Böcek Ailesi davasında ilk duruşma | Mahkeme başkanı susturdu: Hiçbir tedbir almamışsın
İstanbul Fatih’te Böcek Ailesinin zehirlenme şüphesiyle hayatını kaybettiği olaya ilişkin davada ilk duruşma görüldü. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 5’i tutuklu 6 sanığın yargılandığı duruşmada sanıklar savunmalarını yaparken, otel ve ilaçlama şirketi yetkilileri suçlamaları kabul etmedi. Mahkeme Başkanı ise “Hiçbir tedbir almamışsın” sözleriyle ilaçlama firması sahibi tutuklu sanık Zeki Kışı'yı uyardı. Mahkeme heyeti respsiyon görevlisi tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti'nin tahliyesine, diğer sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmederek duruşmayı erteledi.
Hızlı Özet Göster
- İstanbul Fatih'te bir otelde 13 Kasım 2025'te zehirlenme sonucu hayatını kaybeden Böcek Ailesi davasının ilk duruşması İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.
- Duruşmada 5'i tutuklu 6 sanık hakkında bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası isteniyor.
- Adli Tıp İhtisas Kurulu raporuna göre Servet Böcek, Çiğdem Böcek ve iki çocuklarının ölümü otelde böcekleri öldürmek için uygulanan alüminyum fosfit içeren ilaca bağlı zehirlenmeden kaynaklandı.
- Mahkeme resepsiyon görevlisi Muhammad Moeen Ud Din Chishti'nin tahliyesine, otel sahibi Hakan Oğlak, ilaçlama firması sahipleri Zeki Kışı ve Serkan Kışı ile ilaçlamayı yapan Doğan Caferoğlu'nun tutukluluk halinin devamına karar verdi.
- Bilirkişi raporunda sertifikasız ilaçlama firması yetkilileri, otel sahibi ve yetkisiz personel çalıştırılması nedeniyle sanıkların asli kusurlu olduğu belirtildi.
İstanbul Fatih'te Kadir Muhammet Böcek (6), Masal Böcek (3), anne Çiğdem Böcek ile baba Servet Böcek'in zehirlenme şüphesiyle tedavi gördükleri hastanede hayatını kaybetmesine ilişkin davada ilk duruşma görülüyor.
Almanya'dan 9 Kasım 2025'te İstanbul'a gelerek 13 Kasım 2025'de zehirlenme' şüphesiyle hastanede tedavi altına alınan, ardından hayatını kaybeden Böcek Ailesinin ölümüne ilişkin açılan dava İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı.
5'İ TUTUKLU 6 SANIK HAKİM KARŞISINA ÇIKTI
Duruşma saat 11.00 sıralarında kimlik tespitiyle başladı. Duruşmada 4 sanık hazır bulunurken, diğer sanıklar duruşmaya Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Diğer yandan duruşmaya müşteki ve sanık avukatlarıyla taraf avukatları ve çok sayıda izleyici de katıldı.
Böcek Ailesi'nin hastaneye giderken taksi içindeki görüntüsü
"ÖLÜMLERİN İLAÇLAMAYA BAĞLI OLDUĞUNA İNANMIYORUM"
Otel sahibi tutuklu sanık Hakan Oğlak ölümlerin ilaçmaya bağlı olduğuna inanmadığını belirterek tahliye talep etti.
Oğlan savunmasında şunları söyledi:
"Sayın heyet benim canım feda olsaydı da onların saçlarının teline bir zarar gelmeseydi keşke otelim malım mülküm yansaydı da bu aile yaşasaydı. Bu zamana kadar birçok şey söylendi. Ben uzun yıllar otelcilik ve garsonluk yaptım. Olayın yaşandığı dönemde bacağımda bir yara oluştuğu için tedaviye başladım ve bu süreçte otele çok fazla uğrayamıyordum. Halil Duran beni aradı ve 101 numaralı odada haşere şikayeti olduğunu ve ne yapmamız gerektiğini sordu. Ben de 'İlaçlama şirketini arayın' dedim. Bildiğim kadarıyla şirket birkaç gün sonra gelip ilaçlamışlar ve biz o odayı 2 gün boyunca kapalı tuttuk.
O şirketi seçmemizin nedeni Google puanı ve sitelerindeki referans otellerden kaynaklıydı. 101 numaralı odada yapılan ilaçlamanın 202 numaralı odayı etkilemesi imkansızdır. Çünkü iki oda arasında havalandırma yolu yoktu. Biz daha önce de ilaçlama yaptık ama kimse bundan zarar görmedi. Ölümlerinin ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum. İlaçlamayı zaten ben yapmadım. Otelde yapılan incelemelerde bile ilaçlama şirketinin sertifikasının olup olmadığını tarım ve ilçe ekipleri bile anlayamadı ben nasıl bilebilirim ki. Ben 5 aydır işlemediğim bir suçtan dolayı tutukluyum. Sağlık sorunlarımdan dolayı tahliyemi talep ediyorum"
Servet Böcek’in otelden çıkmak için kapıyı zorladığı, ancak resepsiyon görevlilerinin kapıyı kilitlemesi nedeniyle dışarı çıkamadığı görüntüler (Takvim Fotoğraf Arşiv)
"OTELİN KAPISINI DA KİLİTLEDİM"
Resepsiyon görevlisi tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti ise, "Sabah otele çalışmak için geldim. 101 numaralı odanın kapısı ilaçlamadan dolayı kapalıydı. Servet Böcek ve Çiğdem Böcek, çocuklarının yedikleri şeyden dolayı kustuğunu, odayı temizlememizi söyledi, biz de temizledik. Gece 00.00'da otelde kusma kokusu vardı. Gece 01.00'de, acıktığım için yemek yemeye gittim. Otelin kapısını da kilitledim. Çıkarken anahtarı da cama yapıştırdım. Yemek yedikten sonra otele giderken kapının önünde ambulans gördüm. Kapıyı açtım ve aileye yardım ettim. Bu olaydan dolayı çok üzgünüm. İlaçlamadan benim haberim yoktu" şeklinde konuştu.
"ÇALIŞANLARIMA SADECE DİKKATLİ OLUN DİYORUM"
İlaçlama firması sahibi tutuklu sanık Zeki Kışı ise savunmasında, "2019 yılında şirkete sertifika almak için başvurduk. Sonrasında pandemi çıktı alamadık. Bu şirketi Sinan ile beraber kurduk. İlaçların isimleri var. İlaçların neye iyi geldiğini ustalar bilir. Ben, ilaç satın almam, ayarladığım ustalara parayı veririm, ilacı alırlar. Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur. Ben sadece firma sahibiyim. İşlemlerle alakalı bilgim yok. Tek bilgim, 2-3 ay eğitim aldık, bu kadar. Biz çalışanlara eğitim vermedik. Benim şirketim temizlik şirketi olarak geçiyordu ilaçlama şirketi olarak değildi galiba tam olarak hatırlamıyorum. Çalışanlarıma dikkatli olun diyorum sadece. Benim ilaçlarım insan öldürmez. Çok üzgünüm vicdan azabı çekiyorum" dedi.
MAHKEME BAŞKANI'NDAN UYARI
Bunun üzerine Mahkeme Başkanı "Bak hiçbir tedbir almamışsın. Bilmiyorsun bari bilen birisini al sen onu da yapmıyorsun iş yaptığın kişiler hiçbirşey bilmiyor. Çarşambanın gelişi perşembeden belli olur" dedi.
Savunma yapan ilaçlama firması sahibinin oğlu tutuklu sanık Serkan Kışı ise, "Ben ilaçlama firmasından önce İBB iştiraki İGDAŞ'ta çalıştım. Çocuğum yeni doğduğundan dolayı işten ayrıldım. 5-6 sonra babamın yanına gittim işlerde yardım etmek amacıyla. Firmada bir yetkim yoktur."dedi.
"BENİ TEMİZLİK PERSONELİ OLARAK İŞE ALDILAR"
İlaçlamayı yapan tutuklu sanık Doğan Caferoğlu ise savunmasında şunları söyledi:
"Serkan ve Zeki'yi bizim mahalleden tanırım. Kızım doğduktan sonra eşim ve ben işten çıkarıldık, maddi olarak zor durumdaydık. Serkan bana mesaj attı, 'Boşta kaldıysan bize gel daha sonra iş bulursan gidersin' dedi. Ben ilk birkaç hafta diğer şirketlerden haber bekledim ses gelmeyince kabul etmek zorunda kaldım. Kısa bir konuşmamız oldu. Serkan bana ilaçlama için konuştuğum işle ilgili, 'Biz temizlik firmayız, sen de temizlik personeli olarak geçeceksin' dedi. Gerekli eğitimler bana sözlü olarak verdi ve Ağustos ayının başında tek başıma çıkmaya başladım. Şirket tamamen Whatsapp üzerinden yürütülüyordu. Randevu, hesap ve uygulama olarak 3 ayrı grup vardı. Randevular Serkan diye kaydettiğim numaradan geliyordu. Sonra ne yazık ki bu olay geldi ve biz 11 Kasım'da otele gittik. 20 dakika uygulama yaptık resepsiyonda. Eyüp diye birisi vardı sordum 101 numaralı odayı gösterdi. Biz orada 2 çeşit uygulama yaptık, ilacı suyla seyreltip sıktım, sonra da bir tabağa plastik jel döküp onu odaya bıraktım. Ardından işlem bitti ve ben otelden çıktım"
RESEPSİYON GÖREVLİSİ İÇİN TAHLİYE KARARI
Duruşmada tüm sanıkların savunmaları tamamlandı.
Mahkeme heyeti respsiyon görevlisi tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti'nin tahliyesine, diğer sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmederek duruşmayı erteledi.
ANNE VE BABA AÇIKLAMA YAPTI
İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşma öncesi ailenin avukatı Yaşar Balcı, baba Yılmaz Böcek ve Cemile Yılmaz Çağlayan'da bulunan İstanbul Adalet Sarayı'nda açıklamalarda bulundu.
Duruşma öncesi açıklamalarda bulunan acılı baba Yılmaz Böcek, ʺGöz göre göre ölüme gittilerʺ dedi. Acılı anne, ʺBenim dört tane yavrum gitti. Kapım kapandı, ocağım söndü. Ağır cezaya çarptırılmalarını istiyorumʺ diye konuştu (Fotoğraf İHA'dan alınmıştır)
"GÖZ GÖRE GÖRE ÖLÜME GİTTİLER"
Oğlunu, gelinin ve iki torunun kaybeden baba Yılmaz Böcek, "Bizim burada bir aile olarak acımız çok büyük. Sorumsuzluk zincirlerinden dolayı aile fertlerimizi kaybettik. Benim oğlum, son dakikasına kadar çocuklarını ve kendi hayatını kurtarmak için çaba sarf etti. Bunların takside görüntülerini gördük. O şekilde hastaneye giden bir hastanın bunların şuuru yerindedir, hiçbir etkisi yoktur diye taburcu ediyorlarsa, artık bu kelimenin bittiği bir yerdir. Yani insanın ne yapması gerekiyor? Hastanede tedavi görebilmesi için bayılmaları mı gerekiyor. Sonuç, hepimiz gördük. Göz göre göre ölüme gittiler" dedi.
"BENİM DÖRT TANE YAVRUM GİTTİ"
Adalet istediğini belirten anne Cemile Yılmaz ise, "Herkes gereken cezayı alsın. Benim dört tane yavrum gitti. Kapım kapandı, ocağım söndü. İlaçladılar, neden aldılar otele benim çocuklarımı. Haber verirlerdi. Girmezdi, dışarıda yatsa üşürdü, hasta olurdu ama ölmezdi. Gereken cezayı çeksin. Ağır cezaya çarptırılmalarını istiyorum. Benim dört tane yavrum gitti, oğlumun hayalleri vardı. Onlar da çeksin cezasını. Dört tane ama geri gelmeyecek. Çeksinler cezalarını, çekmelerini istiyorum" diye konuştu.
AİLE AVUKATI: 100 YILA KADAR CEZA VERİLME DURUMU SÖZ KONUSU
Böcek ailesinin avukatı Yaşar Balcı, firmanın sertifikasız olduğunu ve yaşam alanlarında kullanımı yasak olan alüminyum fosfit maddesini kaçak yollarla temin ederek kullandığını vurgulayarak, "Özellikle bu firmanın ısrarlı bir şekilde bu hareketlere devam ediyor olmasını biz olası kast olarak değerlendiriyoruz. Taksirle adam öldürmede 22 buçuk yıla kadar ceza öngörüldü ancak olası kast olarak değerlendirildiğinde 'her sanık için 100 yıla kadar ceza verilme durumu söz konusu' ve burada maktul sayısı kadar ceza veriliyor" dedi.
Balcı, oteldeki şaft boşluklarının kapatılmaması gibi ihmaller zincirine dikkat çekerek, sanıkların hak ettikleri en ağır cezayı almaları için mücadelelerini sürdüreceklerini ifade etti.
BÖCEK AİLESİ İDDİANAMESİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Kadir Muhammet Böcek (6), Masal Böcek (3), anne Çiğdem Böcek ile baba Servet Böcek "maktul", 2 kişi "müşteki" ve 6 kişi ise "şüpheli" olarak yer alıyor.
İddianamede, Fatih'te 13 Kasım 2025'te yaşanan zehirlenme olayında Çiğdem Böcek, Kadir Muhammet Böcek ve Masal Böcek'in zehirlenme sonucu hayatlarını kaybettiği ve aynı olaydan dolayı tedavi gören baba Servet Böcek'in de 17 Kasım 2025'te hayatını kaybettiği anlatılıyor.
Hayatını kaybeden maktullerin sağlık durumu nedeniyle beyanlarının alınamadığı, olayın ilk aşamada gıda zehirlenmesi sebebiyle olduğunun değerlendirildiği belirtilen iddianamede, mağdurların olay öncesi yemek yediği yerlerle ilgili olarak soruşturmanın genişletildiği, bu kapsamda mağdurların kokoreç, midye, lokum, unlu mamul yedikleri ve meşrubat içtikleri işletme sahiplerinin tespit edildiği belirtiliyor.

İddianamede, tespit edilen iş yerlerindeki ürünlerden alınan örneklerin İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğüne teslim edildiği, dosyaya gelen Adli Tıp İhtisas Kurulu Raporu'na göre maktullerin ölüm sebebinin kaldıkları oteldeki böcekleri öldürmek için uygulanan ilaca bağlı zehirlenmeden kaynaklandığı kaydediliyor.
Olayın yaşandığı oteli ilaçlayan şüpheli Doğan Cağferoğlu'nun, herhangi bir sertifika kaydına rastlanmadığı ve izinsiz olarak biyosidal ürün uygulaması yaptığı raporda anlatılıyor.
1. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan otopsi raporuna göre, kişilerin ölümünün kalmakta oldukları otelde böcekleri öldürmek amacıyla uygulanan ilaca bağlı zehirlenme sonucu meydana geldiği iddianamede yer alıyor.
İddianamede yer verilen bilirkişi raporunda, yaşanan olayda ölümlerin gıda zehirlenmesi sonucunda gerçekleşmediği, bu nedenle dosyada adı geçen gıda işletmelerinin olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığı belirtiliyor.
Bilirkişi raporunda, yanlış kimyasal (Alüminyum fosfit) kullanılması, yetkisiz personel çalıştırılması ve gerekli güvenlik önlemleri alınmadan işlem yapılması nedeniyle, sertifikasız ve izinsiz faaliyet gösteren ilaçlama firması yetkilileri şüpheliler Zeki Kışı ve Serkan Kışı'nın asli kusurlu oldukları iddianamede belirtiliyor.
İddianamede, ilaçlama firması çalışanı şüpheli Doğan Cağferoğlu'nun ilaçlama konusunda herhangi bir sertifikası, bilgisi ve deneyimi olmamasına rağmen işlemi gerçekleştirdiği için asli kusurlu olduğu aktarılıyor.
Otelin sahibi şüpheli Hakan Oğlak'ın yetkisiz ve ehliyetsiz kişilerle çalışarak, uygun olmayan biyosidal ürünlerle, iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alınmaksızın ilaçlama faaliyetinin yürütülmesine onay verdiği, kimyasal risk içeren ilaçlama işlemi sırasında oteli tahliye etmeyip acil durum personeli bulundurmayarak konaklayanların can güvenliğini sağlama konusundaki özen yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğu iddianamede yer alan raporda belirtiliyor.
KİME KAÇ YIL İSTENİYOR
Hazırlanan iddianamede, şüpheliler Serkan Kışı, Zeki Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak ve Muhammad Moeen Ud In Chıshtı'nın, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıl 8 aydan 22 yıl 6'şar ay hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.
İddianamede, Rustemsha Batyrov hakkında ise "taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

