Dünyadaki üç merkezden biri: Gizemli tarihiyle Urla Karantina Adası'nın bilinmeyenleri | Hantavirüs vakalarıyla yeniden gündemde
MV Hondius gemisindeki Hantavirüs salgını sonrası Türk vatandaşlarının karantinaya alınacak olması, tarihi Urla Karantina Adası'nı yeniden gündeme taşıdı. Ada, 150 yıl boyunca Anadolu'yu ölümcül salgınlardan koruyan kalkan görevi gördü. Dünyadaki tescilli üç adadan biri olan Karantina Adası, çarpıcı tarihiyle ön plana çıkıyor. 1865 yılında inşa edilen tesis, dönemin en ileri tıp teknolojisiyle milyonlarca hayat kurtardı.
Hızlı Özet Göster
- Urla Karantina Adası, MV Hondius gemisindeki Hantavirüs salgını nedeniyle Türk vatandaşlarının karantinaya alınacak olması üzerine yeniden gündeme geldi.
- Ada, 1865 yılında Osmanlı döneminde veba, kolera, tifo ve çiçek gibi salgın hastalıkların ülkeye girişini engellemek amacıyla Urla'da kuruldu ve Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Ellis Adası ile Hırvatistan'daki Dubrovnik ile birlikte dünyada tescilli üç karantina adasından biri.
- Yaklaşık 150 yıl boyunca aktif olarak kullanılan ada, 2020 yılında Kovid-19 pandemisi sırasında bazı grupların 14 günlük karantinaya tabi tutulmasıyla tarihi misyonunu yeniden üstlendi.
- Adada 300 ile 350 civarında mezar bulunuyor ve bulaş riskini önlemek için cesetler üzerine sönmüş kireç dökülüyordu.
- Bireysel ziyaretlere kapalı tutulan adadaki 16 tarihi yapının Sağlık Müzesi haline getirilmesi için restorasyon çalışmaları sürüyor.
MV Hondius gemisinde patlak veren Hantavirüs salgını nedeniyle Türk vatandaşlarının karantinaya alınacak olması, gözleri Türkiye'nin en önemli sağlık miraslarından Urla Karantina Adası'na çevirdi. Geçmişten günümüze gizemli hikayesi, bilimsel işleyişi ve salgınlarla mücadeledeki kritik rolüyle dikkat çeken ada, tarihi misyonunu korumayı sürdürüyor.
DÜNYADAKİ TESCİLLİ 3 KARANTİNA ADASINDAN BİRİ
Urla Karantina Adası, 19. yüzyılda sanayi devrimiyle hızlanan uluslararası ticaret ve hac yolculuklarının beraberinde getirdiği veba, kolera, tifo ve çiçek gibi salgın hastalıkların Osmanlı topraklarına girişini engellemek amacıyla kuruldu.
İlk olarak 1840 yılında İzmir'in bugün "Karantina" olarak bilinen semtinde kurulan teşkilat, şehrin büyümesiyle 1865 yılında daha izole ve stratejik bir nokta konumundaki Urla'ya taşındı.
Osmanlı döneminde veba ve kolera gibi hastalıkları durdurmak için kurulan Urla Karantina Adası, Hantavirüs alarmıyla dikkatleri üzerine çekti. (Fotoğraflar: Depo Photos)
TARİHİ BÜYÜK İSKENDER'E UZANIYOR
Üzerinde Klazomenai Antik Kenti kalıntılarını barındıran ve Büyük İskender döneminde anakaraya bağlanan tarihi yola sahip adadaki tesisler, 1865 ile 1869 yılları arasında Fransızlar tarafından inşa edildi.

DÜNYADA ÜÇ ÖRNEĞİ VAR
Merkez, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Ellis Adası ve Hırvatistan'daki Dubrovnik ile birlikte dünyada tescilli üç karantina adasından biri olarak kayıtlara geçti.
Kovid-19 pandemisinde kullanılan Urla Karantina Adası, Hantavirüs salgını nedeniyle tekrar odak noktası haline geldi.
OSMANLI'NIN EN İLERİ TIP TEKNOLOJİLERİ BURADAYDI
"Tahaffuzhane" yani koruma yeri olarak adlandırılan merkez, döneminin en ileri tıp teknolojisiyle donatıldı.
Adaya yaklaşan gemilerdeki yolcular filikalarla karaya taşınırken, eşyalar el değmeden raylı vagon sistemleri ile ana binaya gönderildi. Yolcular özel duşlarda sterilize edildi, kıyafetleri ve eşyaları Avrupa'dan getirilen "etüv" adı verilen buharlı dezenfeksiyon makinelerinde yüksek ısıda mikroplardan arındırıldı.
GEMİLERE KÜKÜRTLÜ DEZENFEKSİYON
Yolcular karadayken, açıkta bekleyen gemiler kükürt ve gazyağı dumanıyla ilaçlanarak dezenfekte edildi.
Günde 600 kişiye kadar giriş yapılabilen sistemde, sağlıklı yolcular 3 ile 10 gün arasında misafir edildikten sonra ancak doktor onayıyla yolculuklarına devam edebildi.
Bu disiplinli uygulama sayesinde liman kenti İzmir'in demografik ve ekonomik yapısı salgınların yıkıcı etkisinden korundu.
İYİLEŞEN TECRİTE, CAN VEREN KABRİSTANA
Adanın sessizliği, arkasında binlerce insanın hayatta kalma mücadelesini ve trajik sonları barındırıyor.
Hastalık tespit edilenler tecrit bölümüne alındı, iyileşemeyenler adanın doğusundaki mezarlığa gömüldü. Bulaş riskini sıfırlamak için cesetler ve mezarlar üzerine sönmüş kireç döküldü.
İzmir'in Urla ilçesinde bulunan Karantina Adası, Osmanlı İmparatorluğu döneminde bulaşıcı hastalıkla mücadelede kullanıldı. (Fotoğraf: AA)
'ÖLENLER SABUN YAPILDI' EFSANESİ
Bölge halkı arasında ölenlerin yakılıp sabun yapıldığına dair korkutucu rivayetler anlatılsa da tarihi belgeler sadece kıyafetlerin ve eşyaların yakıldığını, sabun hikayesinin "şehir efsanesi" olduğunu ortaya koydu.
Dünyadaki tescilli üç adadan biri olan Karantina Adası, çarpıcı tarihiyle ön plana çıkıyor.
350 KABİR VAR
Bugün mezarlıkta 300 ile 350 civarında mezar olduğu tahmin ediliyor. Bazı mezar taşlarındaki kalp oymaları, burada son bulan hayatların ardındaki derin acıları simgeliyor.
KORONA SALGININDA DA KULLANILDI
Yaklaşık 150 yıl boyunca bulaşıcı hastalıkların Anadolu, Rumeli ve Bosna gibi geniş coğrafyalara yayılmasını engelleyen bir sağlık kalkanı görevi gören ada, karantina işlevini 1950'lere kadar aktif sürdürdü.
Tesis 1955 yılında Karantina Hastanesi, daha sonra Kemik ve Mafsal Hastalıkları Hastanesi, 1986 ile 2014 yılları arasında Urla Devlet Hastanesi olarak kullanıldı.
Adanın tarihi misyonu 2020 yılında Kovid-19 pandemisi ile yeniden canlandı, bazı gruplar burada 14 günlük karantina süresine tabi tutuldu.
Karantina Adası (Fotoğraf: AA)
MÜZE OLACAK
Günümüzde adadaki 16 tarihi yapı restore edilerek bir Sağlık Müzesi haline getirilmesi için çalışmalar sürüyor.
Urla Karantina Adası (Fotoğraf: AA)
TEK GİDİLEMİYOR
Bireysel ziyaretlere kapalı tutulan ada, grup halinde randevu ile gezilebiliyor.
