Mantar biberi solladı: İşte dünyanın en acı maddesi! Etkisi mideden kalbe kadar yayılıyor

Almanya'daki Leibniz Gıda Sistemleri Biyolojisi Enstitüsü'nde yapılan bir araştırma, 'Amaropostia stiptica' adlı raf mantarından çıkarılan üç kimyasal bileşiğin insan dilindeki acı tat reseptörlerine etkilerini ortaya koydu. Bilim insanları bu bileşiklerin acı tadı tetikleyebilme potansiyelini inceledi.

Giriş Tarihi:
Almanya'da Yapılan Araştırma Acı Tat Algısına Dair Ezberleri Bozdu. Raf Mantarından Elde Edilen 'Oligoporin D' Maddesi Düşük Miktarlarda Bile Yoğun Acılık Hissi...

Almanya'da yapılan araştırma acı tat algısına dair ezberleri bozdu. Raf mantarından elde edilen 'oligoporin D' maddesi düşük miktarlarda bile yoğun acılık hissi yaratıyor.

Raf Mantarından Gelen Şaşırtıcı Keşif Almanya'nın Münih Kentinde Faaliyet Gösteren Leibniz Gıda Sistemleri Biyolojisi Enstitüsü, Damaklarda Yankı Uyandıracak...

Raf Mantarından Gelen Şaşırtıcı Keşif

Almanya'nın Münih kentinde faaliyet gösteren Leibniz Gıda Sistemleri Biyolojisi Enstitüsü, damaklarda yankı uyandıracak bir çalışmaya imza attı.

Araştırmacılar Doğada Yaygın Olarak Bulunan 'Amaropostia Stiptica' Adlı Raf Mantarını İnceleyerek Bu Mantardan Üç Farklı Kimyasal Bileşik Elde Etti.

Araştırmacılar doğada yaygın olarak bulunan 'Amaropostia stiptica' adlı raf mantarını inceleyerek bu mantardan üç farklı kimyasal bileşik elde etti.

Bu Bileşiklerin İnsan Dilindeki Acı Tat Reseptörlerine Olan Etkisi, Bilimsel Ölçüm Teknikleriyle Detaylı Biçimde Analiz Edildi.

Bu bileşiklerin insan dilindeki acı tat reseptörlerine olan etkisi, bilimsel ölçüm teknikleriyle detaylı biçimde analiz edildi.

İncelemeler Sonucunda Özellikle 'Oligoporin D' Adlı Bileşiğin, Çok Düşük Dozlarda Dahi Yoğun Bir Acılık Hissi Oluşturduğu Ortaya Çıktı.

İncelemeler sonucunda özellikle'oligoporin D' adlı bileşiğin, çok düşük dozlarda dahi yoğun bir acılık hissi oluşturduğu ortaya çıktı.

Öyle Ki Laboratuvar Koşullarında Yapılan Tadım Testlerinde, Bazı Katılımcılar Bu Maddeyi Tanımlamakta Zorlandı. Araştırma Acı Tat Skalasının Sınırlarını Adeta...

Öyle ki laboratuvar koşullarında yapılan tadım testlerinde, bazı katılımcılar bu maddeyi tanımlamakta zorlandı. Araştırma acı tat skalasının sınırlarını adeta yeniden çizdi.

Zehirli Değil Ama Dayanılmaz Araştırmanın İlginç Detaylarından Biri De Bu Bileşiklerin Zehirli Olmamasına Rağmen İnsanların Doğal Savunma Tepkisini Harekete...

Zehirli Değil Ama Dayanılmaz

Araştırmanın ilginç detaylarından biri de bu bileşiklerin zehirli olmamasına rağmen insanların doğal savunma tepkisini harekete geçirecek kadar yoğun ve dayanılmaz bir acı tadı barındırmaları. Bilim insanları, bu bileşiklerin yalnızca dil üzerindeki tat alma hücrelerini değil, vücudun farklı bölgelerinde bulunan acı reseptörlerini de uyarabileceğini belirtti.

Yutak, Mide, Bağırsak, Akciğer Hatta Kalpte Dahi Bulunan Bu Tat Reseptörlerinin, Vücudun Savunma Mekanizmalarıyla Nasıl Bir İlişki İçinde Olduğu İse Hala Tam...

Yutak, mide, bağırsak, akciğer hatta kalpte dahi bulunan bu tat reseptörlerinin, vücudun savunma mekanizmalarıyla nasıl bir ilişki içinde olduğu ise hala tam olarak bilinmiyor.

Bu alandaki araştırmaların önümüzdeki yıllarda daha da derinleşmesi bekleniyor.

Acı Tat Evrimi Ve Bilimsel Gelecek Çalışmanın Ortak Yazarı Olan Dr. Maik Behrens, Acı Tat Reseptörlerine Dair Bilgi Havuzunun Büyümesinin, Gelecekte Gıda Bilimi...

Acı Tat Evrimi ve Bilimsel Gelecek
Çalışmanın ortak yazarı olan Dr. Maik Behrens, acı tat reseptörlerine dair bilgi havuzunun büyümesinin, gelecekte gıda bilimi ve farmakoloji gibi alanlarda devrim niteliğinde gelişmelere yol açabileceğini ifade etti. Behrens, "Ne kadar çok acı bileşik ve reseptör verisi toplarsak, yeni maddeleri tanımlamak ve etkilerini öngörmek o kadar kolay olur." sözleriyle bu araştırmanın önemini vurguladı.

Bilim insanları acı tat duyusunun evrimsel süreçte toksik maddelerden korunmak için gelişmiş olabileceğini ancak bu duyunun vücut içinde daha karmaşık işlevlere de sahip olabileceği ihtimalini göz ardı etmiyor. Yeni bulunan bu bileşikler, sadece gıda sektörü için değil, aynı zamanda insan sağlığı üzerine çalışan araştırmacılar için de önemli ipuçları taşıyor.

(Fotoğraflar: Takvim Foto Arşiv, DHA)