Kaşif Kozinoğlu’nun ölüm günü! Kırık kalp sendromuna ilişkin kendi sözleri ve tanık ifadeleri ortaya çıktı: Coraspirin şüphesi FETÖ izi

Eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin dosya 15 yıl sonra yeniden açıldı. Kozinoğlu'nun geçmişte anlattığı “kırık kalp sendromu”, eşinin ve koğuş arkadaşlarının kalp rahatsızlığına dair ifadeleri yeniden gündeme geldi. 2012’de ihmal bulunmadığı belirtilen dosyada, bazı görevliler ve sağlık personeli yönünden ihmal olup olmadığının araştırılması istendi. Dosyanın daha sonra yapılan incelemesinde, Kozinoğlu'nun ölümünden önce cezaevi müdürlüğünden "coraspirin" ve bir vitamin hapı istediği, avukatlarının ise otopside bu vitamin ilacı yönünden inceleme yapılmamış olmasından şüphelendiklerini bildirdikleri kaydedildi.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Kaşif Kozinoğlu’nun ölüm günü! Kırık kalp sendromuna ilişkin kendi sözleri ve tanık ifadeleri ortaya çıktı: Coraspirin şüphesi FETÖ izi

Kaşif Kozinoğlu'nun 12 Kasım 2011'de Silivri 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda rahatsızlanmasının ardından kaldırıldığı Silivri Devlet Hastanesinde hayatını kaybetmesine ilişkin dosya, 15 yıl sonra yeniden açıldı. Silivri Sulh Ceza Hâkimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla daha önce verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı kaldırıldı. Soruşturma 2026/15142 numarasıyla yeniden kayda alınırken dosya hakkında gizlilik kararı verildi ve özel ekip kuruldu.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Şüphelilerden 10'u gözaltına alınırken, 1 şüphelinin FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu belirtildi.

Kaşif Kozinoğlu (Fotoğraflar Takvim Fotoğraf Arşivi’nden alınmıştır.)Kaşif Kozinoğlu (Fotoğraflar Takvim Fotoğraf Arşivi’nden alınmıştır.)

2012'DE TAKİPSİZLİK KARARI VERİLMİŞTİ

Kozinoğlu, "silahlı terör örgütüne üye olma, devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme, amacı dışında kullanma, hile ile alma, çalma" suçlarından tutuklu bulunduğu Silivri 1 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 12 Kasım 2011 akşamı rahatsızlandı. Silivri Devlet Hastanesine ulaştırılmasının ardından hayatını kaybettiğinin tespit edilmesi üzerine soruşturma başlatıldı.

Kozinoğlu'nun B Blok B1 koğuşunda Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur ile kaldığı, koğuşun üst katındaki 4 numaralı odayı kullandığı belirlendi. Kamera kayıtlarına göre Kozinoğlu olay günü saat 03.56'ya kadar uyumadı ve bu saatte odasına girdi. Saat 07.58'de sabah sayımı için odasından çıktı, 07.59'da geri döndü ve 15.59'a kadar odasında kaldı.

Saat 15.59'da odasından çıkan Kozinoğlu, 16.07'de havalandırmada yürümeye başladı. Yürüyüş saat 17.02'ye kadar sürdü. Saat 17.56'da odasına giren Kozinoğlu'nun fenalaşmasının ardından koğuş arkadaşları 18.05 ve 18.07'de odasına geldi. B Blok ana koridorundaki çağrı butonunun ışığının ise 18.08'de yandığı tespit edildi.

Kaşif Kozinoğlu’nun ölüm günü! Kırık kalp sendromuna ilişkin kendi sözleri ve tanık ifadeleri ortaya çıktı: Coraspirin şüphesi FETÖ izi-3

163 METRELİK KORİDOR VE 7 KAPIDAN GEÇİRİLDİ

Vardiya sorumlusu ile infaz koruma memurları koğuşa sedye getirdi. Kozinoğlu, iki katlı koğuşun üst katından sedyeyle indirildi. Toplam 163 metre uzunluğundaki koridorlardan ve biri kapanmadan diğeri açılmayan 7 kilitli kapıdan geçirilerek saat 18.25'te 112 Acil Servis ambulansına teslim edilmek üzere mahkûm kabul kapısına getirildi.

Ancak bu sırada ambulans henüz kuruma ulaşmamıştı. Kozinoğlu'nun sedyede eğilip doğrulduğu kayıtlara yansırken 112 Acil Servis ambulansı ve sağlık görevlileri saat 18.37'de geldi. İlk müdahale mahkûm kabul kapısında yapıldı. Yaklaşık 10 dakika süren müdahalenin ardından Silivri 2 No'lu Acil Yardım ekibi Kozinoğlu'nu alarak TEM Otoyolu üzerinden Silivri Devlet Hastanesine hareket etti.

Sağlık ekibi Kozinoğlu'na solunum desteği verdi, damar yolu açtı ve kalp masajına başladı. Bir ambulansın daha destek için yönlendirilmesi istendi. Silivri 3 No'lu Acil Yardım ekibi TEM Otoyolu Kınalı Gişeleri civarında diğer ekibe yetişti ve sağlık görevlileri Kozinoğlu'nun bulunduğu ambulansa geçti.

Acil tıp teknikerleri ve teknisyenleri tarafından solunum desteği için endotrakeal tüp yerleştirildi, ikinci damar yolu açıldı, adrenalin ve atropin uygulandı. CPR işleminin hareket hâlindeki ambulansta uygulanmasında güçlük yaşanması nedeniyle ambulans otoyolda yaklaşık 10 dakika durdu ve müdahale burada sürdürüldü.

HASTANEYE 19.10'DA GİRİŞ YAPILDI

Kozinoğlu saat 19.10 itibarıyla Silivri Devlet Hastanesi Acil Servisine getirildi. Önceden verilen Mavi Kod nedeniyle hazır bekleyen nöbetçi doktor müdahaleye başladı. Kırmızı odaya alınan Kozinoğlu'na iki nöbetçi doktor müdahale etti.

Soruşturmada tanık olarak ifadeleri alınan iki doktor, hastaya ilk müdahalenin yerinde ve eksiksiz olduğunu; oksijen verilerek entübe edildiğini, damar yolu açıldığını, adrenalin ve atropin uygulandığını ve kalp masajı yapıldığını anlattı. Doktorlar, duran kalbin yeniden çalıştırılması için sağlık protokollerinde öngörülen süre boyunca müdahaleye devam ettiklerini ancak Kozinoğlu'nun kurtarılamadığını ve saat 19.30 itibarıyla hayatını kaybettiğinin kabul edildiğini bildirdi.

Soruşturma kapsamında Silivri Ceza İnfaz Kurumlarındaki ilgili güvenlik kameraları, Silivri Devlet Hastanesinin güvenlik kameraları ve TEM Otoyolu Kınalı Gişelerindeki kamera görüntüleri dosyaya alındı. Olay günü görev yapan ceza infaz kurumu personelinin, hastaneye sevk sırasında görevli jandarma personelinin ve müdahalede bulunan sağlık görevlilerinin ifadeleri alındı.

Cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu ölen Kaşif Kozinoğlu Cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonucu ölen Kaşif Kozinoğlu

Kozinoğlu'nun kullandığı oda, ölüm haberinin koğuş arkadaşlarına bildirilmesiyle eş zamanlı olarak kilitlenip kontrol altına alındı. Koğuş arkadaşlarının ilk ifadeleri de aynı gece alındı.

Nöbetçi Cumhuriyet savcısı B1 koğuşunda ve Kozinoğlu'nun odasında olay yeri incelemesi yaptı. İnceleme, Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla jandarma olay yeri inceleme ekibi tarafından kamerayla kayıt altına alındı.

ODASINDAKİ BELGELER MAHKEMEYE GÖNDERİLDİ

Kozinoğlu'nun odasında bulunan ve muhafaza altına alınarak incelenen el yazılı ve bilgisayarda hazırlanmış belgelerin savunması kapsamında hazırlandığı değerlendirildi. Belgeler, diğer sanıklar ve dosyanın bütünü içinde değerlendirilmesi amacıyla 13 Aralık 2011'de İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildi.

"3 DAKİKA KALBİM DURMUŞ"

Cezaevinde tutuklu bulunduğu dönemde ziyaretçileriyle yaptığı kapalı görüşmelerin kayıtları da incelendi. Kozinoğlu'nun kız kardeşi Fügen Bıçaklıoğlu ile 19 Ekim 2011'de yaptığı görüşmede daha önce "kırık kalp sendromu" yaşadığını anlattığı belirlendi.

Kozinoğlu görüşmede, "...ben bir gün kırık kalp sendromu oldum, Hastaneye kaldırdılar beni, tamam mı? Senin haberin yok, bizim oraya profesör getirdiler... Hiçbir şey olmaz deme. Hiçbir şey olmaz deme. Ha...Şimdi, ondan sonra bir gün pazar günü falan, Allah Allah, ben kendimden geçmişim. Sonra yataktan kalktığımda ter izim vardı komple. Bu da telefon etmiş, ya... gelmiş bakmış nabız yok, nabız yok. Yani vefat etti diye telefon etmiş. Hemen daireden geldiler. Bende o sırada kalktım ha. üç dakika, üç dakika kalbim durmuş, üç dakika. Sonra tekrar şey yaptım. Gittikçe profesör getirdiler getirdiler dışarıdan. Allahtan hastaneye yollamadılar. Bizim orada, bizim orada hastane var. Müsteşar yardımcısı hepsi yanımda. Elimden tutuyor falan. Profesör baktı, dedi ki bu kırık kalp sendromu. Lan bu ne? Kırık kalp sendromu... Bak dedi. Burada oku dedi. Anlattı. Böyle çok üst üste psikolojik baskı yediğin zaman, bak dikkat et, normal kalp krizinin 7 ila 34 katı şiddetinde bir kriz geçiriyorsun. Dedi ki bana, bir milyonda bir sen kurtuldun dedi. Yoksa öldürüyordu, kesin öldürüyordu. Normal kalp krizinin 7 ila 34 kat şiddetinde bak. Kırık kalp sendromu bu. Ben dedi, ha... şeye çıkardı, anjiyo yapacaktı. Anjiyo aletlerini getirmiş, bana anjiyo yaptırıp yatıracaklar beni. Bir banda çık, banda her gün koşuyorum ya. Bir de spor ayakkabısı yok. Çıplak ayakla koştum. Çıplak ayakla, ben tabi bir kaptırdım, takı tuku, takı tuku. Ya bunu anjiyoya gerek yok, adam acayip koşuyor dedi" ifadelerini kullandı.

EŞİNİN İFADESİ DOSYAYA GİRDİ

Kozinoğlu'nun eşi Yeşim Kozinoğlu'nun 7 Aralık 2011'de mağdur sıfatıyla ifadesi alındı. Yeşim Kozinoğlu, eşinin ölümü nedeniyle herhangi bir kişi ya da kurumdan şikâyetçi olmasının mümkün olmadığını ancak soruşturmada ihmal belirlenmesi durumunda ihmali bulunan görevlilerden şikâyetçi olacağını söyledi.

Eşinin daha önce kalp krizi geçirmediğini belirten Yeşim Kozinoğlu, tahminen 2004 yılında bir sıkıntı yaşadığını, bunun üzerine eşinin kurumunu aradığını ve Millî İstihbarat Teşkilatından görevlilerin gelerek Kozinoğlu'nu götürdüğünü anlattı. Eşinin dönüşünde kendisine "kırık kalp sendromu" teşhisi konulduğunu söylediğini ifade etti.

Kaşif Kozinoğlu'nun sağlık durumuna ilişkin kurumda bulunan bilgi ve belgelerin onaylı örnekleri de Millî İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığından istendi. MİT Müsteşarlığının 29 Aralık 2011 tarihli yazısının ekinde gönderilen 2005, 2008 ve 2009 yıllarına ait EKG, laboratuvar sonuçları, efor testi ve raporu ile diğer tıbbi belgeler, klasik otopsinin yapıldığı İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderildi.

Koğuş arkadaşları Hasan Ataman Yıldırım ve Hasan Atilla Uğur da 1 Aralık ve 15 Aralık 2011'de alınan ifadelerinde Kozinoğlu'nun kendilerine daha önce kalp krizi geçirdiğini ve muayenesinde "kırık kalp sendromu" teşhisi konulduğunu anlattığını söyledi.

İki tanık, Kozinoğlu'nun cezaevinde günde yaklaşık 1,5 saat yürüyüş yaptığını, şınav ve mekik gibi spor hareketleri yaptığını, bunun yanında en az 1,5 paket sigara içtiğini belirtti.

Kaşif Kozinoğlu’nun ölüm günü! Kırık kalp sendromuna ilişkin kendi sözleri ve tanık ifadeleri ortaya çıktı: Coraspirin şüphesi FETÖ izi-6

OTOPSİ RAPORUNDA ÖLÜM NEDENİ AÇIKLANDI

Cumhuriyet Başsavcılığınca 12 Kasım 2011 akşamı yapılan ölü muayenesinde Kozinoğlu'nun vücudunda kırık, darp, cebir veya silah yaralanması izine rastlanmadı. Tıbbi müdahale sonucu meydana gelenler dışında haricî bir iz tespit edilmedi.

Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinde yapılan otopsi ve tetkikler sonucunda hazırlanan raporda ölüm nedenine ilişkin, "Otopsisinde kalp ağırlığı ve duvar kalınlıklarında artış, koroner arterlerinde aterosklerotik değişiklikler, histopatolojik incelemelerinde koroner arterlerinde % 30-50 oranında daraltıcı vasıfta aterom plakları ve miyokardda kronik iskemiye bağlı değişiklikler tespit edilen kişinin ölümünün kalp damar hastalığı sonucu meydana gelmiş olduğu" değerlendirmesine yer verildi.

Yürütülen soruşturmanın ardından Kozinoğlu'nda, ceza infaz kurumu idaresine bildirilmemiş, önceden var olan bir kalp hastalığı bulunduğu değerlendirildi. Olay günü sabah saatlerine kadar uyumadığı, saat 16.00'ya doğru odasından çıktıktan sonra havalandırmada spor yaptığı ardından odasında rahatsızlandığı ve ölümünün "kalp damar hastalığı sonucu" meydana geldiği kaydedildi.

Soruşturma makamı, ceza infaz kurumu görevlilerinin gereken sürat ve hassasiyetle hareket ederek Kozinoğlu'nu ambulans gelmeden önce mahkûm kabul kapısına getirdiği sonucuna vardı. Ambulansın çağrılması ve kuruma ulaşmasında sorumluluk doğuracak bir gecikme bulunmadığı değerlendirildi.

Ambulansta doktor bulunmamasının sağlık mevzuatına aykırı olmadığı, ambulansın cezaevi kampüsündeki ve olay sırasında yalnızca bir nöbetçi pratisyen hekimin bulunduğu semt polikliniği yerine doğrudan Silivri Devlet Hastanesine gitmesinde de isabetsizlik bulunmadığı belirtildi. Sağlık personeli açısından ihmal veya gecikme olmadığı değerlendirmesi yapıldı.

Bu tespitler doğrultusunda ölümün kalp damar hastalığı sonucu meydana geldiği, ölüme yol açabilecek haricî bir etken olmadığı ve olayda başkalarına yüklenebilecek kasıt, ihmal, gecikme veya kusur bulunmadığı gerekçesiyle Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının 10 Nisan 2012 tarihli, 2011/6951 soruşturma ve 2012/1392 karar numaralı dosyasında şüpheliler hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi.

DOSYANIN YENİDEN İNCELENMESİNDE YENİ ARAŞTIRMA İSTENDİ

Dosyanın daha sonra yapılan incelemesinde, Kozinoğlu'nun ölümünden önce cezaevi müdürlüğünden "coraspirin" ve bir vitamin hapı istediği, avukatlarının ise otopside bu vitamin ilacı yönünden inceleme yapılmamış olmasından şüphelendiklerini bildirdikleri kaydedildi.

Avukata gönderilen bir e-postada, Kozinoğlu ile aynı cezaevinde bulunduğunu belirten bir kişinin Kozinoğlu'nun kalp krizi nedeniyle ölmediğini ileri sürdüğü ve bunun da avukatlarda şüphe oluşturduğu belirtildi. Ancak avukat ile e-postayı gönderen kişinin buluşamadığı kaydedildi.

İncelemede Cumhuriyet Başsavcılığının ölü muayenesi, ön otopsi raporu ve otopsi raporunun birbiriyle uyumlu olduğu; klasik otopsi yapılan Kozinoğlu'nun vücudunda darp veya cebir izine rastlanmadığı belirtildi. Kanında toksikolojik zehirlenme bulgusu tespit edilmediği ve ölümün kalp damar hastalığına bağlı gerçekleştiğinin belirlendiği kaydedildi.

Vukuat raporu ve olay tutanaklarına göre Kozinoğlu fenalaştıktan sonra uygun sürede müdahale edildiği, 2012'deki kovuşturmaya yer olmadığı kararındaki değerlendirmelerin Adli Tıp Kurumu ve diğer raporlarla uyumlu olduğu sonucuna varıldı.

Firari FETÖ'cü Ferhat Veysi GülFirari FETÖ'cü Ferhat Veysi Gül

Bununla birlikte dosyanın yeniden incelenmesinde, koğuş kamera görüntülerine göre 11-12 Kasım 2011 tarihlerinde koğuşa geldiği tespit edilen Engin Karataş, Adem Yılmaz, Kenan Şahin, Fatih Mardin, Mustafa Ezer, Adem Ersoy, Ahmet Aydın, Kadir Gültekin, kurum doktoru Ergin Aydın, Ömer Vatan, Kazım Beyke, Yusuf Çetin Karakan, Metin Ozan, Alparslan Demirci, Engin Başer, İsmail Aydemir, Mehmet Kadri Aşut, Mustafa Garip, Samet Aksoy, Ferhat Çağan, Onur Bozkurt, Zekai Görgülü, Alim Taşkıran, Bayram Çağlayan, Ali Söyler ve Ferhat Veysi Gül yönünden de araştırma yapılması gerektiği değerlendirildi.

Acil durum butonuna basılmasının ardından olay yerine geldikleri tespit edilen vardiya sorumlusu Zekai Görgülü ile infaz ve koruma memurları Ali Söyler, Hamdi Keskin, Lütfi Biçer, Bayram Çağlayan, Yasin Şahin, Halil Kılıç, Burak Özder, Ferhat Veysi Gül, Abdullah Arslan, Hakan Bozkurt ve Muhammet Alıcı'nın ihmallerinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği kaydedildi.

Aynı değerlendirmede Adli Tıp Kurumu raporunu düzenleyen Doç. Dr. Bülent Şam, Uz. Dr. Rifat Özgür Ozdemirel, Uz. Dr. Mehmet Cavlak, Dr. B. Sezer Öner ve Dr. İrfan Çakır yönünden de ihmal bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği belirtildi.

TAKİPSİZLİK 2026'DA KALDIRILDI

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/6951 numaralı soruşturmasında 10 Nisan 2012'de verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı, dosyanın yeniden incelenmesinin ardından kaldırıldı. Soruşturmanın genişletilmesi gerektiği değerlendirilirken Silivri Sulh Ceza Hâkimliği 26 Ağustos 2026'da takipsizlik kararının kaldırılmasına karar verdi.

Soruşturma evrakı 2026/15142 soruşturma numarasıyla yeniden kaydedildi. Dosya hakkında gizlilik kararı bulunurken soruşturmanın kurulan özel ekip tarafından yürütüldüğü belirtildi.

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Şüphelilerden 10'u gözaltına alındı. Bir şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu kaydedildi.

Samet Baş
Samet Baş Takvim.com.tr Güncel

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler