şey, gözetim, erken tespit, araştırma, enfeksiyon önleme, sağlık personeli kapasitesi ve toplum güveni için düzenli finansman sağlanması. Aksi halde dünya aynı döngüye geri dönüyor: salgın çıktığında panik, kriz yatıştığında ihmal.
EBOLA'YA NEDEN "ŞEFKAT HASTALIĞI" DENİYOR?
Craig Spencer, Ebola'nın zaman zaman "şefkat hastalığı" olarak anıldığını hatırlattı. Bunun nedeni, virüsün çoğu zaman en yakın temasta olan kişiler arasında yayılması.
Hasta çocuklarına bakan ebeveynler, yakınlarının cenazesini yıkayan aile üyeleri ve hastaların en bulaşıcı döneminde görev yapan sağlık çalışanları en büyük riski taşıyor. Yani hastalık çoğu zaman bakım verenleri hedef alıyor.
Spencer, daha önce aynı aileden yedi kişinin enfekte olduğu bir vakayı anımsatarak, anne ve babanın çocuklarına bakarken kendilerinin de hastalandığını, ailede yalnızca ebeveynlerin hayatta kaldığını anlattı.