Hedef İsrail değil Türkiye: Levent'teki saldırıdan Mossad maşası DEAŞ çıktı
Beşiktaş'ta İsrail Konsolosluğu'nun da bulunduğu bölgede teröristlerin Türk polisine düzenlediği saldırının asıl hedefi Türkiye. İsrail Konsolosluğunun yaklaşık 2 buçuk yıldır boş olduğu bilinirken DEAŞ bağlantılı 3 teröristin polisi hedef alan alçak saldırısının zamanlaması da anlam kazanıyor. İşte hain saldırının arka planı...
Hızlı Özet Göster
- İstanbul Beşiktaş'ta İsrail Konsolosluğu binası önünde 3 saldırgan Türk polislerine ateş açtı, 1 saldırgan öldürüldü, 2'si yaralı yakalandı, 2 polis hafif yaralandı.
- İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, İzmit'ten kiralık araçla gelen saldırganlardan birinin DEAŞ ile irtibatlı olduğunu açıkladı.
- İsrail Konsolosluğu binası 19 Ekim 2023'ten beri boş durumda ve içeride aktif diplomatik kadro bulunmuyor.
- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma için bir başsavcı vekili ve iki cumhuriyet savcısı görevlendirdi.
- Saldırı, Türkiye'nin finans merkezi olma hedefine yönelik güvenli liman imajını zedeleme girişimi olarak değerlendiriliyor.
İstanbul Beşiktaş'ta İsrail Konsolosluğu'nun da bulunduğu bölgede Türk güvenlik güçlerine düzenlenen terör saldırısının zamanlaması oldukça manidar.
Kahraman Türk polisi teröristi aracın altından vurdu - İzle
Terör örgütü DEAŞ'ın parmak izlerinin görüldüğü bu eylem açıkça Türkiye'nin bölgesel yükselişine ve güvenli liman imajını hedef alıyor.
İstanbul Beşiktaş'ta İsrail Konsolosluğu binası önünde 3 saldırgan Türk polislerine ateş açtı, 1 saldırgan öldürüldü, 2'si yaralı yakalandı, 2 polis hafif yaralandı. (Haberin fotoğrafları Reuters ve İHA'ya aittir.)
ATTIKLARI HER ADIM MOSSAD'IN PROPAGANDA SAVAŞINA UYGUN
Konsoloslukta 2,5 yıldır herhangi bir İsrailli çalışanın bulunmadığı bilinirken DEAŞ bağlantılı teröristlerin kurşunlarının da asıl hedefinin Türk polisi olduğu ortada. MOSSAD'ın propaganda savaşında adeta bir "piyon" gibi kullanılan karanlık yapılar, İstanbul'un bir finans merkezi olmasını engellemek ve küresel sermayeyi kaçırmak için kirli bir senaryoyu devreye aldı. Konuyu köşesine taşıyan Sabah gazetesi yazarı Melih Altınok, "Sözüm ona, İslam adına savaştığını söyleyen bu karanlık yapının attığı her adımın MOSSAD'ın propaganda savaşında uygun yere denk gelmesi de tesadüf olmasa gerek." ifadelerini kullandı.

SALDIRI İSRAİL'E DEĞİL TÜRKİYE'YE
Sabah yazarı Metin Altınok'un kaleminden, hain saldırının perde arkası:
İstanbul Levent'teki İsrail Konsolosluğu'nun bulunduğu binanın önünde dün silah sesleri yükseldi. Saat 12.00 sıralarında İsrail Konsolosluğu'nun da bulunduğu plazanın önüne uzun namlulu silahlarla gelen 3 saldırgan, güvenlik tedbiri alan polislere saldırı düzenledi. Polis ekiplerinin karşılık vermesiyle çatışma çıktı. Çatışmada saldırganlardan 1'i öldürülürken, 2 saldırgan yaralı olarak etkisiz hâle getirildi. Çok şükür şehidimiz yok. Bir polis kulağından, bir diğeri de ayağından hafif yaralandı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, İzmit'ten kiralık araçla İstanbul'a geldikleri tespit edilen şahıslardan birinin "dini istismar eden örgütle" irtibatı olduğunu açıkladı. Söz konusu örgütün DEAŞ olduğu belirtiliyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma kapsamında bir başsavcı vekili ile iki cumhuriyet savcısını görevlendirdi. Teröristlerin sorgusu devam ediyor ancak şimdiden saldırıyla ilgili ciddi soru işaretleri var.

KONSOLOSLUK BOŞTU
Öncelikle, tetikçilerin saldırı girişiminde bulunduğu İsrail Konsolosluğu binası 19 Ekim 2023'ten beri boş. İçeride aktif diplomatik kadro bulunmuyor. Sembolik/lojistik bir temsil noktası pozisyondaki bir hedefe yönelmenin sadece Türk güvenlik güçlerine zarar vereceği hesaplanmamış olamaz.
Dolayısıyla eylemin İsrail'e yönelik siyasi bir mesaj verme hedefiyle gerçekleştirildiğini düşünmek anlamsız. Öyle ya, İsrail'in boşalttığı, potansiyel bir hedef olarak korumadığı bir noktayı vurarak Tel Aviv'e ne demiş,nasıl bir zarar vermiş olabilirsiniz ki? Bu saldırıyla İsrail'den çok Türk devlet otoritesine vurulmak istendiği ortada.

GÖZLER KÖRFEZ'DEN İSTANBUL'A ÇEVRİLMİŞKEN
Gazze soykırımıyla birlikte kopan Ankara ile Tel Aviv ilişkilerine rağmen
Türkiye'deki eylemlerin sivil ve demokratik çerçevenin dışına çıkmasına asla müsaade edilmedi. Son eylem, Türkiye'yi, diplomatik misyonların basıldığı Pakistan ve İran gibi devletlerin liginde gösterme çabasının bir ürünü gibi görünüyor. Bu noktada, yıllardır küresel sermayenin güvenli liman olarak gördüğü Körfez'deki Dubai gibi şehirlerin yıldızının sönmesini, bölgedeki yeni cazibe merkezi olarak İstanbul'un öne çıkmasını da göz ardı edemeyiz. Daha geçtiğimiz gün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın finans merkezi olacak dediği İstanbul'da gerçekleşen söz konusu eylemle dünyaya verilmek istenen mesajı tahmin etmek zor değil.

MOSSAD, DEAŞ'TAN DAHA NE İSTESİN?
Bugüne kadar Türkiye başta olmak üzere Müslüman ülkeleri pek çok kez terörle vuran DEAŞ'ın eylemleri bugüne kadar kimin işine yaradı?
Cevap gözümüzün önünde: ABD ve İsrail'e. Bizzat ABD Başkanı'nın "Obama kurdu" dediği DEAŞ, bölgemizdeki emperyalist işgalcilerin varlığını meşrulaştırdı. Dahası ABD ve kimi Avrupalı devletlerin uluslararası hukuku ayaklar altına alarak, DEAŞ'la mücadele bahanesinin arkasına sığınan PKK-YPG'li teröristlere yaptıkları doğrudan-dolaylı yardımlara gerekçe oldu. Sözüm ona, İslam adına savaştığını söyleyen bu karanlık yapının attığı her adımın MOSSAD'ın propaganda savaşında uygun yere denk gelmesi de tesadüf olmasa gerek.