Devlet Bahçeli'den hem Özgür Özel'e hem Kılıçdaroğlu'na eleştiri: Adım adım bölünme geliyor
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP’deki savaşa ve "Terörsüz Türkiye" vizyonuna ilişkin çok net mesajlar verdi. Mutlak butlan kararı sonrası çalkalanan ana muhalefette hukuki süreç tamamlanana kadar "CHP’nin Genel Başkanı’nın Sayın Kılıçdaroğlu olduğu unutulmamalıdır" diyen Bahçeli hem Özel'i hem de Kılıçdaroğlu'nu eleştirdi. İki ismin CHP’nin tarihsel sorumluluğuna uygun bir görüntü ortaya koyamadığına dikkat çeken Bahçeli Bahçeli, "Şu ana kadar yaşanılanlar göstermektedir ki bir uzlaşı arayışı, bir konsensüs zemini oluşturma çabasından daha ziyade adım adım bölünme gerçekleşmekte, sürekli yeni parti isimleri zikredilmekte ve yeni adresler aranmaktadır" ifadelerini kullandı."Terörsüz Türkiye" hedefinin ise bin yıllık kardeşlik hukukuna yaslandığını ve bu kararlılıktan asla geri adım atılmayacağını vurguladı.
Hızlı Özet Göster
- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP'deki hukuki ve siyasi krize ilişkin sert eleştiriler yöneltti.
- Bahçeli, CHP yönetiminin mevcut tutumunun parti tarihsel sorumluluğuna uymadığını ve hukuki süreci baltaladığını savundu.
- CHP'deki bölünme sürecini eleştiren Bahçeli, diğer partilerin 'selin önünden kütük kapma' siyaseti izlediğini söyledi.
- MHP lideri, 'Terörsüz Türkiye' hedefinin iç barış ve kardeşlik hukukunun teminatı olduğunu vurguladı.
- Bahçeli, Türk ve Kürt'ün birlikteliğine karşı olanların emperyalizmin uşağı olduğunu ifade etti.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, iç ve dış politikadaki gelişmelere ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Türkgün Gazetesi'ne mülakat veren Bahçeli, özellikle Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) yaşanan son hukuki ve siyasi krize yönelik eleştiriler yöneltirken, "Terörsüz Türkiye" vizyonunun kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.
"CHP KURUCU KODLARINDAN ÇOK UZAKTA"
CHP hakkında verilen mutlak butlan kararı sonrasında yaşanan gelişmeleri değerlendiren MHP Lideri Bahçeli, ana muhalefet partisinin tarihi sorumluluğunu yerine getiremediğini belirtti.

Zamanın bölünme değil birleşme vakti olduğunu ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:
"CHP hakkında mutlak butlan kararı verildiği andan itibaren tarihi bir sorumluluk ile sağduyu ve itidal çerçevesinde hareket edilmesi konusunda açıklamalarda bulunduk. Fakat bu meselenin akla, mantığa ve hukuka uygun bir biçimde çözüme ulaştırılmaktan ziyade parti içindeki bölünmeyi her geçen gün daha da derinleştirdiği görülmektedir. Oysa CHP'nin Cumhuriyetle yaşıt olduğu gerçeği dikkate alındığında bu söylem sadece bir meşruiyet arayışı ve siyasi avantaj sağlama aracı olarak dillendirilmiyorsa CHP'nin toplumsal ve siyasal hayatta birleştirici ve bütünleştirici bir rolü olduğu göz ardı edilmemelidir. Dile getirilen tarihsel iddiaya rağmen CHP bugünkü durumuyla kurucu kodlarından çok uzakta bulunmakta, tarihi sorumluluğunu yüklenememektedir."

"SAYIN KILIÇDAROĞLU'NUN GENEL BAŞKAN OLDUĞU UNUTULMAMALIDIR"
CHP yönetiminin mevcut tutumunu ve mahkeme kararlarına karşı sergilenen tavrı eleştiren Bahçeli, hukuki süreçlerin sabote edildiğini dile getirerek konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Ne Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ne de Sayın Özgür Özel söylem ve eylemleriyle CHP'nin tarihsel sorumluluğuna uygun bir görüntü ortaya koyamamaktadır. Hatta tavır, tutum ve kullandıkları üslup ile sosyolojilerini kendi içlerinde kutuplaştırmaktadır. Zaman bölünme değil birleşme vakti olsa da sürecin seyri ayrışmanın somut adımlarıyla şekillenmektedir. Sayın Özel'in Yargıtay'ın kesin kararını beklemeden CHP'nin içinde bulunduğu krizi sürekli olarak derinleştirmesi hukuki süreci baltaladığı gibi kurucu değerleri de aşındırmaktadır. Her ne kadar Sayın Özel, hukuki bir meseleyi, siyasi bir mesele şeklinde tartışıp yaşanılanları araçsallaştırarak kendi lehine menfaat sağlama amacı gütse de bu yol doğru yol değildir. Millete ait olan değerleri, ortak aklımızdan süzülerek gelen ve maddi somut varlıklarımız olan hafıza mekânlarını, müşterek kimliğimizi ve kişiliklerimizi amacı için araçsallaştırmak hiç kimsenin hakkı olmadığı gibi haddi de değildir. Mahkeme kararları elbette ki eleştirilebilir, hukuki yollardan değiştirilmeye de çalışılabilir. Ancak aksi karar çıkıncaya kadar mahkemenin verdiği kararlara her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının uyma zorunluluğu vardır. Dolayısıyla ilgili mahkemeler yeni veya farklı bir karar verinceye kadar CHP'nin Genel Başkanı'nın Sayın Kılıçdaroğlu olduğu unutulmamalıdır."

"CHP'DEKİ GELİŞMELER 'RESTİNE REST' REPLİKLERİNDEN İBARET"
Parti içi hizipleşmenin her geçen gün arttığına dikkat çeken Bahçeli, CHP'deki kriz yönetimini kumar masası benzetmesiyle eleştirdi:
"Sağduyu ile hareket edip ortak bir anlayış ile parti içerisindeki arınma ve durulmanın bir an önce gerçekleştirilmesi gerekirken, görünen o ki kendi içlerindeki hizipleşme günbegün artmaktadır. Siyasetçi kamunun iyiliğini, devletin istikrarını gözettikçe kıymetlidir. Düşünceler aklın mayasıyla yoğruldukça anlamlıdır. CHP'de filmlerde veya kumar masalarında şahit olunabilecek, "restine rest" replikleri sorun çözme kabiliyetinden uzak, sanal ve gerçeği birbirine karıştıran, kitleleri manipüle etmeye yarayan, mahkemenin verdiği kararları hafife alan algı yönetimi ve propaganda faaliyetinden başka bir şey değildir. Unutulmamalıdır ki CHP'nin iç sorunu gibi görünen meseleler aynı zamanda devlet ve milletin de sorunudur. Toplumsal huzuru bozan, siyasal istikrarı tehlikeye atan, hukuka güveni sorgulayan bu tavır sürdürülebilir değildir."
Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu'na özeleştiri çağrısında bulunan Bahçeli, "Sayın Özel ve Sayın Kılıçdaroğlu'na düşen şapkalarını önlerine koyarak samimi bir özeleştiri yapmak ve hakikati perdelemeden soruna çözüm bulmaya çalışmaktır. Lakin şu ana kadar yaşanılanlar göstermektedir ki bir uzlaşı arayışı, bir konsensüs zemini oluşturma çabasından daha ziyade adım adım bölünme gerçekleşmekte, sürekli yeni parti isimleri zikredilmekte ve yeni adresler aranmaktadır" ifadelerini kullandı.

"SELİN ÖNÜNDEN KÜTÜK KAPMAYA ÇALIŞANLAR VAR"
Parti ismi vermeden İYİ Parti'nin CHP'deki kanada yönelik "Gel gel" siyasetini eleştiren Bahçeli, fırsatçı yaklaşımları "selin önünden kütük kapma siyaseti" olarak nitelendirdi.

Bahçeli şu ifadeleri kullandı:
"Gelinen aşamada diğer partilerin bir kısmının ortaya koydukları politik tavır "selin önünden kütük kapma" siyasetidir. Kendilerinin içerisinde bulundukları varoluş kaygıları fırsatçı bir tavır ile meseleye yaklaşmaları neticesini vermektedir. Söz konusu partilerin çoğu zaten bir mefkûreden yoksun ve sadece konjonktürel bir varoluşa sahiptirler. Bu anlayış kıtlığı ve mefkûre yoksunluğu ile konjonktürel olmaktan öteye geçip kitle partyisi olmaları zor, mevzileri geçicidir. Bunların değişen şartlara değişmeyen tepkiler vermekle malul oldukları açıktır. Onlar egoları için fanatik, zihinleri için dogmatik, faydaları için eyyamcıdırlar. Toplumsal sorunların idrakinden ve çözüm önerisi üretme becerisinden yoksun olduklarından dolayı bir sağa bir sola savrulmaktadırlar."
Bahçeli, "Bu nedenle her türlü aymazlığa mahkûm olmasalar da mecbur oldukları ve hatta buna gönüllü bulundukları kesindir. Dolayısıyla biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu oportünist siyasetin de karşısındayız. " dedi.
"TERÖRSÜZ TÜRKİYE ÖNEMLİ BİR EŞİKTİR"
Röportajda devlet politikası haline gelen "Terörsüz Türkiye" hedefine geniş yer ayıran Devlet Bahçeli, bu mücadelenin iç barış ve kardeşlik hukukunun teminatı olduğunu vurguladı. Terörün dış güçlerin bir maşası olduğunu belirten Bahçeli, şu açıklamalarda bulundu:
"Terörsüz Türkiye politikasındaki kararlılığımızın herhangi dış bir etkiye bağlı olarak değişim göstermesi söz konusu olamaz. Bizim önceliğimiz birlik ve kardeşliğimizi teminat altına alacak terörsüz Türkiye hedefimizi başarıya ulaştırmaktır. Etrafımızdaki ateş çemberinden daha güçlü çıkmak, yeniden dünyaya nizam veren bir devlet ve millet haline gelmek için terörsüz Türkiye önemli bir eşiktir. Bizim terörsüz Türkiye'den emelimiz içerideki barış ve kardeşlik duygularımızı pekiştirmektir. Son dönemdeki gelişmeler terör belasının vatanımızda Türk'ün ve Kürt'ün arasına sokulmuş bir nifak tohumu olduğunu hepimize göstermiştir. Terör, emperyalizmin maşasıdır. Biz terörsüz Türkiye dedikçe yerinden zıplayanlar da emperyalizmin değirmenine su taşımakta, yelkenine rüzgâr olmaktadır. Coğrafyamızda Türk'ün ve Kürt'ün birlikteliğine karşı olanlar müstevlilerin uşağı olmayı arzulayanlardır."

"NE TÜRK'ÜN DÜŞMANI KÜRT, NE DE ALEVİ'NİN DÜŞMANI SÜNNİ'DİR"
Gelecek asrın "Türk ve Türkiye Yüzyılı" olacağının altını çizen MHP Lideri, toplumsal bütünleşme mesajı vererek kararlılık vurgusunu şu sözlerle tamamladı:
""Türk ve Türkiye Yüzyıl'ının" yapısal sütunlarını oluşturmanın ve bölgesel huzurun en önemli adımının "Terörsüz Türkiye" olduğu gerçeğinin her daim altını çizeceğiz. Amacımız; "Türk ve Türkiye Yüzyılı'nın" dayanaklarını oluşturmak, tarihsel birikim ve deneyimlenmiş geçmişi referans alıp günün gerçekleriyle sentezleyerek bir dünya inşa etmektir. Terörsüz Türkiye yol haritamızı bu doğrultuda hukuk, ahlak ve demokratik siyaset çerçevesinde belirleyip iyi niyetle uyguluyoruz. Çatışmayı değil uzlaşmayı, ayrıştırmayı değil bütünleşmeyi, kavgayı değil barışı savunuyor, Türkiye'yi ve Türk milletini geleceğe birlikte taşıma iradesine güveniyoruz. Terörsüz Türkiye'nin, ortak aklı ve toplumsal mutabakatı önceleyen, dürüst ve samimi adımlarla dış dayatmalara kapalı, bin yıllık kardeşliği daha da kuvvetlendirecek gelecek inşasının teminatı olduğuna inanıyoruz. Hayatının sebep-sonuç ilişkisini karıştırmış, şaşırmış, enerjisini içeride sonu olmayan mücadelelere harcayan bir toplum olmayı asla kabul etmeyeceğiz. Varsa bir hastalığımız teşhisini biz koyacak ve tedavisini biz yapacağız. Kısır döngü içine hapsedilmiş bir Türkiye özlemi duyanlara sesleniyorum; buna izin vermeyeceğiz. Ne Türk'ün düşmanı Kürt, ne de Alevi'nin düşmanı Sünni'dir, olmamalıdır ve olmayacaktır. Hep söylediğim gibi biz hep beraber Türkiye'yiz, hep birlikte Türk milletiyiz."
Röportajın diğer bölümlerinde küresel ve bölgesel gelişmelere değinen Bahçeli, Türk dünyası vizyonu ve iç cephenin tahkim edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.
MHP Lideri, ayrıca 2026 FIFA Dünya Kupası'nda Avustralya ile karşılaşacak olan A Milli Futbol Takımı'na başarılar dileyerek, futbolun kolektif bilincin ve ortak varoluşun bir tecellisi olduğunu belirtti.
