Başkan Erdoğan'ın sesinden merhum Sezai Karakoç'un "Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine" (Ey sevgili) şiiri

Şair, Yazar ve Fikir Adamı Sezai Karakoç hayata veda etti. Karakoç'un vefatının ardından Başkan Erdoğan'ın AK Parti 4. Kongresi'nde konuşmasının başında okuduğu ve dinleyenleri ağlattığı Sezai Karakoç şiiri akıllara geldi. İşte Başkan Erdoğan'ın sesinden Sezai Karakoç'un 'Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine' adlı şiiri...

Giriş Tarihi 16 Kasım 2021, 18:31 Güncelleme 16 Kasım 2021, 22:45
Başkan Erdoğan’ın sesinden merhum Sezai Karakoç’un Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine Ey sevgili şiiri
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Şair, Yazar ve Fikir adamı Sezai Karakoç'un hayata veda ettiğini duyurdu.

Şair, Yazar ve Fikir adamı Sezai Karakoç 88 yaşında hayatını kaybetti. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, vefat haberini "Diriliş şairi Üstad Sezai Karakoç rahmet-i Rahman'a kavuştu. Örnek bir hayat, sağlam bir fikir örgüsü ve büyük bir edebi miras bıraktı geride. Mevla mekanını cennet, makamını âli, ruhunu şâd eylesin" sözleriyle yaptığı paylaşımla duyurdu.



ERDOĞAN ŞİİRİNİ SESLENDİRMİŞTİ
Karakoç'un vefatının ardından Başkan Erdoğan'ın AK Parti 4. Kongresi'nde konuşmasının başında okuduğu ve kitleleri ağlattığı Sezai Karakoç şiiri akıllara geldi.



İşte Başkan Erdoğan'ın sesinden Sezai Karakoç'un 'Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine' adlı şiiri...



Başkan Erdoğan, bugün katıldığı Yerel Yönetimler Gençlik Festivali'nde Karakoç'tan şu sözlerle bahsetmişti;
"Cemil Meriç, o engin birikimi ve derin kavrayışıyla gençlerimize tüm renkleri ile dünyayı tanıtmak için yıllarını vermiştir. İdeolojisinden bağımsız olarak önemli bir şairimiz olan Nazım Hikmet, gençlerle var olmuş, gençlerle yaşamaya devam etmiştir. Yahya Kemal'den Tanpınar'a, Pakdil'den Karakoç'a kadar medeniyet pınarımızı besleyen isimlerin hepsi de gençlerimizle yol yürümüşlerdir. İletişim imkanlarının kısıtlı olduğu geçmiş dönemlerde bu isimlerin kendilerine de eserlerine de ulaşmak gerçekten zordu. Ama biz o dönemin gençleri olarak ne yapıp edip fikir ve kültür üstatlarımızın önümüze serdiği zenginliklerden hissemize düşeni almanın hep gayreti içinde olduk."

Karakoç, I. Dünya Savaşı'nda Kafkas cephesinde çarpışırken Ruslara esir düşen tüccar Yasin Bey ile Emine Hanım'ın oğlu olarak Diyarbakır Ergani'de 22 Ocak 1933'te dünyaya geldi.

Çocukluğu Ergani, Maden ve Piran'da (Dicle) geçen usta edebiyatçı, 1944'te Ergani'de ilkokulu bitirdi. Aynı yıl parasız yatılı kaydolduğu Maraş Ortaokulunu 1947'de bitiren şair, 1950'de Gaziantep Lisesinden mezun oldu. İlkokulda Battal Gazi kitaplarını, Ahmediye ve Muhammediyeleri okuyarak, dinleyerek büyüyen Karakoç, ortaokulda ise Namık Kemal, Ziya Paşa, Tevfik Fikret ve Ziya Gökalp'in eserlerini okudu.

Karakoç, okumaya olan ilgisi ve sevgisiyle lise yıllarındayken okuduğu eserler arasına Batı klasiklerini de ekledi.

ÜNİVERSİTEYE BAŞLADIĞI YILLARDA DOĞU VE BATI KLASİKLERİNİ BİTİRMİŞTİ
Üniversiteye başladığında Doğu ve Batı klasiklerini bitiren usta kalem, daha sonra kazandığı Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinin (SBF) sınav sonuçlarını beklerken, Necip Fazıl Kısakürek ile tanışmak üzere yanına gitti. Ortaokul ve lise yıllarında Büyük Doğu'nun tutkulu bir okuyucusu olan Karakoç, Kısakürek ile tanıştıktan sonra ise bir daha hiç ayrılmadı.

Karakoç, 1950'li yıllarda Büyük Doğu'nun sanat edebiyat sayfalarını yönetti, 1955'te de üniversitenin maliye bölümünden mezun oldu.

Maliye Bakanlığında Hazine Genel Müdürlüğü Dış Tediyeler Muvazenesi bölümünde 1955'te çalışmaya başlayan edebiyatçı, girdiği sınavı kazanarak 11 Ocak 1956'da maliye müfettiş yardımcısı oldu. Edebiyatçı Karakoç, 1959'da gelirler kontrolörü olarak İstanbul'a atandı, görevi gereği yurdun birçok yerini görme imkanı buldu.

Şair Sezai Karakoç, 1960-1961'de Ankara ve Ağrı'da askerlik görevini tamamladı.

İLK ESERLERİ 1950'Lİ YILLARDA OKUYUCUYLA BULUŞTU
İlk eserleri 1950'li yıllarda Büyük Doğu'da yayımlanan Karakoç, 16 Aralık 1963'ten itibaren değişik aralıklarla Yeni İstanbul gazetesinde, "Karakoç" imzasıyla günlük yazılar kaleme aldı.

Sezai Karakoç, Türk edebiyatının en sevilen şiirlerinden biri haline gelen "Mona Rosa" şiiriyle okuyucunun kalbinde taht kurdu.

Yeni İstiklal, Yeni İstanbul ve Babıali'de Sabah gazetesinde yazmaya başlayan Sezai Karakoç, 1 Temmuz- 31 Ağustos 1974 arasında Milli gazetede "Sur" başlığı altında yazdı.

Edebiyat çalışmalarına daha çok vakit ayırabilmek için resmi görevinden istifa eden Karakoç, 1990'da şiir ve yazılarında, dergilerinde, kitaplarında ortaya koyduğu dünyayı gerçekleştirmek için Diriliş Partisini kurdu. Yedi yıl bu partinin genel başkanlığı görevini yürüttü. Diriliş Partisi, 19 Mart 1997'de kapatıldı.

Bu tarihten itibaren Diriliş dergisi dışında hiçbir yerde yazmayan Karakoç, dünya savaşlarından yenik çıkan İslam dünyasının yeniden dirilişini amaç edindi. Bu uğurda, yazı hayatı boyunca diriliş kavramı çevresinde zinde bir bilinç uyandırmaya çalıştı; başta şiir, siyaset ve düşünce olmak üzere, dünya Müslümanlarının uyanışına eserleriyle emek verdi.

Edebi ve düşünce hayatını diriliş nesli olarak tanımladığı gençliğin yetişmesine adayan Karakoç'un şiirleri Büyük Doğu, Hisar (1951-54), Mülkiye (1952-53), İstanbul (1953-57) Şiir Sanatı (1955), Hamle (1955), Pazar Postası (1957-58), Türk Yurdu (1959), Hür Söz (1961), Soyut (1965), Hilâl (1965) ve Diriliş (1960-92) dergilerinde yayımlandı.

Usta kalemin "Mona Roza" şiiri 1950'li yılların başlarında büyük ilgi görürken, ikinci şiiri "Rüzgâr" Hisar (Şubat 1951) dergisinde çıktı.