Dijital abluka: Yabancı platformlar hem reklam gelirlerine hem verilere çöktü! Uzmanlar uyardı: Milli güvenlik sorunu!
Yabancı dijital platformlar, Türkiye’de yalnızca reklam pastasının yüzde 74’ünü ele geçirmekle kalmadı, milyonlarca kullanıcının verisini de kontrol altına alarak ekonomi, medya ve milli güvenlik açısından ciddi bir tehdit haline geldi. 2024’te Türkiye’den bu platformlara aktarılan 158 milyar TL’lik reklam geliri yerli medyayı zayıflatırken, uzmanlar denetimsiz dijital alanın dezenformasyon, algı operasyonları ve toplumsal istikrarsızlık için kullanıldığı uyarısında bulunarak "Milli güvelik meselesi" uyarısı yaptı.

Küresel güç mücadelesinin yeni sahnesi artık savaş meydanları değil dijital platformlar oldu.
Bu platformlar iletişim mecrası olmaktan çıkarak ülkelerin iç güvenliğini, toplumsal huzurunu ve siyasi istikrarını hedef alan stratejik aktörlere dönüştü.
Sosyal medya platformları neden BEKA sorunu? İşte yanıtıDİJİTAL ABLUKA
Türkiye'de ve dünyada etkisini artıran bu süreç, uzmanlara göre açık bir "dijital işgal" niteliği taşıyor. Milyarlarca insanın kişisel verisini toplayıp işleyen ve bu verileri özellikle reklam sektörü üzerinden ekonomik ve siyasi amaçlarla kullanan küresel platformlar, Türkiye reklam pazarında da belirleyici konuma ulaştı.
Görsel yapay zeka üzerinden üretilmişti
REKLAMDAN 158 MİLYAR TL'LİK PAY ALDILAR
Google, Instagram, WhatsApp, YouTube, Facebook, TikTok ve X gibi platformlara 2024 yılında Türkiye'den reklam yoluyla yaklaşık 158 milyar TL aktarıldı.
Bu tablo bir yandan ulusal ve yerel medyayı ağır bir ekonomik baskı altına sokarken, diğer yandan uzmanlar dijital platformların artık açık biçimde "milli güvenlik sorunu" haline geldiğine dikkat çekiyor.
Küresel ölçekte Türkiye aleyhine yürütülen faaliyetlerde bu mecraların başrol oynadığına işaret edilirken, geleneksel medya RTÜK denetimine tabi tutulurken dijital platformların neredeyse sınırsız bir alan içinde faaliyet göstermesi eleştiriliyor. Uzmanlara göre bu durum, dezenformasyonun yayılmasına ve toplumsal kaos zemininin oluşmasına kapı aralıyor.
VERİLER SİYASİ VE İSTİHBARİ AMAÇLARDA KULLANILIYOR
Sosyal medya platformlarının "data" havuzlarında tutulan milyonlarca kişiye ait ayrıntılı veriler, yabancı dijital platformları kontrol eden kişi ve yapılar tarafından siyasi ve istihbari hedeflerle kullanılıyor. Veriler istihbarat servilerine adeta peşkeş çekiliyor.
Bu veriler üzerinden seçim süreçlerinde manipülasyon, siyasi haberlerde algı yönetimi ve kritik dönemlerde dezenformasyon üretildiği vurgulanıyor. Kişilerin tercih ve davranışları analiz edilerek, özel olarak seçilmiş içeriklerle yönlendirme yapılması hedeflenirken, yabancı istihbarat servislerinin bu bilgileri "toplumsal haritalandırma" çalışmalarıyla Türkiye'de kaosu körüklemek için kullandığına dikkat çekiliyor.
REKLAM DENGESİ TAMAMEN DEĞİŞTİ
Rakam gelirlerinde ki dağılım da dijital kuşatmanın boyutunu net biçimde ortaya koyuyor.
Türkiye'de reklam harcamalarında yerel basının payı 2014'te yüzde 80 iken, bu oran 2019'da yüzde 52'ye, 2024'te ise yüzde 26'ya kadar geriledi. Aynı dönemde yabancı dijital platformların payı 2014'te yüzde 20, 2019'da yüzde 48, 2024'te ise yüzde 74 seviyesine çıktı. Sadece 2024 yılında yabancı dijital medya platformlarının Türkiye pazarından elde ettiği gelir yaklaşık 158 milyar TL oldu.

HUKUKİ DENETİM ZOR
A Haber'e konuşan Savunma ve Güvenlik Analisti Mahmut Bölükbaş, yabancı dijital platformların hukuki olarak denetlenmesinin son derece zor olduğuna dikkat çekti.
Savunma ve Güvenlik Analisti Mahmut Bölükbaş,
A Haber'e konuşan Bölükbaş şunları söyledi:
"4 tarafımızda savaşlar çatışmalar dönüyor ve Türkiye bunların içinde güvenli ve barış içinde kalmayı başarabiliyor. Baktılar terörizmle olmuyor bu yolu deniyorlar. Yabancı ülkeden servis yapan bir hizmeti Türkiye'de hukuki olarak denetlemek mümkün değil. Türkiye 80 milyonun üzerinde ve büyük çoğunluğu genç popülasyondan oluşan bir tüketim toplumu. Bu pazarı biz yabancıların eğer bizi toplumsal dönüştürme olarak kullanmasını istemiyorsak örflerimizi koruyacak şekilde dizayn edebiliriz"
"BU AÇIK BİR MİLLİ GÜVENLİK MESELESİ"
Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık da dijital platformların geldiği noktayı "Milli güvenlik" meselesi olarak ele aldı.
Adli Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık
Kırık, "Günümüzde dijital platformlar sosyal medya ve internet ortamı artık milli bir güvenlik sorunu haline geldi. Bu platformlarla rekabet ortadan kalkarsa Türk medyası derin bir yara alacak. İşte bu durum gerçek anlamda bir milli güvenlik sorunu olarak karşımıza çıkacak. Denetimde de ciddi problemler var. Şu an baktığımızda TV'ler RTÜK çok sıkı bir şekilde denetlenirken sosyal medya mecralarında bu durumun istenen ölçüde olmadığını görüyoruz. Telefonlar ve uygulamalarla adeta derin bir baskı kuruluyor ve çocukların gençlerin ahlaki ve toplumsal yozlaşmalarına bu durum sebebiyet veriyor."ifadelerini kullandı.

DİJİTAL TELİF ŞART
Öte yandan Kanada, Fransa, ABD, İspanya ve İngiltere'de medya ile yüz milyonlarca dolarlık anlaşmalar yapmak zorunda kalan platformlara karşı Türkiye'de de adım atılması bekleniyor... TBMM'de hazırlanan "dijital telif" yasasıyla para cezasından izin iptaline uzanan yaptırımlar ve "Dijital Telif Kurulu" üzerinden sıkı denetim öngörülüyor.
PASTADAN KOPAN PARÇA BÜYÜK: 158 MİLYAR TL'YE NE YAPILABİLİRDİ?
Ayrıca Milliyet Gazetesi'nde yer alan haberde yabancı platformların2024'te pastadan aldığı 158 milyar TL'lik (yaklaşık 4.6 milyar dolar)paya ilişkin dikkat çeken bir kıyaslama yapıldı. Bu paranın yalnızca bir bütçe kalemi değil, Türkiye için kaçırılmış büyük bir yatırım fırsatı anlamına geldiği belirtilerek söz konusu para ile yapılabilecek yatırımlardan bazıları şu şekilde sıralandı:
Otomotiv tarafında, BYD'nin Türkiye'ye açıkladığı yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım esas alındığında, bu kaynakla yılda 4 BYD fabrikası ölçeğinde yatırım yapılması mümkündü.
Tarım tarafında ise Türkiye'nin lokomotif ürünü fındık, yılda 1 milyar doların üzerinde ihracat geliri sağlıyor. 4.6 milyar dolarlık bir kaynakla; fındıkta katma değerli ürün tesisleri, lisanslı depoculuk, üreticiye yönelik konut ve sosyal altyapı projeleri hayata geçirilebilir, ihracat geliri kalıcı biçimde artırılabilirdi.
4.6 milyar dolar ile Türkiye'de 70-80 metrekare büyüklüğünde yaklaşık 105 bin sosyal konut inşa edilebilir. Bu rakam, orta ölçekli bir ilin konut ihtiyacını tek başına karşılayabilecek büyüklükte.
Yazılım ve yapay zekâ alanında faaliyet gösteren 1.500 adet teknoloji eğitim merkezi kurulabilir. Bu sayede onbinlerce genç nitelikli iş gücü statüsüne kavuşabilir.


