Milli medya hem yükü çekiyor hem bedel ödüyor! Pastayı dijital karteller yiyor: Meclis çatısı altında reklam ve telif düzenlemesi şart
Küresel medya platformları kişisel verileri ele geçirip reklam pastasını vakumlarken, haberin maliyetini sırtlayan yerli ve milli medya yalnız bırakılıyor. Buna ek olarak RTÜK'ün "vur abalıya" misali imza attığı sıkıntılı kararlar, milli platformların hareket alanını iyice kısıtlıyor. Oysa dijitaldeki tehdidi "Kırmızı Kitap" bile "asimetrik tehdit" olarak tanımlıyor. Uzmanlar Tiktok ve META'ya karşı ABD ve AB’deki yaptırımların Türkiye için emsal olacağını belirtiyor. Öte yandan TBMM çatısı altında reklâm geliri ve telif hakları için etkin ve caydırıcı bir hukuki çerçeve tesis edilmesi önem arz ediyor.
Son zamanlarda yerli ve milli medya açık hedef haline geldi.
Algoritma mühendisliği yapan ve nesillerimizi "bağımlı" hale getiren dijital platformlar, aile ve toplum yapısının temeline dinamit döşerken, milli medya kuruluşları ağır bedellerle yıpratılmaya çalışılıyor.

Bu noktada Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) çifte standartlı tutumu büyük tepki çekiyor.
RTÜK'TEN ÇİFTE STANDART
RTÜK, Turkuvaz Medya bünyesindeki ATV'ye tek program için milyonlarca lira ceza keserken, gençlerin saatlerini harcadığı sosyal medya ağlarındaki sapkın içeriklere "devede kulak" dedirten göstermelik yaptırımlar uyguluyor.

TBMM ÇATISI ALTINDA CAYDIRICI BİR HUKUKİ ÇERÇEVE ELZEM
Öte yandan TBMM'nin yeni yasama döneminde konuya ilişkin etkin ve caydırıcı bir hukuki çerçeve çizmesi büyük önem arz ediyor.
ABD'DE DAVA VE AB'DEKİ GİRİŞİMLER TÜRKİYE İÇİN EMSAL: "BİZ DE YAPTIRIM UYGULAYALIM"
ABD'deki 29 eyaletin META aleyhine açtığı dava ve Avrupa ülkelerinde sosyal medya devlerinin algoritma dayatmalarına karşı yapılan girişimler göz önünde bulundurulduğunda Türkiye'nin de harekete geçmesi elzem. Nitekim TikTok'un ABD'de çocuk gizliliği davası sonucu 400 milyon dolar ödeyecek olması Türkiye için emsal nitelikte.
Uzmanlar, TikTok ve META'yı işaret ederek "Bizim de devlet olarak bu platformlara yönelik yaptırımlar uygulamamız ve davalar açmamız önemli" diyor.

YÜKÜ ÇEKEN MİLLİ MEDYA, PASTA YİYEN DİJİTAL KARTELLER!
Medyadaki adaletsiz düzeni daha net algılamak için şu somut gerçeklere bakmakta fayda var.
Yerel medya kuruluşları ve Turkuvaz Medya gibi milli platformlar, içeriğin üretim maliyetini üstleniyor. "Muhabir, editör, yazar, basım-dağıtım, stüdyo-yayın maliyetlerini" sırtında taşıyor.
Ancak Google, Meta, YouTube, TikTok gibi platformlar, kullanıcı trafiğinin önemli bölümünü profesyonel kurgularla kendilerine çekerek oluşturdukları dijital reklam pastasının kaymağını yiyor.
Sosyal medya şirketleri reklam gelirinin önemli kısmını "kullanıcı verisi ve algoritmik hedefleme" sayesinde vakumlayıp, kaynağı ülkesine aktarıveriyor.
Özetle hasılat asıl içerik üreticisi yerine küresel karteller arasında paylaşılıyor!

MİLLİ MEDYA HEM İÇERİĞİ TEMİN EDİYOR HEM DE REKLAM PASTASINDAN MAHRUM KALIYOR
Milli medya, sosyal medyanın trafik ve içeriğini temin eder konumda bırakılırken diğer yandan da ilgili platformun trafik dağıtım kararlarına bağımlı hale getiriliyor. Reklâm gelirinden de mahrum bırakılıyor.
"KIRMIZI KİTAP" BİLE "RİSK" DİYOR!
Milli Güvenlik Siyaset Belgesi yani "Kırmızı Kitap" sosyal medya şirketleri ve bu mecralar üzerinden yürütülen toplumsal olayları örgütleme faaliyetlerini risk unsuru olarak tanımlıyor. Sosyal medya mecralarını; iletişim aracı olmanın ötesinde "asimetrik etki unsuru" olarak da değerlendiriyor.
Böyle bir denklemde Dijital Telif Yasası'nın önemi bir kez daha gözler önüne serildi.

BUGÜN MİLLİ MEDYAYA SAĞIR KALANLAR YARIN MERAMINI ANLATAMAZ!
Reklâm geliri ve telif hakları için etkin ve caydırıcı bir hukuki çerçeve gerekirken Sabah Gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu, "Milli medyanın çığlığına bugün sağır kalanlar yarın meramının duyulmasını sağlayacak organik mecra bulamaz" değerlendirmesinde bulundu.
