Başkan Erdoğan'dan İsrail'e bir tepki daha: Fitne üretim fabrikası!
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Türk Kızılay Ödülleri Töreni'nde yaptığı açıklamalarda, Türkiye'nin sağlık sektöründeki yerli yatırımları kapsamında kanser, travma ve bağışıklık tedavisinde kullanılan kritik ilaçları artık yerli olarak üreteceğini ve dışa bağımlılığa son verileceğini açıkladı. Kızılay'ın deprem bölgesindeki faaliyetleri ile Gazze'ye ulaştırılan 26 bin tonu aşkın insani yardıma dikkat çeken Erdoğan, İsrail yönetimini sert bir dille eleştirerek, "İsrail mevcut yönetim altında ham maddesi kan ve gözyaşı sadece istikrarsızlık ve kaos olan fitne fabrikasına dönüşmüştür. Kan kokusu almış köpek balığı misali coğrafyamıza saldıranlar eninde sonunda döktükleri kanın hesabını verecek mazlumların arşı titreten ahı er yada geç zalimlerin yakasına yapışacaktır." ifadelerini kullandı.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Türk Kızılay Ödülleri Töreni'ne katıldı.
Başkan Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Türk Kızılay'ın 158. yaş gününün ülke, millet, sivil toplum camiası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.
Milletin vicdan ve merhametinin, inanç ve hamiyetinin sembolü olan hilalin ışığını yeryüzünün dört bir yanına taşıyan gönüllülere, hayırseverlere, bağışçılara ve Kızılay çalışanlarına şükranlarını sunan Erdoğan, Kızılaya canından can katan, kanından kan veren, bu müesseseyi imar ve ihya eden tüm vatandaşlara yürekten teşekkür etti.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Türk Kızılay Ödülleri Töreni'ne katıldı. (Haberin Fotoğrafları Anadolu Ajansı'ndan alınmıştır)
"Dünyanın farklı bölgelerinde kalbi bizimle atan, Kızılaya yaptığı bağışlarla ahdine, mazisine, geleceğine, vahdet ve uhuvvetine sahip çıkan tüm dostlarımızdan Allah razı olsun diyorum." ifadesini kullanan Erdoğan, Türk Kızılayın kurucuları Dr. Marko Paşa, Dr. Abdullah Bey, Kırımlı Aziz Bey ve Serdar-ı Ekrem Ömer Paşa'yı saygıyla yad etti.
Başkan Erdoğan, bu yapının küresel bir iyilik ve dayanışma hareketine dönüşmesinde payı olan, emeğiyle, çabasıyla, gayretiyle, alın ve fikir teriyle bu kuruluşa katkı sunan fakat artık fani dünyadan ebedi aleme göç eden tüm büyüklere Allah'tan rahmet niyaz etti.
Kriz ve çatışma bölgelerinde, afet ve acil yardım çalışmalarında, aziz milletin yardım elini mağdurlara, mazlumlara, masumlara uzatırken şehit düşenleri rahmetle anan Erdoğan, dört ana kategoride ödüllerini verecekleri kişi, kurum, kuruluş ve firmaları şahsı ve milleti adına tebrik etti, başarılarının daim olmasını diledi.

"DERDE DEVA OLMAK İÇİN KELİMEYE, CÜMLEYE, LÜGATE İHTİYAÇ DUYULMAZ"
Tarihin her sayfasında Türk milletinin yer aldığı kısımlarda daima ahlakla, erdemle, şefkat ve merhametle karşılaşıldığını vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
"Dayanışma gibi, paylaşma gibi, iyilik ve hayırda yarışma gibi hasletler bizim milli seciyemizin temel unsurlarıdır, hamurumuzun özü ve mayasıdır. Bunlar, millet olarak insanlığa en güzel örneklerini verdiğimiz mazi, hal ve istikbal hattında asırlar boyunca sancaktarlığını üstlendiğimiz değerlerdir. Bizim beslendiğimiz o mümbit kaynakta, ruh köklerimizin uzandığı o bereketli toprakta acıyı dindirmek için, yarayı sarmak için, hepsinden öte bir derde deva olmak için kelimeye, cümleye, lügate ihtiyaç duyulmaz. Mazluma ve mağdura dili, dini, mezhebi sorulmaz. İhtiyaç sahibinin ırkına, rengine, meşrebine, kim olduğuna bakılmaz. Garibin, yoksulun, yetim ve öksüzün duasını almak, düşenin elinden tutmak, merhum Mehmet Akif'in ifadesiyle 'Hakkı tutup kaldırmak', rıza-i ilahiden başka hiçbir amaç, hiçbir kaygı taşımaz. Bizim tüm bu hassasiyetlerimiz, tarih boyunca kurduğumuz devletlerde olduğu gibi vakıf, dernek ve cemiyetlerimizde de en parlak şekilde tebarüz etmiştir."
CEPHE GERİSİNDE KIZILAYIN ROLÜ
Erdoğan, 11 Haziran 1868'de Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti adıyla kurulan Türk Kızılayın bu müesseselerden biri olduğunu ifade etti.
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen Türk Kızılay Ödülleri Töreni'ne katıldı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ve Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz programda yer aldı (Haberin Fotoğrafları Anadolu Ajansı'ndan alınmıştır)
Cephe gerisindeki hastaneleriyle, hasta taşıma servisleriyle, donattığı hastane gemileriyle, yetiştirdiği hemşireler ve gönüllü hasta bakıcılarla Türk Kızılayın 93 Harbi'nden Kıbrıs Barış Harekatı'na kadar milletin varoluş mücadelesi verdiği tüm savaşlarda Mehmetçiğin yardımına koştuğunu anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bilhassa, Çanakkale Zaferi, Birinci Cihan Harbi ve İstiklal Savaşı'nda Kızılayın rolü çok ama çok önemlidir. Kızılay'ımız, milli mücadele döneminde diğer hizmetlerinin yanı sıra cepheye tam 40 bin sandık sağlık malzemesi taşımış, kadını ve erkeğiyle, genci ve yaşlısıyla cefakar milletimizin, aynı zamanda gönül coğrafyamızdaki kardeşlerimizin dişinden tırnağından artırarak yaptığı bağış ve yardımları askerlerimize ulaştırmıştır. Bakınız merhum Mehmet Emin Yurdakul, Hilal-i Ahmer hanımlarına ithaf ettiği şiirinde o kahraman yürekleri nasıl selamlıyor; 'Size selam, size hürmet, ey hilalin kadınları. Size selam, size hürmet, ey yurdun pak alınları. Ölümlerin önlerinde sargıları bağlayan siz, cenazeler üzerinde matemlerle ağlayan siz. Yara sarmak, can kurtarmak, bu ne iyi, ne güzel iş. Kullarına Cenabıhakk bundan güzel iş vermemiş. Bırakmasın Allah'ımız çatıları merhametsiz, vatanları merhametsiz, bizi sizsiz ve şefkatsiz.' Ben de Rabb'im bizi Kızılaydan mahrum bırakmasın diyorum."
"DÖKTÜKLERİ KANIN HESABINI VERECEKLER"
İsrail mevcut yönetim altında ham maddesi kan ve gözyaşı sadece istikrarsızlık ve kaos olan fitne fabrikasına dönüşmüştür. Kan kokusu almış köpek balığı misali coğrafyamıza saldıranlar eninde sonunda döktükleri kanın hesabını verecek mazlumların arşı titreten ahı er yada geç zalimlerin yakasına yapışacaktır. Netanyahu'nun başını çektiği Siyonist soykırım şebekesinin saldırılarını sürdürdüğü Gazze'de Kızılay, 26 bin tonu aşkın insani yardımı bölgeye ulaştırdı.
Bugün Hitler'in yolundan gidenler unutmasınlar ki böyle devam ederlerse akıbetleri de tarihteki diğer zalimler gibi olacaktır. Türkiye, bir taraftan mazlumlara yardım elini uzatırken, diğer taraftan da katliam şebekesinin hukuk ve tarih önünde hesap vermesi için elinden geleni yapmaya devam edecektir.
Kıymetli kardeşlerim, burada şunu da gururla ifade etmek isterim. Kızılay'ımız, 190'ı aşkın üyeye sahip Kızılay ve Kızılay Cemiyeti içinde geçtiğimiz yıl en fazla sayıda ülkeye en çok yardım ulaştıran birinci ulusal cemiyet olmuştur. Kızılay'ın elde ettiği bu başarı, aynı zamanda milletimizin cömertliğinin, âlicenap karakterinin ve dayanışma bilincinin de en açık göstergesidir.
Şunun da altını özellikle çizmek durumundayım. 6 Şubat depremlerinde Kızılay'ımız, tarihinin en büyük afet müdahale operasyonunu icra etmiştir. Kızılay, asrın felaketinden çıkardığı derslerle afetlere hazırlık vizyonunu güçlendirmiş, kapasitesini yeniden ve daha güçlü biçimde inşa etmiştir. Deprem bölgesinde 400 milyonun üzerinde sıcak yemek ve paketli gıdayı afetzedelerimize dağıtmıştır. On binlerce çadır ve battaniye yardımının yanı sıra AFAD'ımızın barınma hizmetlerine destek olmuştur. Mobil mutfak, mobil fırın, mobil aşevleri ve ikram araçlarıyla sahada beslenme hizmetlerinin eksiksiz bir şekilde sunulmasını sağlamıştır. Depremden en çok etkilenen altı ilimizde kurulan toplum hizmet merkezleri ile sağlık, koruma, barınma ve su alanlarında kapsamlı projeler gerçekleştirilmiştir. Esnaf ve çiftçi destek programları dahilinde 10 binin üzerinde esnaf ve çiftçimize nakit destek verilmiştir. Bu vesileyle depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Kızılay ve AFAD'ımızla birlikte arama kurtarma çalışmalarından şehirlerimizin yeniden inşasına, deprem bölgemizin ayağa kaldırılmasına kadar emeği geçen tüm kurumlarımıza, gönüllü kuruluşlarımıza ve hayırseverlerimize bir kez daha teşekkür ediyorum.
'İLAÇTA DIŞA BAĞIMLILIĞA SON VERECEĞİZ'
Sağlık sektöründeki yerli ve milli yatırımlarını da devam ettiriyor. Protürk projesiyle kandan elde edilen kritik ilaçları ülkemizde üreteceğiz. Türkiye'yi plazmadan kritik ilaç üreten ülkeler sınıfına dahil edeceğiz. Bu ilaçları kanser, travma, yanık ve bağışıklık gibi hastalıkların tedavisinde kullanacağız. Türkiye'yi kritik ilaç üreten sınıfına dahil ederek bu ilaçlarla dışa bağımlılığa son vereceğiz.
BTK'den sahte hatlara sıkı denetim!
CHP'li İZBB'de toplu sözleşme çıkmazı! Sendika 15 Haziran'da açıklama yapacak

