Bugünkü
Takvim
  • Güncel
  • 19.05.2019 11:42
  • Son Güncelleme: 19.05.2019 11:51

İşte 'ın zayıflarla dolu demokrasi karnesi!

YİK Başkanı geçtiğimiz günlerde skandal açıklamalarda bulunmuş ve büyük tepki toplamıştı. Sabah Gazetesi yazarı bugünkü yazısında geçtiğimiz hafta yaptığı anti demokratik çıkışla tepki toplayan Özilhan'ın açıklamalarını ve TÜSİAD'ın demokrasi karnesini masaya yatırdı. İşte Övür'ün dikkat çeken o yazısı...

İşte TÜSİAD'ın zayıflarla dolu demokrasi karnesi!
İşte Mahmut Övür'ün "TÜSİAD'ın demokrasi karnesi" adlı köşe yazısı:

Başkan Erdoğan son birkaç gündür gittiği her yerde YİK Başkanı 'ın sözlerine cevap veriyor:

"TÜSİAD YİK Başkanı Tuncay Özilhan'ın -bunu bu şekilde açıklamak istemezdim- buram buram demokrasi hazımsızlığı ve istatistik cinliği yapan konuşmasını üzüntüyle dinledim. Bu kişi bizi istatistik eğrileri üzerinden vurmaya çalışıyor. Dışarıdan vuran vuruyor ama içeriden vuranlara günü gelir hesabını da sormasını bilirim." Bu cevapta sadece sitem yok, ağır suçlamalar da var.

Bu "kavga" aslında Türkiye'deki derin dönüşümün ve siyasi mücadelenin bir uzantısı. Bir anlamda Türkiye, bir kez daha Başkan Erdoğan'ın temsil ettiği sivil siyasetle, kurulduğu günden beri darbelerin destekçisi olan TÜSİAD arasında yaşanan kavgaya tanık oluyor. Bu yeni de değil, ne zaman sivil siyaset güçlense, zinde kuvvetlerle birlikte büyük patronların harekete geçtiğini gördük. Tesadüf (!) bu ya, bu hareketlenmeler küresel güç merkezlerinin kuşatmasıyla da örtüşüyor.



Yakın tarihimizde böyle çok sayıda örtüşme var. Son 50 yıllık tarihimizde ne zaman seçilmiş siyasetçilerle bürokratik vesayetçiler ya da onların destekçisi dış güçler karşı karşıya gelse, TÜSİAD hep karşı cephede yer aldı. Bu yüzden de adı hep darbelerle birlikte anıldı.

Doğrusu büyük burjuvazi bu tavrını da hiç sorgulamadı... Hatırladığım kadarıyla sadece bir kez, TÜSİAD genel kurulunda , "TÜSİAD 12 Eylül darbesine destek verdi mi vermedi mi?" diye sordu ama cevap alamadı. 28 Şubat Postmodern darbeyle ilgili sorusu da cevapsız kaldı.

TÜSİAD'ın bu tutumu, 'nin güçlü iktidar olduğu son 17 yılda da sürdü.

TÜSİAD, ne 28 Nisan e-muhtıraya ne 367 hokkabazlığına, ne Gezi kalkışmasına, ne de FETÖ'nün ülkeyi içeriden çökertme operasyonlarına karşı "demokrasiden yana" net bir tavır almadı. Hatta TÜSİAD'ın önemli isimleri Gezi'ye destek verirken, o dönemin başkanı milletin gözünün içine baka baka FETÖ ile ilgili şunu söyledi:

"Ben bir paralel devlet görmüyorum."
Şimdi bu geçmişe sahip TÜSİAD'ın YİK Başkanı Tuncay Özilhan, iktidara ayar çeken şu çıkışı yapıyor:

"Seçim sonrasına itiraz şüphesiz siyasi partilerin doğal hakkıdır. Ancak seçmen iradesine de saygı duyulmasını isteriz."

İşin bamteli tam da burası... Hem itiraz hakkına saygı duyacaksın hem de hiç "yaşanmamış" olan "seçmen iradesine saygı duyulmasını" isteyeceksin. Türkiye'de seçmen iradesine "saygı duymayan" birileri mi var ki TÜSİAD bunun altını çiziyor?

Bu yaklaşım bana, İstanbul seçimlerinin yenilenmesi kararından sonra ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Morgan Ortagus'un şu sözlerini hatırlattı: "YSK seçimi tekrar etme kararı almıştır. Biz de Türkiye'nin diğer dostları gibi bu olağan dışı kararı not ediyoruz."



Özilhan da aynı şeyi söylüyor: "Bu sınavda kimin ne not aldığını tarih ileride yazacaktır."

İlham kaynağı orası mıdır bilmiyorum ama millet, şimdiye kadar yazılan demokrasi tarihimizde kimin darbelerden, kimin dışa bağımlılıktan, kimin sandıktan ve milli iradeden yana olduğunu çok iyi biliyor. Bu arada o tarih, geçmişte TÜSİAD'ın darbelere verdiği destek nedeniyle yargılanmasını isteyen solun suskunluğunu da yazacaktır. O suskun sola, TÜSİAD'ın büyük babalarından rahmetli 'un, diktatör Evren'e yazdığı mektubu hatırlatmakla yetinelim:

"'nin, solcu örgütlerin, Kürtlerin, Ermenilerin, bir takım politikacıların kötü niyetli teşebbüslerini devam ettirecekleri muhakkaktır, mutlaka engellenmelidir. Zatıâlilerine ve arkadaşlarınıza muvaffakiyetler temenni ediyorum. Emrinize amadeyim."

kalan karakter 1000

vesselam vesselam

söz ile uslanmayanların hakkı kötektir biraz zalimlere karşı devlet eli sopalı olmalı zalimlere hukuk olmamalı ya da hukuku doğru işletmeli işletilmeli canı çekmiş yokluktan baklava çalana arkası olmayana garibe fakire 15 yıl olmamalı zalime hukuku idareyi tanımayanlara hatta o hukuku o zalimlerin lehine ortaklıklarla yapanlara da el sopalı olunmalı artık iyiler doğrular ses çıkarmalı attığı tokatla ki bayramlar gerçekten anlam lı olsun laylay lom olarak değil sahip çıkarak kimselerin ihanet etmeye cesareti olamasın oldurulmamalı doğrulara iyilerede ölçülü imkanlar yağdırılmalı sahip çıkılmalı

Aynı Görüşte misiniz?
evet0
hayır0
cevapla 19.05.2019 14:28

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan TAKVİM veya takvim.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.