Berat Albayrak ve kahramanların dilinden 15 Temmuz gecesi: "Gerekirse ölün ama kuleyi geri alın"

FETÖ’nün 15 Temmuz hain darbe girişiminin yıl dönümünde İstanbul Üsküdar’daki Enstitü Sosyal binasında bir araya gelen Berat Albayrak, Bekir Bozdağ ve Mustafa Çalışkan, Başkan Erdoğan'ın uçağındaki FETÖ'cü pilotların Dalaman-İstanbul rotasındaki sabotaj girişimini, Atatürk Havalimanı kulesinin kurtarılma talimatını ve polislerin direnişini başlatan o tarihi "silah teslim edilmeyecek" emrini tüm çıplaklığıyla açıkladı.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Berat Albayrak ve kahramanların dilinden 15 Temmuz gecesi: "Gerekirse ölün ama kuleyi geri alın"

Türkiye'nin bağımsızlığına ve milli iradesine kasteden FETÖ'cü hainlerin darbe teşebbüsünün yıl dönümünde, o karanlık gece canı pahasına direnen devletin zirvesi ve kahraman bürokratları Üsküdar'da çok konuşulacak bir buluşmaya imza attı.

Enstitü Sosyal binasında gerçekleştirilen panelde; Başkan Erdoğan'ın uçağını sabote etmeye çalışan FETÖ'cü pilotların kumpasından, emniyet güçlerinin ilk direniş talimatlarına kadar pek çok gizli kalmış gerçek ilk ağızdan döküldü. Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü İpek Coşkun Armağan'ın ev sahipliğinde düzenlenen anma programı, milli belleğe kazınacak yeni tanıklıklarla adeta hafızaları tazeledi.

15 Temmuz hakkında hazırlanan video ve anlatımlar izletildi. Daha sonra ise sırasıyla konuşmacı olarak dönemin Başbakan Danışmanı Necdet Subaşı, Yazar Hasan Mert Kaya, Dönemin İstanbul İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak, dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve darbe gecesi yayın yapan A Haber spikeri Banu El sahneye çıktı.

"GEREKİRSE KARŞI KOYULACAK GEREKİRSE SİLAH KULLANILACAK"

Darbe girişimi başladığı sırada Vatan Caddesi'ndeki makam odasında DAEŞ hakkında bir terör operasyonu planladıklarını belirten Mustafa Çalışkan, askerin polisin silahına el koymaya çalıştığı haberi üzerine refleksle bir emir verdiğini söyledi.

Çalışkan, "Hiçbir polis silahını asla teslim etmeyecek. Gerekirse karşı koyulacak, gerekirse silah kullanılacak" sözleriyle o gece sahadaki tüm personele net bir duruş aşıladıklarını vurguladı. Bu talimatın tereddüt anlarını ortadan kaldırdığını ifade eden Çalışkan, telsiz ve sosyal medya kanallarıyla dalga dalga yayılan bu emrin İstanbul sınırlarını aşarak Türkiye genelinde direnişin en önemli kırılma noktalarından biri haline geldiğini aktardı.

Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan, dönemin İstanbul İl Emniyet Müdürü'ydü.Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan, dönemin İstanbul İl Emniyet Müdürü'ydü.

"GEREKİRSE ORADA ÖLÜN AMA KULEYİ ALIN"

Gecenin ilerleyen saatlerinde Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmelerin detaylarını paylaşan Çalışkan, şehirdeki ellerinde kalan yalnızca 1 adet zırhlı araç olmasına rağmen mücadeleye kararlılıkla devam ettiklerini belirtti. Başkan Erdoğan'ın "Kule ne durumda" sorusu üzerine durumun ehemmiyetini anlayıp hemen havalimanındaki ekipleri aradığını ifade eden Çalışkan, "Gerekirse orada ölün ama bana 15-20 dakika içinde kuleyi geri aldık diye cevap verin" talimatıyla kuleyi darbecilerden temizlediklerini ve Erdoğan'ın havalimanına güvenle inmesini sağladıklarını söyledi.

Berat Albayrak.Berat Albayrak.

"BİR KISMI BİZİMLE MEZARA GİDECEK ÇOK AN VAR"

Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak da Mustafa Çalışkan'ın ardından mikrofonu alarak şunları söyledi:

"15 Temmuz gecesi yaşanan ve bir kısmı bizimle mezara gidecek olan pek çok tarihi anı vardır ki günü geldiğinde inşallah hepsi aşikar olacaktır. Bizler o gece hem şahsımız hem de evlatlarımızla imtihan olurken; Mustafa müdürümüz gibi kahramanlar, evlatlarıyla vedalaşma fırsatı bile bulamadan büyük bir dirayet göstermiştir; Rabbim kendisinden razı olsun. O karanlık gece, aylar veya yıllar öncesinden planlanmış organize bir örgüt darbesine karşı, sadece devlet kurumlarının değil, milyonlarca vatandaşın Allah'ın yardımıyla ve gökten inen bir sekine duygusuyla çıplak elleriyle tankların önüne çıktığı, benzeri görülmemiş bir destandır. Bizler normal şartlarda "Saat 9'da köprüde buluşalım" diye sözleşsek belki de bu kadar insanı bir araya getiremezken, o gece milletimizin üzerine çöken muazzam bir rahmet ve dualar sayesinde bu hain operasyon bertaraf edilmiştir."

Bekir BozdağBekir Bozdağ

"İKİ PİLOTTAN BİRİ FETÖ'CÜYDÜ BİZİ YÖNLENDİRMEYE ÇALIŞTI"

"Uçak yolculuğumuz sırasında yaşadıklarımız ise o gecenin ne denli kritik operasyonlarla yönetildiğinin en net kanıtıdır. Telefonlarımız dinlendiği için nereye gideceğimiz tahmin edilemesin diye Bodrum, Aydın, İzmir ve Dalaman alternatifleri üzerinden şaşırtma hamleleri yaptık; nitekim son anda Dalaman'a inip uçağa geçtiğimizde, sonradan içlerinden birinin FETÖ'cü olduğunu öğreneceğimiz pilotlar, Sabiha Gökçen'in sıkıntılı olduğunu bildiğimiz halde bizi oraya yönlendirmeye çalıştı. Atatürk Havalimanı için de "Piste kamyon çekmiş olabilirler, çakılabiliriz" yönündeki tüm engelleme çabalarına rağmen, Mustafa müdürümüzden aldığımız "İşlem tamamdır, arkamız sağlam" güvencesiyle Cumhurbaşkanımızı ikna ederek havalimanına güvenle indik."

Berat Albayrak ve kahramanların dilinden 15 Temmuz gecesi: "Gerekirse ölün ama kuleyi geri alın"-5


"CESETLERİMİZİ ÇİĞNEMEDEN BURAYA GİREMEZSİNİZ DEDİK"

Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Gazeteci Banu El moderatörlüğünde programın sonunda sahneye çıktı. Bozdağ o gün yaşananlar için, "15 Temmuz gecesi halkımız, çıplak elleriyle tanklara ve uçaklara karşı durarak tarihte eşi benzeri görülmemiş bir direnişe imza atmış; bizler de milletvekilleri olarak o gece Meclis'in kapılarını açık tutarak 'cesetlerimizi çiğnemeden buraya giremezsiniz' kararlılığıyla millî iradeye sahip çıkmışızdır. FETÖ'cü teröristlerin, millî iradenin tecelligahı olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni doğrudan hedef alıp bombalaması, sadece bir binayı değil 86 milyonun iradesini yok etme çabasıdır; ancak bu alçak saldırı karşısında Meclis'in çalışmalarına ara vermeden devam etmesi, Gazi Meclis'in ikinci kez "Gazi" unvanını hak eden o tarihi duruşunu tarihe altın harflerle kazımıştır" dedi.

SELAMİ YILDIZ'A "KORUMALARI DEĞİŞTİR, DİRENENİ VUR" TALİMATINI VERDİM

Bekir Bozdağ, 15 Temmuz hain darbe girişimi sürecinde, mevcut İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız'ın aldığı talimatlarla devletin yanında gösterdiği dirayete değindi. Bozdağ, "O dönem yargıyı ve emniyeti kuşatan FETÖ, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın ve oğlu Bilal Erdoğan'ın evinde arama yapılması yönünde bir karar çıkarmıştı. Tehlikenin büyüklüğünü görerek hemen Selami Yıldız Bey'i aradım ve kendisine, 'Selami, Sayın Cumhurbaşkanımızın evinin etrafındaki bütün korumaları derhal değiştir. Yerlerine vatanını, milletini seven özel harekatçıları yerleştir. Eğer oraya uydurma kararlarla aramaya kalkışan hainler gelirse, gerekirse silahla karşı koyacaksınız ama o kapıdan içeri adım attırmayacaksınız' talimatını verdim. Selami Müdürümüz bu meydan okumayı tereddütsüz kabul ederek tüm koruma kadrosunu vatansever unsurlarla değiştirdi ve liderimizin can güvenliğini korudu." dedi.

"15 TEMMUZ TÜRKİYE'NİN ÖNCEKİ DARBELERİNDEN FARKLILAŞAN BÜYÜK BİR TOPLUMSAL KIRILMADIR"

Prof. Dr. Necdet Subaşı, 15 Temmuz'un toplumsal kırılma boyutunu değerlendirerek ortak yaşamın yeniden inşasında toplumsal hafızanın belirleyici rolünü vurguladı:

"15 Temmuz, FETÖ'nün toplumsal zaaf ve beklentileri istismar etmesiyle oluşan ve Türkiye'nin önceki darbelerinden farklılaşan büyük bir toplumsal kırılmadır. Bugün temel sosyolojik mesele, bu kırılmanın yol açtığı güvensizliği aşarak ortak yaşamı nasıl yeniden kuracağımızdır. Tanıklıkları kayıt altına almak, toplumsal hafızayı canlı tutmak ve unutmaya karşı ortak bir bilinç geliştirmek, hem sosyolojik hem de kamusal bir sorumluluk."

"HAFIZAYI CANLI TUTMAZSAK YAŞADIKLARIMIZ MANİPÜLE EDİLİR"

Forum, küratör ve yazar Hasan Mert Kaya'nın konuşmasıyla devam etti. Kaya, 15 Temmuz'un gelecek kuşaklara doğru aktarılabilmesi için toplumsal hafızanın somut tanıklıklar ve belgelerle korunmasının önemine dikkat çekti.Kaya şunları söyledi:

"15 Temmuz'u hatırlamak, gerçeği somut kayıtlarla koruyarak gelecek kuşaklara aktarmaktır. Çünkü toplumsal hafıza zayıfladığında, yaşananlar manipülasyona, inkâra ve sıradanlaştırılmaya açık hâle gelir. Bu nedenle Hafıza 15 Temmuz'u bir müzeden ziyade yaşanmışlığın, tanıklığın ve hakikatin muhafaza edildiği bir bellek mekânı olarak düşündük. 15 Temmuz'un tankları, uçakları, cephaneleri ve planlamasıyla gerçek bir darbe girişimi olduğunu belgelemek, geleceğe karşı taşıdığımız tarihî sorumluluğun bir parçası."

Nilsu Çakıroğlu
Nilsu Çakıroğlu Takvim.com.tr Güncel

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler