NATO'da Türk Gastronomisi: Şefler tarihi gecenin perde arkasını paylaştı
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ve Çankaya Köşkü'ndeki 36. NATO Zirvesi yemeklerini hazırlayan Michelin listesindeki şefler Fatih Tutak, Osman Sezener ve Sinem Özler, organizasyonun perde arkasını ve liderlerin tepkilerini paylaştı. Haftalar süren hazırlıkları Emine Erdoğan’ın bizzat yönettiğini belirten şefler; Trump, Macron ve Meloni gibi liderler ile eşlerine sunulan Anadolu lezzetlerinin, özellikle de Urla enginarının çok beğenildiğini ve tabakların boş döndüğünü açıkladı.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, sadece diplomatik temaslarla değil, dünya liderlerine sunulan zengin gastronomi kültürüyle de tarihe geçti.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğindeki resmi gala yemeği ile lider eşlerine yönelik davetlerin menüleri; Türkiye'nin dünyaca ünlü Michelin listesindeki şefleri Fatih Tutak, Osman Sezener ve Sinem Özler tarafından, haftalar ve aylar süren hummalı çalışmalarla hazırlandı.
NATO'da Türk Gastronomisi (Görseller: AA)
ŞEF FATİH TUTAK: "TÜRK MUTFAĞINI TEMSİL ETMEK BÜYÜK BİR ONURDU"
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki resmi gala yemeğinin menüsü, iki Michelin yıldızlı şef Fatih Tutak'ın imzasını taşıdı. NATO'nun 32 üye ülkesinin liderleri, davetli devlet başkanları ve üst düzey heyetlerin katıldığı yemekte; ABD Başkanı Donald J. Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni yer aldı.
Türk mutfağını uluslararası alanda temsil etmeyi kariyerinin merkezine alan Tutak, menüyü mevsimsellik, yerel üretim ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle bizzat kurguladı.
Gala yemeğinin ardından değerlendirmelerde bulunan Şef Fatih Tutak, duygularını ve menünün felsefesini şu sözlerle aktardı:
Böylesine özel bir sofrada Türk mutfağını temsil etmek bizim için büyük bir onurdu. Bu menüde Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelen ürünleri, üretici emeğini ve mutfak hafızamızı çağdaş bir dille anlatmak istedik. Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleşen bu önemli buluşmanın bir parçası olmak bizim için çok değerliydi.
Takvim Kaynak Tercihleri 
Tutak'ın liderlere sunduğu özel menüde şu lezzetler yer aldı:
- Ekmek ve Başlangıç: Taş fırında pide, Trabzon tereyağı ve Hizan karakovan balı.
- Soğuklar ve Giriş: Zeytinyağlı sebze bayıldı ve yanık Denizli yoğurdu; deniz levreği ve tarama.
- Ara Sıcaklar: Urla sakız enginarı ile Tokat asma yaprağı; kuzu göbeği mantarlı firik bulguru; mantı ile tütsülenmiş Ayaş domates salçası.
- Ana Yemek: Dana kaburga tandır, yanık Trabzon tereyağı ve patlıcan.
- Tatlı: "milk baklava", antep fıstığı köpüğü, bergamot ve maraş dondurması.

ŞEF OSMAN SEZENER: "EN ÇOK URLA SAKIZ ENGİNARINA HAYRAN KALDILAR"
Michelin Rehberi'nin 2024 seçkisine 3 restoranıyla giren şef Osman Sezener, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın ev sahipliğinde, Çankaya Köşkü'nde devlet ve hükümet başkanlarının eşlerine verilen özel yemeği ve Külliye'deki dev açık büfeleri yönetti.
Bodrum'daki restoranında açıklamalarda bulunan Şef Osman Sezener, hazırladıkları konsepti ve lider eşlerinin geri dönüşlerini şu sözlerle paylaştı:
"Menüdeki seçimleri özel bir felsefeyle hazırladık. Yedi bölgenin her birinden coğrafi işaretli ürünleri ve misafirlere tanıtmak istedik. First Lady'lerin yemeğinde Urla'nın sakız enginarı vardı.
İlk başta yedi bölgemizden yedi ayrı mezenin farklı sunumları yer aldı. Bunun içinde Erzincan tulumuyla özel bir bal, Karadeniz'den Trabzon tereyağı, Antalya'dan hibeş ve tarhana mezesi vardı. Yemeğe geçildiğinde ise enginar ve Bodrum'dan gambilya favası olan bir tabağımız sunuldu.
Nektarin ve Seferihisar'ın armola peynirinden oluşan semizotlu bir salata, Anadolu usulü kabak çiçeği dolması ve yaprak sarmanın farklı bir yorumu ikram edildi.
Ana yemek olarak firik bulguruyla uzun pişmiş dana kaburga veya Çeşme'nin damla sakızıyla yapılmış soslu lahoz balığı seçeneği sunuldu. Tatlıda ise Ege'den gelen özel bir yoğurtla beyaz çikolatalı yoğurt mus ve orman meyveleri yer aldı."
Şef Osman Sezener
Devlet ve hükümet başkanlarının eşlerine verilen yemeğin özel yaptırılmış çini tabaklarda şık bir sunumla ikram edildiğini aktaran Sezener, açık büfelerdeki zenginliğe de değindi:
Açık büfelerde de Tire köfteden Urla'nın ahtapot yemeklerine, kalamardan balık yahnisine, Adana kebaptan taze kesilmiş dönere ve keşkeğe kadar birçok yöresel ürün bulundu. Misafirler Türkiye'nin her bölgesinden yemek tatmaktan büyük keyif aldı. Yemeklerle ilgili geri dönüşler çok iyiydi, konuklar yemekten sonra gelip teşekkürlerini iletti.
Orada bulunmanın kendisi ve ekibi için büyük bir tecrübe ve gurur olduğunu vurgulayan Sezener, liderlerin tepkilerini ve Emine Erdoğan'ın sürece katkısını şu sözlerle özetledi:
"Özellikle Urla'nın sakız enginarını çok güzel bulduklarını söylediler, bölgesel ürünleri çok sevdiler. Böyle güzel bir sofrada Türk yemeğini tattıkları için hepsi ayrı ayrı teşekkür etti. En çok Urla sakız enginarına hayran kaldılar. Onun haricinde Çeşme'nin damla sakızı sosuyla yapılan lahoz balığı onlar için çok farklı bir deneyim oldu.
Genel olarak çok güzel bir ağırlama yaptık ve bu NATO Zirvesi'nden geriye kalan çok güzel yemek hikayeleriyle onları ülkelerine uğurlatık. Sayın Emine Erdoğan da bu konuyla ilgili en ince detayına kadar bizimle ilgilendi. Oturduk, konuştuk. En sonuna kadar getirip çok detaylı bir işi çok güzel bir şekilde bitirdik. Tüm yemekleri Emine Erdoğan test etti ve bütün hepsi onaydan geçip öyle misafirlere sunuldu."

ŞEF SİNEM ÖZLER: "TABAKLARIN HEPSİ BOŞTU, BU BİR ŞEF İÇİN EN BÜYÜK MUTLULUK"
Zirvenin mutfağındaki üç şeften biri ve tek kadın şef olan Sinem Özler, organizasyonun arka planındaki hummalı çalışmayı ve yaşadıkları heyecanı anlattı. Altyapı çalışmalarının 8 aydır devam ettiğini, kendisi ve ekibinin sürece 1,5 ay önce dahil olduğunu belirten Şef Sinem Özler, süreci şu sözlerle aktardı:
Bize çeşitli brifler geldi. Çeşitli kategorilerde ağırlama yemekleriyle ilgili öneriler istendi. Biz de ekipler olarak hazırlık süreçlerine girdik. Yaklaşık 1,5 aydır da toplantılarla, gidip sunumlarımızı yaparak, demolarımızla, kendi menümüzle yer aldık. Burada çok büyük bir ekip çalışması vardı. Üç şef olarak çeşitli kategorilerde yemeklerimizi hazırladık. Üç şef ve ekipler olarak gittik. Herkes kendi alanında menülerini oluşturdu. Tamamı Türk mutfağı, Anadolu mutfağı. Emine Erdoğan Hanımefendi'nin zaten bu konuda çok özel yaklaşımı var. Bir kadın şef olarak ben de davet aldım. Bu açıdan çok mutluyum. Emine Hanım özellikle yemekle ve ağırlamayla bizzat kendisi ilgilendi.
Şef Sinem Özler
Şeflerden istenenin davetlilere Türk mutfağını ve kültürünü yansıtmak olduğunu söyleyen Özler, yaşadıkları stresi ve aldıkları olumlu sonuçları şu ifadelerle dile getirdi:
"Orada geçirdiğimiz iki gün çok özel ve stresliydi. 7-8 Temmuz tüm Külliye ekibi ve bizler için çok heyecanlıydı. Çok gurur duyduk, o stresi yaşadık. Bence o iki gün çok önemliydi.
Çok şükür, aldığımız yorumlardan da 'Hepimiz yüzümüzün akıyla çıktık.' diye düşünüyoruz. Orada biz Anadolu mutfağı, Türk mutfağı, özellikle bu kategoride çalıştık. Zaten bize gelen brif de bu şekildeydi. Özellikle kendi kültürümüzü yansıtacak, yemeklerimizi anlatacak şekilde çalıştık. Özellikle içli köfte ve kabak çiçeği dolması benim imza yemeklerimdendi. Enginar yaptık, Urla'dan enginarlarımız geldi.
Özel ürünlerimizin de hepsini zaten Anadolu'dan getirdik. Bu şekilde güzel ve özel bir menü hazırladık. Benim oturumum biraz kalabalıktı, 300 kişilik yemek yaptım. Aynı anda servisi rahat olacak, bütün yemekleri kalitesini bozmadan, sıcak yiyebilecekleri şekilde bir menü oluşturdum. Özellikle biz içli köfte konusunda ısrarcıydık. İrmik helvasını da özellikle istedik. Bizim yemeklerimizde zeytinyağlıların da yeri çok büyüktür. Gelen tepkiler de bu yönde oldu. Tabakların hepsi boştu. Bu, bir şef için çok mutluluk verici bir şey. O yüzden çok büyük bir gurur ve mutlulukla oradan ayrıldık.
Zirvedeki tek kadın şef olmanın kendisi için hayat boyu unutulmayacak bir hatıra olduğunu belirten Özler, sözlerini şöyle tamamladı:
Özellikle bu kategoride temsil etmenin dünyada kaç kişiye nasip olacağını düşündükçe o açıdan çok mutlu oluyorum. Yemek servisi sırasında mutfak ile servisin eş zamanlı ve uyum içinde çalışması bizim açımızdan çok önemliydi, bu anı hayatım boyunca unutmayacağım. Emine Erdoğan Hanımefendi bu konuda çok güzel, kıymetli çalışmalar yapıyor. Gerçekten gastronomi alanında çok güzel çalışmalar oluyor. Biz, bunun desteğini hep görüyoruz. Dolayısıyla bu mertebede bir temsilci olmak, benim için hayatım boyunca unutamayacağım bir gurur kaynağı oldu. Ben ve ekibim çok mutluyuz. İnşallah daha iyi yerlerde tüm dünyaya mutfağımızı anlatabiliriz.