Bosch'tan ikiyüzlü kampanya: Türkiye'deki reklamda köpek Almanya'da aile var | Arkasından siyonist lobi çıktı
Alman Bosch'un Anneler Günü için "Tam bi' anne hikayesi" başlığıyla yayımladığı reklamda annelik evcil hayvan sahipliğiyle özdeşleştirilmesi tepki çekti. Reklama toplumun her kesiminden tepkiler gelirken Bosch Home'un aynı reklamı Almanya'da köpek yerine çocuklarla çekildi. RTÜK inceleme başlatırken reklam yayından kaldırıldı. Kampanyanın mutfağındaki siyonist sermaye ağını da ortaya çıktı. Kampanyayı hazırlayan Medina Turgul DDB ajansının CEO'su Jeffi Medina Sefarad Yahudisi çıktı.
Hızlı Özet Göster
- Bosch'un Anneler Günü için hazırladığı reklamda annelik evcil hayvan sahipliğiyle özdeşleştirilmesi tepki çekti ve reklam yayından kaldırıldı.
- Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, anneliğin reklam diline indirgenerek değersizleştirilemeyeceğini belirtti.
- RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, Bosch'un reklam filmi hakkında inceleme başlatıldığını duyurdu.
- Bosch'un aynı reklamı Almanya'da köpek yerine çocuklarla çekildi.
- Reklamı çeken Medina Turgul DDB ajansının sahibi Jeffi Medina'nın Sefarad Yahudisi olduğu ortaya çıktı.
Alman Bosch'un Anneler Günü için hazırladığı reklamda annelik evcil hayvan sahipliğiyle özdeşleştirilmesi tepki çekti ve reklam yayından kaldırıldı.
Bosch bir reklam filmi, sosyal medyada milyonlarca vatandaşı ayağa kaldırdı. Bosch'un bir mağazasında geçen ve 'Tam bi' anne hikayesi' başlılığıyla yayınlanan reklamda, iki kadın arasında geçen diyalogda annelik üzerine konuşulduğu izlenimi oluşturuldu.
Skandal reklam yayından kaldırıldı
HAYVAN SAHİPLİĞİ İLE ANNELİĞİ BİR TUTTULAR
Reklamda yer alan "annesiniz galiba", "bende de var iki tane", "çocuk işte" gibi ifadeleriyle annelik ve hayvan sahipliği bir tutuldu.

İki kadının çocuklarından bahsettiği izlenimiyle başlayan diyalogların sonunda, söz konusu varlıkların evcil hayvan olduğunun ortaya çıkması, sosyal medyada "annelik makamının değersizleştirilmesi" olarak yorumlandı.

BAKAN GÖKTAŞ: "ANNELİK DEĞERSİZLEŞTİRİLECEK BİR KAVRAM DEĞİLDİR"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, reklamın içeriğine dair sessizliğini bozarak sert bir açıklama yayımladı. Annelik bağının sadece bireysel bir tercih değil, toplumsal sürekliliğin temel taşı olduğunu hatırlatan Bakan Göktaş, şu ifadeleri kullandı:
Annelik, reklam diline indirgenerek değersizleştirilecek bir kavram değildir.
Bir çocuğun hayatına sevgiyle dokunan, onu büyüten, koruyan ve geleceğe hazırlayan her kadın —biyolojik ya da koruyucu— gerçek bir annedir. Bu bağ; sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal sürekliliğin temelidir.
Sevginin her biçimi elbette kıymetlidir. Ancak annelik gibi derin ve kurucu bir değerin, iletişim stratejileri uğruna esnetilmesini ve sıradanlaştırılmasını kabul etmiyoruz.
Annelik; bir iletişim kurgusu değil, bir neslin ve bir geleceğin taşıyıcısıdır. Bu değerin, hak ettiği hassasiyetle ele alınması bir tercih değil, bir sorumluluktur.
''Hayvan sevgisi anneliğin yerini tutamaz."
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda hayvan sevgisinin kıymetli olduğunu ancak bu sevginin annelik gibi derin ve kurucu bir kavramın yerine ikame edilmesini doğru bulmadığını kaydetti.
Bakan Göktaş yaptığı videolu paylaşımda şu ifadelere yer verdi:
"Annelik ve aile, tartışmaya açılacak yahut başka sevgilerle ikame edilecek kavramlar değildir. Bugün bazı küresel içeriklerde, özellikle Türkiye gibi güçlü aile bağlarına sahip toplumlarda yalnızlık ve aşırı bireysellik üzerinden bir algı inşa edilmeye, anneliğin anlamı esnetilmeye çalışılıyor. Hayvan sevgisi elbette kıymetlidir; ancak bu sevginin annelik gibi derin ve kurucu bir kavramın yerine ikame edilmesini doğru bulmuyoruz. Oysa hayatın gerçeği de, araştırmalar da açık: Çocuk sahibi olmak insanlara daha fazla anlam, bağ ve aidiyet kazandırıyor. Aile olmak; paylaşmak, birlikte büyümek ve hayata derinlik katmaktır. Büyük Türkiye ailemizi eksiltmeden, güçlendirerek büyütelim."

RTÜK İNCELEME BAŞLATTI
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, aile kavramı üzerinden ekranlarda bir değer erozyonuna hiçbir suretle izin vermeyeceklerini belirterek, Bosch'un Anneler Günü için hazırladığı reklam filmi hakkında inceleme başlatıldığını bildirdi.
Daniş, sosyal medya hesabından, Bosch'un Anneler Günü için hazırladığı reklam filmine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Anne sevgisinin insan hayatındaki en derin, en kurucu ve en vazgeçilmez bağ olduğunu vurgulayan Daniş, şu ifadeleri kullandı:
"Kainattaki tüm canlılara duyulan sevgi elbette kıymetlidir. Hayvanlara merhamet, bizim kültürümüzün de inancımızın da önemli bir parçasıdır. Buna itirazımız yok. Ancak anne-evlat bağı gibi derin, kurucu ve toplumsal devamlılığın temelini oluşturan bir değerin, ticari kaygılarla esnetilmesi, sembolleştirilmesi ve sıradanlaştırılması kabul edilemez."
Anneliğin bir metafor, reklam dili ya da bir iletişim kurgusu olmadığını, bir nesli büyüten, koruyan ve geleceğe hazırlayan en güçlü bağ olduğunu vurgulayan Daniş, şunları kaydetti:
"Anayasamızın 41. maddesinde aile yapısının temel unsurları bellidir: Anne, baba ve çocuk. Ailenin kurucu unsurları dışındaki her türlü konumlandırma, hayatın olağan akışına aykırı bir anlatıdır. Bu yaklaşım, ne hayvan sevgisini doğru temsil eder ne de annelik kavramına hak ettiği değeri verir. Bizler hem tüm canlılara duyulan sevgiyi savunuruz hem de annelik gibi yüce bir değerin değersizleştirilmesine karşı dururuz. Çünkü annelik, reklamla tanımlanmaz, hayatla anlam bulur.
Cumhurbaşkanımızın 'Nüfus ve Aile On Yılı' ilanıyla ortaya koyduğu vizyon da bize, anneliğin bireysel değil, toplumsal bir emanet olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. RTÜK olarak aile kavramı üzerinden ekranlarda bir değer erozyonuna hiçbir suretle izin vermeyeceğimizi önemle hatırlatıyor, ilgili reklam filmi hakkında Üst Kurulumuzca inceleme başlatıldığını kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz."
ŞİRKETTEN AÇIKLAMA YOK
Bosch Türkiye ise konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Almanya'da aile ve çocuk vurgusu
ALMANYA'DA ÇOCUKLU TÜRKİYE'DE KÖPEKLİ REKLAM
Reklama toplumun her kesiminden tepkiler gelirken Bosch Home'un aynı reklamı Almanya'da köpek yerine çocuklarla çekildi. Aynı sahneler, aynı reklam kurgusu ile verilirken değişen tek şey köpekler yerine çocukların kullanılması oldu.
REKLAMI ÇEKEN AJANSIN SAHİBİ SEFARAD YAHUDİSİ ÇIKTI
Bosch'un Türkiye'deki "çocuksuz" Anneler Günü reklamıyla patlak veren kriz, reklamın mutfağındaki siyonist sermaye ağını gözler önüne serdi. Reklam çeken Medina Turgul DDB ajansının başındaki Jeffi Medina'nın Sefarad Yahudisi olduğu ortaya çıktı. Takvim'den Kerim Cengil'in haberine göre Medina, küresel siyonist lobiyle finansal bağları olduğu bilinen ve dünya çapında boykot edilen markaların Türkiye'deki en büyük temsilcisi konumunda. Medina; Unilever (Algida, Lipton, Knorr), PepsiCo (Doritos, Cheetos) ve Yum! Brands (KFC) gibi, İsrail'e doğrudan destek verdikleri gerekçesiyle boykot listelerinin en başında yer alan devlerin reklam stratejilerini yönetiyor. Kariyerine prodüktörlükle başlayan Medina'nın, toplumun temel taşıyla oynayan bu reklamdaki rolü "tesadüf mü?" dedirtti.

KİM BU JEFFİ MEDİNA?
1950 yılında Yahudi bir ailede doğan Jeffi Medina, İstanbul Alman Lisesi'ni bitirdikten sonra Strasbourg Üniversitesi'nde ekonomi eğitimi almak için Strasbourg, Fransa'ya gitti. Ekonomi eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde tamamladı. Jeffi Medina, kariyerine 1974 yılında televizyon prodüktörü olarak başladı. Medina Turgul DDB Reklam Ajansının CEO'su olarak görev yapıyor.
DEĞİŞMEYEN AJANDA
Bilindiği gibi 1960'lı yıllardan itibaren Türkiye'de çeşitli vakıf ve uluslararası kuruluşlar aracılığıyla yürütülen "nüfus planlaması" faaliyetleri "modernleşme" ve "doğum kontrolü" adı altında Türkiye'nin nüfusunu hedef aldı. Doğum kontrol yöntemleri, doğum kontrol hapları üzerinden az çocuklu ya da çocuksuz aile yapısını teşvik etti. Reklamlar ve popüler kültür aracılığıyla "evcil hayvan ebeveynliği" ise özendirildi.
ERDOĞAN İŞARET ETMİŞTİ
Başkan Erdoğan geçtiğimiz cumartesi günü Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı"ndaki konuşmasında da tam olarak bu konuya işaret etmişti. Özellikle 1960'lardan itibaren Türkiye'de devreye sokulan nüfus planlaması politikalarını eleştiren Erdoğan, "Bize nüfus ile kalkınma arasında zıt bir ilişki olduğu söylendi. Nüfus kontrol politikalarını bir tabu haline getirerek aykırı sese müsaade etmediler. 1960'lardan beri devreye konulan yanlış politikaların sonuçlarıyla bugün yüzleşiyoruz." ifadelerini kullanmıştı.
