Çocuklara sürekli 'aferin' demek onay bağımlısı yapıyor: Uzman çözüm yollarını açıkladı
Çocuklarımızın başarıları hepimizi gururlandırıyor ve onları ödüllendirmek istiyoruz. Peki burada ölçüyü kaçırıyor muyuz? Hangi hataları yapınca çocuğumuz ‘Aferin bağımlısı’ oluyor? İşte cevapları ve çözümleri…
Çocuklarımız bizim her şeyimiz. Onların mutluluğu ve başarısı için çalışıyoruz. Ancak onları yetiştirirken yaptığımız hatalar geleceklerini olumsuz etkiliyor. Özellikle gereksiz takdir etmek ve ödüllendirmek çocukları 'aferin bağımlısı' haline getiriyor. Erken Çocukluk Eğitimi Uzmanı, Rehberlik ve Psikolojik Danışman Şule Erk çocukları aferin bağımlısı yapan hataları ve çözüm yollarını TAKViM'e anlattı.
Erken Çocukluk Eğitimi Uzmanı, Rehberlik ve Psikolojik Danışman Şule Erk. (Fotoğraflar AA, Takvim Foto Arşivi ve sosyal medyadan alınmıştır.)
ONAY BEKLEYEN ÇOCUK
Son yıllarda çocuklarda sürekli onay beklemenin çok sık rastladığımız bir durum olduğunu belirten Şule Erk, "Yaptığı her davranışın ardından alkış bekleyen, takdir edilmediğinde motivasyonu düşen, beğenilmediğinde kendini yetersiz hisseden bir çocuk profili ortaya çıkıyor.
Çünkü sürekli "aferin" ile büyüyen bir çocuk, zamanla doğru olanı doğru olduğu için değil; alkış alacağı için yapmaya başlayabilir" dedi. Asıl tehlikenin de burada başladığını hatırlatan Şule Erk şunları söyledi: Bugün birçok çocuk, yaptığı davranışın değerini kendi içinde hissedemiyor.
Yaptığı iyiliğin değerini kendi içinde hisseden çocuklar güçlü bireyler olur.
SOSYAL MEDYA BEĞENİSİ
Önce anne babasının yüzüne bakıyor. Sonra öğretmenine… Ardından sosyal medyadaki beğenilere… Bir onay gelmezse yaptığı şeyin yeterince iyi olmadığını düşünüyor. Başarı artık içsel bir tatmin olmaktan çıkıyor; dışarıdan gelecek alkışlara dönüşüyor. Böylece "aferin", masum bir teşvik olmaktan çıkıp görünmez bir bağımlılığa dönüşebiliyor.
Gün içinde “Sen bu konuda ne düşünüyorsun?” sorusunu daha sık sorun.
ASIL HEDEF İÇ MOTİVASYON OLMALI
Şule Erk anne babalar için de şu önerilerde bulundu:
Gün içinde "Sen bu konuda ne düşünüyorsun?" sorusunu daha sık sorun.
Hata yapmasına izin verin; her yanlışı hemen düzeltmeyin.
Başkalarının ne dediğinden çok, kendi duygularını fark etmesini destekleyin.
Çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamayın; onun kendi gelişimini konuşun.
Onay beklemeden yapılan küçük iyilikleri görün ve bu davranışların topluma katkısını konuşun.
Belki de değiştirmemiz gereken şey, takdir etmek değil; takdir etme biçimimizdir. İç motivasyonu güçlü çocuklar;
Eleştiriden öğrenebilir.
Başarısızlıktan sonra yeniden deneyebilir.
Hata yapmaktan korkmaz.
Çünkü değerlerini başkalarının sözleri değil, kendi emekleri belirler.
Çocuğunuzu sadece sonuç için değil, gösterdiği emek için takdir edin.
ÖDÜL ARTTIKÇA MOTİVASYON AZALABİLİR
Şule Erk psikoloji alanındaki araştırmaların, çocukların yalnızca dış ödüllerle motive edildiğinde zamanla iç motivasyonlarının zayıflayabileceğini gösterdiğini hatırlatarak şunları söyledi:
Bir çocuk kitap okumayı seviyorsa ve her kitap sonunda ödül almaya alışırsa, bir süre sonra kitap okumak için değil; ödül almak için okumaya başlayabilir. Oyununu topladığı için sürekli çikolata verilen bir çocuk, bir gün çikolata yoksa oyuncağını toplamak istemeyebilir. Yani davranışın amacı değişir. Doğru davranışın yerini ödül beklentisi alır. Bu durum sadece ödüller için değil, övgüler için de geçerlidir. Her davranıştan sonra gelen "Harikasın!", "Muhteşemsin!", "Mükemmelsin!" gibi ifadeler, kısa vadede mutlu etse de uzun vadede çocuğun kendini sürekli kanıtlama ihtiyacını artırabilir. ve sürekli onay arıyor.
Bir çocuk kitap okumayı seviyorsa ve her kitap sonunda ödül almaya alışırsa, bir süre sonra kitap okumak için değil; ödül almak için okumaya başlayabilir.
TAKDİR BAŞKA! ONAYA BAĞIMLILIK BAŞKA
Şule Erk, çocukların takdir edilmesinin, başarılarının görülmesinin, emek verdiğinde yanında olmanın mutlaka yapılması gereken davranışlar olduğunu belirterek, "Ancak takdir ile sürekli onay verme arasında önemli bir fark vardır. Takdir, çocuğun emeğini görünür kılar. Sürekli onay ise zamanla çocuğun öz değerini başkalarının sözlerine bağlayabilir" dedi. Şule Erk bu noktada çocuğun düşüncelerini de şöyle sıraladı:
"Annem aferin demediyse yeterince iyi değilim."
"Öğretmenim beni övmediyse başarılı sayılmam."
"Sosyal medyada beğeni almadıysa yaptığım şey değerli değildir." Şule Erk bu düşünce biçiminin çocuklukta kalmayacağını belirterek, "Yetişkinlikte de devam eder. İnsanlar sürekli takdir bekler. Eleştiriye tahammül edemez. Hata yapmaktan korkar. Kendi kararlarını vermekte zorlanır. Çünkü iç sesi gelişmemiştir. Hep dışarıdaki sesleri dinlemeye alışmıştır" dedi.
Çocuklara verebileceğimiz en büyük armağan, dışarıdaki alkışlardan bağımsız bir öz değer duygusudur.
ÇOCUKLARA BUNLARI SORUN
Şule Erk, anne babaların çocuklara sadece "Aferin." demek yerine şu soruları sormayı denemelerini önerdi:
Bu sorular çocuğun dikkatini dışarıdaki alkıştan, kendi emeğine ve duygularına yöneltir.Kendi emeğinden gurur duymayı öğrenen çocuk, kimse onu alkışlamasa da yoluna devam edebilecektir.
1. Çocuğunuzu sadece sonuç için değil, gösterdiği emek için takdir edin.
"Bu resimde kullandığın renkleri seçerken çok düşünmüş gibisin."
"Vazgeçmeden denemen gerçekten dikkatimi çekti."
"Kardeşine yardım etmen onu çok mutlu etti."
"Oyuncaklarını hatırlatmadan toplaman çok sorumluluk sahibi bir davranıştı."
2. Çocuğunuza başarısını fark etmesine fırsat verin.
3. Hata yapmasını doğal karşılayın; kusursuz olma baskısı oluşturmayın.
4. Başkalarıyla kıyaslamak yerine kendi gelişimini konuşun.
"Bu resmi yaparken en çok hangi kısmı sevdin?"
"Bunu başarınca sen kendini nasıl hissettin?"
"Sence en çok hangi konuda emek verdin?"

UNUTMAYALIM
Şule Erk, hayatın, her gün alkışlayan seyircilerle dolu olmadığını belirterek şunları söyledi: Bugünün dünyasında çocuklar yalnızca ailelerinden değil, sosyal medyadan da sürekli onay mesajları alıyor. Beğeni sayıları, takipçiler, emojiler ve yorumlar; değer ölçüsü gibi sunulabiliyor.
Böyle bir çağda çocuklara verebileceğimiz en büyük armağan, dışarıdaki alkışlardan bağımsız bir öz değer duygusudur. Gerçek başarı, başkalarının "Aferin." demesi değil; çocuğun bir gün aynaya bakıp "Elimden gelenin en iyisini yaptım." diyebilmesidir.
Çocuklarımızı sürekli alkış bekleyen bireyler olarak değil, doğru olanı kimse görmese bile yapabilen karakterli insanlar olarak yetiştirebilirsek, onlara vereceğimiz en büyük ödül de bu olacaktır. Çünkü sürekli "aferin" bekleyen çocuklar değil, yaptığı iyiliğin değerini kendi içinde hisseden çocuklar güçlü bireyler olur.
CHP'de dokunulmazlık kalksın diyenler artıyor
Aksum'dan 15 Temmuz'a tiyatro diyenlere sert tepki!